Notu Gizle
SORU'NU SOR cevabını size iletelim. Soru sormak için TIKLAYINIZ.

el-Müteâlî

Konusu 'ALLAH(CELLE CELALUH)'IN 99 İSMİ' forumundadır ve sahasan tarafından 12 Şubat 2010 başlatılmıştır.

  1. sahasan

    sahasan © ◄ كُن فَيَكُونُ ► Forum Administrator

    Mesajlar:
    13.118
    Beğenileri:
    4.065
    Ödül Puanları:
    9.820
    el-Müteâlî

    [​IMG]

    el-Müteâlî, izzet, şeref ve hükümranlık bakımından en yüce olan, aklın alabileceği her şeyden çok yüce olan, noksanlıklardan uzak,
    yücelik, şan, şeref, kuvvet ve kudret sahibi olan demektir.
    Ra’d sûresi (13), 9: “Allah görünmeyeni de bilir, görüneni de. Büyüktür ve yücelerden yücedir.”
    Kur’ân-ı Kerîm’de sadece bir âyette geçen bu muhteşem ismini çalışırken yine tıkandım Allah’ım! Kelimeler yetersiz, kelimeler güçsüz... Ben, Seni ancak Senin

    Yüce kelâmınla anlatabileceğim Rabbim. Sarıldım kelâmına, Seni anlatan birkaç âyeti sıraladım sadece:
    Hıcr sûresi (15), 21: “Her şeyin hazineleri yalnız bizim yanımızdadır...”
    Bakara sûresi (2), 255: “...O’nun kürsisi, bütün gökleri ve yeri kuşatmıştır. Onların her ikisini de korumak O’na ağır gelmez...”
    En’âm sûresi (6), 13: “Gecede, gündüzde barınan her şey O’nundur. O, işitendir, bilendir.”
    Fussilet sûresi (41), 38: “Eğer onlar (Allah’a kulluktan) büyüklük taslarlarsa bilsinler ki, Rabbinin yanındaki melekler gece gündüz O’nu tesbih ederler ve

    hiç usanmazlar.”
    Tâ-Hâ sûresi (20), 114: “Hükmü her yerde geçerli gerçek hükümdar olan Allah yücedir...”
    Âl-i İmrân sûresi (3), 189: “Göklerin ve yerin mülkü Allah’ındır. Allah her şeye kâdirdir.”
    En’âm sûresi (6), 1: “Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah’a mahsustur...”
    Hamd olsun sana Rabbim!
    Seni anlatmama izin verdiğin için, kalemime güç verdiğin için, bu kadarcık da olsa, Seni anlatabilmek nimetini bağışladığın için Sana hamd olsun...
    Senin iznin olmadan, yaprak bile kıpırdayamazken, sayfalar boyu, kalemimi oynatma gücünü veren Rabbim, Seni övebilmekten, Seni, Sana lâyık bir şekilde medh

    edebilmekten acizim.
    Sen, yücelerden yücesin! el-Müteâlî olansın! Ben ancak, kudretinin yansıdığı eserlerine bakıyor ve beynimin payına düşen kırıntılarla mest oluyorum. Yüreğim,

    beynimden daha şanslı; zira ona sevgiyle güç veren Sensin. Gönül dünyam, senin sevginden aldığı hazla şaha kalkabiliyor; farklı boyutlara atlıyor ve dünyayı
    tâ ötelerden seyrettirebiliyor bana. Yüreğimin de, senin mülkünün içinde çok, ama çok küçük kaldığını biliyorum.
    Dilimde tesbih; Sana bütün varlığımla hamd ediyor, Seni peygamberimin öğretisi ile övmeye çalışıyorum:
    Sübhanallahi adede halkıhî.
    “Ben Allah’ı uluhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan, yarattıkları sayısınca tenzih ederim!”
    Sübhanallahi rıdâ nefsihî.
    “Ben, Allahı, O’nun rızasını kazanmak için kendisinin hoşnut olacağı sayıda tesbih ederim.”
    Sübhanallahi zinete arşihî.
    “Ben, Allah’ı arşının ağırlığınca tesbih ederim.”
    Sübhanallahi midâde kelimâtihî.
    “Ben Allah’ı O’nun bitip tükenmeyen kelimeleri sayısınca tesbih ederim.” (Müslim, Zikr 79, (2726); Tirmizî, Deavât 117, (3550); Ebû Dâvûd, Salât 359, (1503);

    Nesâî, Sehv, 93)
    Ya Rabbi! Sana lâyık bir kul olmayı nasip eyle bizlere. Âmîn.


     
    Sponsorlu bağlantılar

Sayfayı Paylaş