Fehm ve tefekkür ile ilgili velfecr-i bir tahlil

FERASETLİ

KF Ailesinden
Özel Üye
#1
Evet aziz ve saygıdeğer din kardeşlerim bu kitebemizde algılama ve düşünce üzerinde parmaklarımız ve klavyemiz çalıştığı oranda sizlerle paylaşmaya calışacam bi izni hudamın.Evet konuyu fazla deşmeden amile bir mefhum ile başlayalım.Ademin iki oğlunun yaşam öyküsünün bu kesiti, yani,Derken Allah, ona kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini göstermesi için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. Bu meseleyi bilmeyeniniz yok sanırım,ama yine bir hatırlatma babından ele alalım dedik ,hani o.Yazıklar olsun bana, Şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini gömmekten aciz miyim ben, dedi ve böylece pişman olanlardan oldu.ayeti, türü arasında bir benzeri bulunmayan tek bir ayettir. Bu ayette, duyu organlarının algılarından yararlanan insanın durumu somutlaştırılıyor. İnsanın, algılama yoluyla eşyanın niteliklerini, özelliklerini kavradığı anlatılıyor. Ardından insanın bu algılarını, hayata ilişkin amaçlarını gerçekleştirmeye yönelik düşüncenin malzemeleri haline getirdiği dile getiriliyor. Ki bu, bilimsel araştırmaların vardığı şu sonucu haklı çıkarıyor. İnsanın sahip olduğu bilgiler algılara ve sezgilere dayanır. Ve bu, anma ve fıtri bilgi teorisini savunanların tezlerine aykırı bir söylemi ifade eder.
Bunu biraz daha açacak olursak. İnsanı, sahip olduğu bilgi formları yani tasarım ve yargı nitelikli, tikel veya tümel olanı, çeşitli nitelikler arz eden bilgileri ve kavrayışlarıyla birlikte gözlemlediğimiz zaman, insanların en cahilinin, anlama ve düşünme kapasitesi bakımından en zayıf bile olsa, birçok formlara ve büyük bir yekun tutan bilgilere sahip olduğunu görürüz. Öyle ki bunları neredeyse saymak mümkün olmayacaktır. Daha doğrusu,alemlerin Rabbinden başka kimse bunların sayısını bilemez.
Çokluğuna ve istatistiklerin kapasitesini aşmasına rağmen, insanın dünya hayatı boyunca sürekli arttıkları, geliştikleri de gözlemlenen bir olgudur. Süreci geriye doğru işletmek mümkün olsa, yavaş yavaş azalıp sonunda sıfıra dayandığını görürüz.İnsan, bilgi namına hiçbir şeye sahip olmayan bir varlık olarak belirginleşir. Nitekim yüce Allah şöyle buyurmuştur.İnsana bilmediğini öğretti.Alak, 5.
Bu ayette verilmek istenen mesaj, Allah, insana bilmediğini öğretir, bildikleri hususunda ise insanın Allahın eğitimine ihtiyacı yoktur, değildir. Çünkü şurası göz ardı edilemez bir gerçektir ki, hangisi olursa olsun, insanın sahip olduğu bilgi, varoluşunu olgunlaştırma ve hayatı çerçevesinde yararlanma sürecinde ona yol göstericilik yapma işlevini görür. Doğal uyarılmalar ve etkilenmeler sonucu cansız varlık türlerinin vardıkları hedefe, canlı varlıklar bu arada insan oğlu da bilgi aydınlığıyla ulaşır. Bu demektir ki bilgi, hidayetin nesnel karşılıklarından biridir.selam ve dua ile..