el-Mukît

sahasan

© ◄ كُن فَيَكُونُ ►
Forum Administrator
#1
el-Mukît



el-Mukît, mahlûkatın azığını temin eden, yaşamak için gıdaları yaratan, bedenlerin ve ruhların açlığını doyuran, onların gıdasını veren ve her şeyi koruyan demektir.
Fâtır sûresi (35), 3: “Ey insanlar! Allah’ın üzerinizdeki nimetini anın. Allah’tan başka bir yaratıcı mı var? O size gökten ve yerden rızık verir. O’ndan başka ilâh yoktur. O halde (haktan) nasıl çevrilirsiniz?”
el-Mukît ismi, “Rezzâk” ve “Vehhâb” isimlerinden daha geniş bir boyut taşır dostlar.
Yüce Allah, er-Rezzâk ismi ile tecelli ederek, bütün yarattıklarının rızkını verir, onların bedenlerinin ihtiyacını karşılar.
Yüce Allah, el-Vehhâb ismi ile tecelli ederek, o rızkları, kulları, mahlûkatı istemeden onlara binbir sebep ile ulaştırır!
Yüce Allah, el-Mukît ismi ile ayrıca, “halifem” dediği insanın, beden açlığını doyuracak maddi rızklar verişi yanında, gönül dünyasının açlığını da manevi gıdalarla doyurur dostlarım!
el-Mukît’tir O!
Mahlûkatının azığını temin edendir O!
Ve insanoğlunun, “ol” emriyle başlayan hayat yolculuğunda, onun yol azığını, daha embriyo halinde iken yanına verendir O!
İnsan yavrusunu dünyaya taşıyan “rahim” adlı durakta, anne ile yavrusu arasında bir göbek bağı ile besin alışverişini sağlayan, bebeğin vücudunun gelişmesini, anneciğinin kanından geçen gıdalarla temin edendir O!
Annelere “Rahîm” isminin tecellisi olarak “rahim” adlı organı lütfederek, yavruyu daha yolculuğunun başında rahmetle sarmalayandır O!
Dünyaya gelişiyle birlikte, anneciğinin göğüslerini, tıbbın “harika gıda” olarak isimlendirdiği “anne sütü” ile dolduran ve her bir emzirme seansında anne ile yavruyu kucaklaştırarak “sevgiyle” birbirine bağlayandır O!
Gelişme çağıyla birlikte babacığı eliyle, envai türlü rızkı, evlatlara ulaştıran, gelişmekte ve büyümekte olan bedene paralel olarak, “namaz” emrini vererek, kulunu “kendisiyle beraber olmaya” çağırmakla, “arayış” sinyalleri veren genç ruhlara, azığını gönderendir O!
Olgunlaşmış bir ruhun bedenini bir yandan nimetlerle doyururken, diğer bir yandan kendisine karşı “kulluk” vazifeleri ile de onu donatarak, ailesinin geçimini sevgiyle temin ederken, kazancının fazlasıyla, “zekât” ve “karz-ı hasen”lerle maddi yolla ulaşılabilecek manevi lezzetleri tattırandır O!
“el-Mukît’tir O dostlar!
Müzzemmil sûresinin (73), 20’inci âyetinde: “Onun için Kur’ân’dan kolayınıza geldiği kadarını okuyun, namazı kılın, zekâtı verin ve Allah’a güzel bir borç verin (Hayırlı işlere mal sarfedin). Kendiniz için gönderdiğiniz her iyiliği, Allah katında daha hayırlı ve sevapça daha büyük olarak bulacaksınız. Allah’tan bağış dileyin. Kuşkusuz Allah bağışlayandır, merhamet edendir.” buyurarak, kulu ile “aşk boyutunda” alış-veriş yapıp, onun “sevgi” ihtiyacı ile yaratılmış gönül dünyasını, “varlığı” ile doyurandır O!
Kur’ân-ı Kerîm’ini, bir hidâyet rehberi, bir öğüt verici ve gönüllere “şifa” kılandır O!
Çünkü gönül âleminde “yol azığı”, “sevgi”dir dostlar! Beden, su, ekmek ve aş isterken “gönül”, “sevgi”yi bulmak ister!
Dünya yolculuğunda, kuluna “yol azığı” temin edip, sevgiyi aratandır O!
Yarattığı her şeye sevgisini işleyerek, bunu kuluna gösterendir O!
Habibi vasıtasıyla gönderdiği Kur’ân-ı Kerîm’le ruhları dirilten “Yüce Yaratıcı”dır O!
Kadir sûresi (97), 1-5: “Biz o (Kur’ân)nu Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen nereden bileceksin? Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Ruh (Cebrail veya Ruh adındaki melek) o gece Rablerinin izniyle, her iş için inerler. O gece, tanyeri ağarıncaya kadar süren bir selâmettir.”
Kadir gecesinde, meleklerini saf saf yeryüzüne indirerek, kulları ile meleklerini bu dünyada buluşturan, ruhlarını doyuran “Yüce Rabb”dir O!
İki Cihan Serveri Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s.) ile “İmanın tadını tatmak istiyorsanız, Allah ve Resûlünü her şeyden çok sevin”, “Sevdiklerinizi Allah için sevin!” diyerek, kullarına, gerçek sevginin adresini gösterendir O!
Ey, Habibinin, “Kişi sevdikleriyle beraberdir” muştusu ile bana ümit kapılarını açan Rabbim! (Buhârî, Edeb, 96; Müslim, 165; Tirmizî, Zühd, 50.)
Ey, “Ben, bedenlerinize değil, kalplerinize bakarım” buyuran Rabbim!
Ey Rabbim! Kalplerin gıdasının, “Seni zikretmek” olduğunu bildiriyorsun. Ra’d sûresi (13), 28: “Bilesiniz ki kalpler ancak Allah’ın zikri ile huzur bulur.”
Ruhumu kelâmınla doyur Allah’ım!
Kalbimi zikrinle dirilt Allah’ım!
Beni sevginle sarıp sarmala, ömür boyu sevginle yaşat Allah’ım!
Ey Allah’ım! Beni, “sevgi”nle yaşayanlardan, herkese “sevgi”ni anlatanlardan ve sevgini ışık ışık yansıtanlardan eyle. Âmîn.