Notu Gizle
SORU'NU SOR cevabını size iletelim. Soru sormak için TIKLAYINIZ.

el-Muızz

Konusu 'ALLAH(CELLE CELALUH)'IN 99 İSMİ' forumundadır ve sahasan tarafından 26 Temmuz 2009 başlatılmıştır.

  1. sahasan

    sahasan © ◄ كُن فَيَكُونُ ► Forum Administrator

    Mesajlar:
    13.118
    Beğenileri:
    4.065
    Ödül Puanları:
    9.820
    el-Muızz

    [​IMG]

    el-Muızz, üstün kılan, izzet ve şeref veren;
    el-Müzill, zillete düşüren, hor ve hakir kılan, rezil ve perişan eden demektir.
    Âl-i İmrân sûresi (3) 26: “De ki: “Ey mülkün sahibi Allah’ım! Sen mülkü dilediğine verirsin, dilediğinden de onu çeker alırsın, dilediğini aziz edersin, dilediğini zelil edersin. Hayır, Senin elindedir. Muhakkak ki, Sen her şeye kâdirsin.”
    Allah, kendisine iman edip, salih amel işleyenleri yükseltir dostlar. Dilediği kuluna “iman” nurunu nasip eder ve onu izzetlendirir. “İman” nimeti, o kulu haysiyet ve vakar sahibi yapar. İman bir kalbe yerleştiği zaman, insan yalana, adaletsizliğe ve zulme asla tenezzül etmez!
    İman, insan hayatından gafilliğin silinip, el-Azîz olan Allah’ın emir ve isteklerinin hakimiyetinin başlaması demektir. Ve iman, Allah’tan başka hiçbir güç önünde eğilmeyen, dünya hayatını ötelere basamak yapan, onun için de başı daima dik, gözleri yücelerde, bir insan tipi çıkarır ortaya.
    Yalan ve entrikaların kirletemediği, dünya meşakkatlerinin yer yer kararttığı gönül dünyasını da her an gözyaşları ve tövbe ile yıkamaya hazır, kalbi Yaradanıyla ilişkide, sadece O’nun sevgisini kaybetme korkusu ile titreyen asil bir insandır iman eden kişi!
    İman eden kişi Âl-i İmrân sûresi (3)’nin 139’uncu ayetinin ışığında yaşamını sürdürür: “Gevşemeyin, üzülmeyin, eğer hakikaten inanıyorsanız, muhakkak üstün olan sizsinizdir.”
    Allah, ‘Muızz’dir, kendisine inanan kulu hep aziz kılar!
    Kıyamete yürüyen dünya, “izzet” sahibi olanların, Allah yolunda mücadele edip, İslâm’ın çağlar üstü mesajını, bir sonraki nesle taşıyanların ibret ve izzet dolu yaşamlarını anlatır bizlere!
    “İzzet” ile “kibir” birbirine karıştırılmamalıdır!
    “İzzet”, bir insanın, kendi değerini tanıması, fâni nimetler ve dünyevî çıkarlar uğruna değerlerini kaybetmemesi, koruması ve kıymetli tutması demektir.
    “Kibir” ise, insanın kendini bilememesi ve onu, hakiki mevkiinden, bulunduğu konum ve dereceden üstün zannetmesi, kendini, diğer insanlardan farklı sanarak, büyüklenmesi demektir.
    Gül Nebi Muhammed Mustafa (s.a.s.): “Müslüman kardeşine karşı tevazu gösteren kimseyi Allah yüceltir. Ve ona karşı üstünlük taslayan kimseyi ise alçaltır.” buyuruyor. (Seçme Hadisler, S. 83)
    Bakara sûresi (2), 34: “Ve o zaman meleklere: “Âdem’e secde edin!” dedik, hemen secde ettiler. Yalnız İblis dayattı, kibrine yediremedi, inkârcılardan oldu.”
    A’râf sûresi (7), 12: “(Allah) buyurdu: “Sana emrettiğim zaman, seni secde etmekten alıkoyan nedir?” (İblis): “Ben, dedi, ondan hayırlıyım; beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın.”
    Muhteşem kelâmdan yağan mesajlara bakınız dostlar.
    Lokmân sûresi (31), 18: “Hem insanlara karşı avurdunu şişirme (kibirlenme) ve yeryüzünde çalımla yürüme. Çünkü Allah övünen ve kuruntu edenlerin hiçbirini sevmez.”
    İsrâ sûresi (17), 37: “Yeryüzünde kibir ve azametle yürüme! Çünkü sen asla yeri yaramazsın ve boyca da dağlara erişemezsin.”
    Allah, Muızz’dir dostlarım! İnananları dünyada da ahirette de “aziz” eder.
    Dünya hayatında inanan kişinin hedefi, sadece ve sadece Allah’ın rızasını kazanmak ve bu dünya hayatını, ebedî hayat için sermaye kılmak iken, inanmayan, inkâr edenlerin hedefi ise, insanların takdiri, acizlerin alkışlamaları ve onların övgüsüdür dostlarım!
    Allah (cc), inkâr edenler için de dünya ve ahiret azabını, insanların önünde rezil olmakla verir!
     
    Sponsorlu bağlantılar

Sayfayı Paylaş