el-Basîr

sahasan

© ◄ كُن فَيَكُونُ ►
Forum Administrator
#1
el-Basîr

el-Basîr, her şeyi gören, her şeyin hakîkatini gören, bilen, hiçbir şey Kendisinden saklanamayan, yapılanları tek tek zaptedip muhafaza eden demektir.
el-Basîr, sözlükte, görmek, bilmek ve sezmek anlamındadır.
Kur’ân’ı Kerîm’de “Basîr” ismi, 4 ayrı anlamda, “sezen”, “gözüyle gören”, “kesin delil sayesinde gerçeği idrak eden” ve “ibret gözüyle bakan” anlamlarında kullanılır.
İnsanoğlunun “görmesi”, Allah’ın Basîr isminin tecellisidir.
Ve insan, Allah’ın kendisine bahşettiği bu büyük lütuf ile 21. yüzyıl ilminin hâlâ çözemediği muhteşem dizaynlı görme organı “gözü” sayesinde etrafını müşahede eder.
Allah’ın görmesi ise, bizim idrak boyutumuzun çok ötesindedir. Uydu gözler yapıp, dünyayı uzaydan gözetlemeyi başarabilen bu günün insanı, ancak tefekkür ederek, Rabbinin nasıl görebildiğini düşünebilir.
İnsan, ancak içinde bulunduğu ortamda ve aydınlıkta etrafını görebilir. O Yüce Yaradan ise kulunu, içinde bulunduğu odayı, o odanın içinde bulunduğu evi, evin yerleştiği şehri, o şehrin içinde bulunduğu memleketi, o memleketin dâhil olduğu kıtayı, dünyayı, dünyayı taşıyan uzayı, uzayın içinde bulunduğu kâinatı da görmektedir.
Çünkü O, Kehf sûresi (18)’nde (26) belirtildiği gibi,
“... O, ne güzel görendir...”
Ey, kapkara bir gecede, simsiyah bir taş üzerindeki kapkara bir karıncayı veya daha da küçük bir yaratığı gören ve onun da rızkını veren Rabbim!
“Basîr” ismine sığınarak Sana yalvarıyorum; görüşümüzü Kur’ân-ı Kerîm ile aydınlat ve bizleri basîret sahibi kıl!
En’âm sûresi (6)’nin 103. âyet-i kerimesinde “Gözler O’nu (ihata edip) kuşatamaz, O ise bütün gözleri (ihata edip) kuşatır. O, lûtuf sahibidir, her şeyden haberdardır.” buyurarak, kuluna kendini tanıtan Rabbim, Seni seviyorum!
Ey Rabbim, Âl-i İmrân sûresi (3)’nde 156: “... Hayat veren de öldüren de Allah’tır. Allah yaptıklarınızı hakkıyla görendir.” buyuruyorsun!
Ey Rabbim, Bakara sûresi (2)’nin 110’uncu âyetinde kulunun yolunu çiziyor, ona, Sana varılacak en doğru yolu, sevgiyle öğretiyorsun:
“Siz namazı hakkiyle kılmaya bakın ve zekâtı verin! Kendi nefsiniz için önden her ne hayır yapıp gönderirseniz, Allah katında onu bulursunuz. Muhakkak ki, Allah bütün yaptıklarınızı görmektedir.”
Ey Rabbim, Sana inanan kullarını, Senin rızan için yaşayan ve Senin hoşnutluğunu kazanmak için salih ameller işleyen kullarını, ebediyetin serinliği ile rahatlatıyorsun!
Âl-i İmrân sûresi (3), 15: “De ki, size, o istediklerinizden daha hayırlısını haber vereyim mi? (İtikâdî ve amelî yanlışlardan) korunan kullar için Rablerinin yanında cennetler var ki, altlarından ırmaklar akar, içlerinde ebedî kalmak üzere onlara, hem tertemiz eşler var, hem de Allah’tan bir rıza vardır. Allah, o kulları hakkıyla görücüdür.”
el-Basîr olan Rabbimiz, insanlar görmese de, görüp de kıymet bilmese de, kulunun zerre miktarı yaptığı hayrı, iyiliği görüp, boşa götürmeyip amel defterine kaydeder.
Ey, Basîr olan Rabbim!
Sen, kulunu görensin! Sen, kulunu bilensin! Ve Sen, kulunu sevensin!
Sen, kulunu sevdiğin için, “Basîr” isminin tecellisi ile ona gözler bahşeden ve gerçekleri Kur’ân-ı Kerîm ışığında görebilmesi için basiretini açansın.
En’âm sûresi (6), 50: “...De ki: Kör ile gören bir olur mu? Hiç düşünmez misiniz?”
En’âm sûresi (6), 104: “Muhakkak size Rabbinizden basiretler (hak deliller, sâlim kalbin kavrayıp kabul ettiği hakîkatler) geldi. Artık kim hakkı görürse faydası kendisine, kim de körlük ederse zararı kendisinedir. Ben sizin bekçiniz değilim!”
Hûd sûresi (11), 24: “Bu iki ayrı grubun (mü’minlerle kâfirlerin) meseli, kör ve sağır ile gören ve işiten gibidir. Bunlar hiç eşit olabilirler mi? Hâlâ düşünmeyecek misiniz?”
Biz âciz kullarını, Basîr isminin aydınlığında görenlerden eyle Allah’ım!
Gözlerimizi Kur’ân-ı Kerîm’i okuyan gözlerden, âyetlerini anlayıp, hayata geçirenlerden eyle Allah’ım!
Allah’ım, bizleri, gözlerini “kâinat” kitabına çevirip seyredenlerden, her yaratılmıştan ibret alıp tefekkür edenlerden eyle!
“Sonra gözünü tekrar tekrar döndür (bak). Göz (aradığı bozukluğu bulmaktan) âciz ve bitkin halde sana dönecektir.” (Mülk Sûresi (67), 4.)
Ya Rabbi! Bizleri bu âyet-i kerîmenin manasını yaşayıp, gözünü kâinat şaheserine çevirip, eşsiz sanatın karşısında, âciz ve bitkin ruhlarımızı Sana yöneltenlerden eyle!
Allah’ım, bizi, “Esmâ-i Hüsnâ”nı öğrenip, hayatına geçirenlerden eyle! Âmîn.