el-Hamîd

sahasan

© ◄ كُن فَيَكُونُ ►
Forum Administrator
#1
el-Hamîd



el-Hamîd, bütün isimleriyle de övgüye, hamde tek lâyık olan, yaptıklarında, söylediklerinde, dininde ve takdirinde hamdolunan, bütün

varlığın diliyle övülen ve ancak kendisine şükredilen demektir.
Fâtiha sûresi (1), 1-4: “Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın ismiyle. Hamd o âlemlerin Rabbi, O Rahmân ve Rahim, O, din gününün maliki Allah’ın...”
(Hamd, Âlemlerin Rabbi, Rahmân ve Rahîm olan, din gününün de sahibi olan Allah’a mahsustur.)
En’âm sûresi (6), 1: “Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah’a mahsustur...”
Câsiye sûresi (45), 36: “Hamd, göklerin Rabbi, yerin Rabbi ve âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.”
Ra’d sûresi (13), 13: “Gök gürültüsü O’na hamd ile melekler de O’nun korkusundan dolayı O’nu tesbih ederler...”
Zümer sûresi (39), 75: “Meleklerin de arşın etrafını kuşatarak, Rablerine hamd ile tesbih ettiklerini görürsün...”
Şûrâ sûresi (42), 28: “İnsanlar ümitlerini kestikten sonra yağmuru indiren ve rahmetini her tarafa yayan O’dur. Övülmeye layık olan gerçek dost O’dur.”
Hacc sûresi (22), 64: “Göklerde ve yerde ne varsa hep O’nundur. Doğrusu Allah müstağnîdir, övülmeğe layıktır.”
Fâtır sûresi (35), 15: “Ey insanlar! Siz Allah’a muhtaçsınız. Allah ise zengin ve her hamde lâyıktır.”.
İbrâhîm sûresi (14), 8: “Musa dedi ki: Siz ve yeryüzünde bulunanların hepsi nankörlük etseniz, iyi biliniz ki Allah hepinizden zengindir, hamdedilmeye

layıktır.”
el-Hamîd’dir O, dostlar!
O, kullarından, bunca nimetlerine karşılık sadece “şükür” ister.
Bakara sûresi (2), 152: “O halde beni anın, ben de sizi anayım. Bana şükredin de nankörlük etmeyin.”
İbrâhîm sûresi (14), 7: “Ve hatırlayın ki Rabbiniz size şöyle bildirmişti: Yüceliğim hakkı için şükrederseniz elbette size (nimetimi) artırırım ve eğer

nankörlük ederseniz hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir.”
İnsan, Allah’ı üç şekilde anar dostlarım:
1- Diliyle anar: O’nun isimlerini zikreder, verdiği her şeye hamd eder, Kur’ân-ı Kerîm’i okuyarak, O’na dua eder.
2- Kalbiyle anar: Kâinatın sırlarını anlamaya çalışarak imanını artırır, onun emir ve yasaklarına uymakla, O’nu kalben tasdik ettiğini ifade eder.
3- Bedeniyle anar: Her âzasını O’nun yolunda kullanarak, hamd etmenin, şükretmenin zirvesine ulaşır.
Ey, hamde tek lâyık olan Rabbim! Sana hamd olsun.
İsrâ sûresi (17), 111: “Ve şöyle de: Hamd o Allah’a ki, hiçbir çocuk edinmedi, mülkte ortağı yoktur, aciz olmayıp bir yardımcıya da ihtiyacı yoktur. Tekbir

getirerek O’nu noksanlıklardan yücelt de yücelt.”
Yüzümü secdelere koyuyor, Gül Nebi Muhammed Mustafa’nın (s.a.s.) öğreticiliği ile sana dua ediyorum:
“Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerike leh. Lehûl mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.”
Yûnûs sûresi (10), 10: “Onların oradaki duaları: “Allahım, sen yücelerden yücesin”; sağlık dilekleri “selâm”, dualarının sonu da “Âlemlerin Rabbi Allah’a

hamdolsun.” diye şükretmek olacaktır.”
Rabbim, Sana, Senin arzu ettiğin, razı olduğun gibi hamd edebilmeyi, Senin yüce adınla çene kapamayı ve Firdevs cennetlerinde cemalinle müşerref olmayı nasip

eyle. Âmîn.