Notu Gizle
SORU'NU SOR cevabını size iletelim. Soru sormak için TIKLAYINIZ.

Gel Ey Sevgili

Konusu 'ŞİİR' forumundadır ve Zeynebül-Kübra tarafından 11 Haziran 2009 başlatılmıştır.

  1. Zeynebül-Kübra

    Zeynebül-Kübra KF Ailesinden Özel Üye

    Mesajlar:
    3.679
    Beğenileri:
    30
    Ödül Puanları:
    717
    GEL EY SEVGiLi...



    Yaradan Rabbimin adıyla okudum.

    Ey Muhammed seni okudum...

    Okudum, çoğaldı harflerim, ırmaklarım, yıldızlarım...

    Tüm kitaplara senin isminle yazıldım.

    Doğdum, Muhammede doğdum.

    Aşıksam, Muhammede aşığım. Ölürsem, Muhammede ölürüm. Gelirsem, Muhammede gelirim.



    Yusuf oldum kuyularda hep seni bekledim, Hüseyin oldum Kerbelada, Kuruyan dudaklarımla sayıkladım ismini, Gelsinde ırmaklar taşıyan ellerinden, Abı hayat akıtsın içime diye bekledim. Bekledim, kapandı yollarım, uzattım parmaklarımı, Hallaç gibi doğrandı ellerim. Hiç seni söyleyemedim. Dağlandı dudaklarım. Yazdım gözyaşlarımla mekkenin dağlarına:

    Ey sevgili, sen gel diye...

    Ağlama duvarını bir ciban gibi sırtında taşırken, Yorulan kollarıyla taş atan Kudüs'üm ben. Kaldırımlarımda ateşler yükselirken, Geldin öptün beni alnımdan, Serinleyip sarıldım taşlara yeniden. Ey Muhammed... Ey Sevgili. Ey Badi Sabah. Ey üzerimize doğan ay. Ey Güzelliklerin şahikasi. Ey şefaat pınarı

    Her düşmem gül ayaklarına kapanmamdır, Böğrümden yediğim her kurşunla tutarım ellerinden. Her şarkımda seni söylerim. Her tebessümüm senindir. Hep seni beklerim: Sen bir gelsen diye ey Sevgili...

    Sevgili... Ben Veyselim, Kenan illerinde hasretini soluyan, Hırkana bürünürüm karanlıkta kaybolduğumda, Dört taraftan vururlar bana, Vururlarda söyletemezler sensizliği, Sümeyye gibi develer ayırır bedenimi... Hamzayım Ey Sevgili, Uhuddayım tam önündeyim, Vahşinin mizrağı deler geçer yüreğimi, Gelde okşa ne olur oyulmuş kalbimi, Hind degğl hasretin acıtır onu...

    Ben Grozniyim, Keşmirim, Kandaharım... Saraybosnayım, Hamayım, Buharayım... Bağdattım, Morayim, Taşkentim... Doğu Timur'um, Türkistan'ım, Ahiska'yim... Halepçe'yim, Kırım'im, Istanbul'um, Ben kurşunlara evlat vermis anneyim. Kurşunlardan sakınan bedeniyle seni özleyen, Taş atan bir filistinliyim. Ben okul kapısında bekleşen ve ağlayan, Karanfil dağıtan kızım. Gel öp bizi alnımızdan, Gel sev bizi kanayan yaralarımızdan. Ey sevgili... Ey Muhammed...

    Gittin ya gül yüzlü sevgili. Kırıldım gittiginden beri. Kırıldıkça yandı canım. çarmıhta çivilenen benim ellerim, Benim ayaklarım. Harami sofralarda sergilenen benim başım. Beni bir ağaçta kıstırdılar, Kor bir testereyle biçildim. Ağladım, kurudu göz pınarlarım, Ağladım, hasretine türkü yaktım. Ağladım, gel diye ey sevgili...

    Sevgili... ömerim, Aliyim, Osmanım, Vuruldum bir niyaz vaktinde, Kanım dağıldı kitabin sayfalarına. Seni yazdım bir damla kanla, Isminin dolaştığı semaya, Bir baştan bir başa: Sen gel diye Ey sevgili...

    Ey sevgili... Kırıldımı dişin? Dikenler acıttı mı ayaklarını? Deve işkembeleri kirletti mi elbiselerini? Medine yollarında yoruldun mu? Taifte taşlar kanattı mı gül yanağını? Kırıldımı kalbin bize? Kırgın mısın sevgili?

    Ne çare Bekirler yok şimdi, Aliler, Osmanlar, Ömerler yok. Halidler gitti, Musablar gitti. Hatice yok, Zeynep yok, Fatıma yok. Müminlerin annesi sofra açmaz evlerimizde. Kedilerin babası dolaşmaz sokaklarımızda. Biz ne çok yetim olduk da, Senin gibi okşayanımız yok artık. Gel bir okşa ne olur. Yaralarımızdaki irinler azdı. Canımız acıdı. Bir merhamet et, bir gülümse efendim. Bir görün puslu şehirlerin üstünde. Bir ses ver puslu yüreklerimize. Bekler dururuz her seherde, Sen gel diye ey Sevgili...


    Ey Sevgili... Buralara bir hal oldu: Ne yakup inliyor şimdi, Ne Mısırda rüya görülüyor, Züleyhalar yalancı, Yedi adam ne yapsın, Mağaraların kapıları da kapalı. Musa vurunca asasını, Oynamıyor yer yerinden. Yol vermiyor kızıldeniz. Sakınmıyor ibrahimi ateşler, Su taşımıyor karınca. Ethemin baliklari getirmiyor iğneleri denizden. Buralara bir hal oldu: Sen yoksun, buralar duman oldu efendim.

    Bir mektubun gelmedi buralara... Bir Nesaci sormaz halimizi. Bir yalnıştır düştü ocağımıza. Bir karanlık çöktü başımıza. Ay aydınlatmıyor, Gül kokmuyor. Yokluğun karabasanlar gibi çökünce sinemize, Dağıldı hanemiz, Dağıldı yüreğimiz, Dağıldı birliğimiz...


    Sevgili affet bizi: Bir deve olamadık, Hasretinden catlayıp ölecek. Bir kuru ağaç olamadık, Yokluğuna kanlı gözyaşlar dökecek. Bir Bilal olamadık, Sensiz ses vermeyecek. Bir Ebu zer olamadık, Alıp başını gidecek.




    Ey sevgili, Ey şefaat sahibi, Affet bizi. Affet...

    şimdi bir şarkı düşer dilimize, Bir aşk iner yüreğimize. Bir el tutar elimizden. Bir af fermanı gelir ötelerden. Bir sen gelirsin. Bir sen gelirsin. Biz bin seviniriz: Sevgilim Muhammed diye... Sevgilim Muhammed diye... Meleklerle yarış ederiz...


    Gel sevgili!​


    Alıntı​
     
    Sponsorlu bağlantılar
  2. slymndzgn

    slymndzgn Tecrübeli

    Mesajlar:
    303
    Beğenileri:
    25
    Ödül Puanları:
    7

Sayfayı Paylaş