el-Aliyy

sahasan

© ◄ كُن فَيَكُونُ ►
Forum Administrator
#1
el-Aliyy



el-Aliyy, pek yüce olan, beşerî tasavvurun tahayyül edeceği her şeyin ötesinde ve üstünde olan, kendinden daha üstün hiçbir şey olmayan, izzet ve şeref bakımından hükümranlığı ile en yüce olan demektir.
Şûrâ sûresi (42), 4: “Göklerde ve yerde ne varsa, hepsi O’nundur. O çok yücedir, çok büyüktür.”
Dostlarım, Kur’ân-ı Kerîm’in seksen yedinci sûresi A’lâ sûresidir! Bu sûre, Rahmân sûresinin, Allah Teâlâ’nın bir ismi olan Rahmân, ismi ile başlayışı gibi “Aliyy” ism-i şerifi zikredilerek başlar. Bu sûrenin ilk ayetinde Yüce Allah, Hz. Peygambere (s.a.s.) hitab ederek, “Rabbinin yüce adını tesbih et.” buyurur. Bu, âlemleri titreten yakınlık ve iltifat dolu hitaba, Peygamber Efendimiz (s.a.s.) hemen; “Sübhane Rabbiyel A’lâ” diye cevap verir dostlar!
“Tesbih”, övgü, noksan sıfatlardan tenzih, Yüce Allah’ın güzel sıfatlarının anlamlarını göz önüne getirmek, bunların parıltısı ile kalben huzur içinde yaşamak demektir!
“Sübhane Rabbiyel A’lâ” tesbihi, âlemlerin Rabbinden, yarattığı ‘en muhteşem kul’a yapılan hitabın cevabı olarak, namazlarımıza peygamber buyruğu olarak geçirildi dostlar.
Güzeller güzeli Gül Nebi (s.a.s.) bu sûreyi çok severdi; çünkü 19 ayet-i kerimeden oluşan bu sûre, kâinatı sarmalayışıyla, evrenin her köşesini, Yüce Rabbinin tesbih ve övgüsüne cevap veren bir mabed haline getiriyordu.
“Sebbihısme Rabbikel A’lâ!/Yüce Rabbinin adını tesbih et.” “Sübhane Rabbiyel A’lâ/Yüceler Yücesi Rabbimi tesbih ederim.” Bu sesleniş, kâinatın en muhteşem hitabıdır ve kuldan Rabbe yükselen en güçlü sedadır...
“el-Aliyy” olandır O!
Her şeyi yaratan, düzene koyan, sanatını en mükemmel şekilde icra eden, her mahlûkunun, yolunu ve hedefini planlayan, niçin yarattıysa, o gayeye yönelten ve kendisine uygun olan müddetle dünyada kalış süresini belirleyendir O.
Büyükten küçüğe, karmaşıktan basite, varlık âleminde yaşamış olan her şey, O’na tanıklık etmektedir!
Her şey, O’nu tesbihtedir dostlar! Sadece, “gaflet” perdesi ile örtülü olduğumuz için biz insanlar, bunun farkına varamıyoruz. Her yaratılmış mahlûk, hiç itiraz etmeden, dünya sahnesinde rolünü oynar ve “hâli” ile Rabbini tesbih eder; vadesi gelince de ayrılır gider bu dünyadan!
Atom, elektronları, nötron ve protonları ile kendi içinde kusursuz bir uyumla dönmekte; güneş sistemi de yıldızları, uyduları ve güneşiyle aynı kusursuz uyum içinde vazifesini eda etmektedir!
A’lâ sûresi (87), 1-3: “Yüce Rabbinin adını tesbih et. Yaratıp düzene koyan O’dur. Takdir edip hidayeti (hayrı-şerri) gösteren O’dur.”
Şûrâ sûresi (42), 51: “Allah bir insanla ancak vahiy yoluyla veya perde arkasından konuşur. Yahut da bir elçi gönderir de izniyle ona dilediğini vahyeder. Şüphesiz ki O Aliyy (çok yüce)dir, hüküm (ve hikmet) sahibidir.”
Hz. Allah (cc) kullarının görevlerini eksiksiz yapmaları ve bu dünya hayatını boşa geçirmemeleri için onlara elçiler ve kitaplar gönderir; kuluna, kendisine verdiği “akıl” nimetini en iyi şekilde kullanmasın öğretir ve “kâinat kitabı”nı okumasını öğütler!
el-Aliyy’dir O dostlar.
Hz. Allah (cc), kulunun, kâinata atılmış o, “muhteşem imza”yı görmesini ister. Varlık âlemi, O, Yüceler Yücesini tesbih ederken, O, Rahmân ve Rahîm olan Allah, “emanetini yüklenen” insanı; yeri, göğü ve arasındaki her şeyi emrine amade kıldığı insanı; “ruhundan ruh üfleyerek” şereflendirdiği insanı, kulluk bilinci içinde yaşıyor görmek ister!
Mü’min sûresi (40), 13: “Size âyetlerini gösteren, sizin için gökten rızık indiren O’dur. Allah’a yönelenden başkası ibret almaz.”
O’nu “bilmek”le mükellefiz dostlar!
O’nu “bulmak”la mükellefiz!
Bir su gibi akıp giden zamanı, en iyi şekilde değerlendirmek için, önce Rabbimizi tanımalıyız!
Ecel gelmeden, “Ah, daha çok vaktim olsaydı da, daha çok ibadet etseydim!” demeden önce O’nu tanımalı, O’nun için yaşamalı ve bu ömrü de, O’nun rızasını kazanmak için tüketmeliyiz!
Gidiş, “o muhteşem huzura” dostlar!
Sebe’ sûresi (34), 23: “Allah’ın huzurunda şefaat da fayda vermez. Ancak izin verdiği kimseninki müstesna. Nihayet kalblerinden dehşet giderildiği zaman “Rabbiniz ne buyurdu?” derler. (Şefaat sahipleri de): “Hakkı söyledi” derler. O, Aliyy (çok yüce)dir, çok büyüktür.”
“Sübhane Rabbiyel A’lâ”
Rabbim, Seni bilebilmeyi ve gül dalındaki beyaz, bembeyaz güller gibi Sana yakışabilmeyi nasip eyle! Âmîn.