Düşünmeden söylenenler ve gerçekler

  • Konbuyu başlatan AhDe_VeFaLi
  • Başlangıç tarihi
A

AhDe_VeFaLi

Guest
#1
Düşünmeden söylenenler ve gerçekler
mumin secim

Biz insanlığın , hayat nizamını oluşturması için gereken kaynağı yalnız bu kainatın yaratıcısından alması gerektiğini savunuyor ve müslümanlarında bunun ilan edicisi , haykırışcısı olması gerektiğini söyleyerek sözlerimize başlıyoruz.


Hamd alemlerin rabbi ALLAH subhanehu teala ya salat ve selam onun Resulu Muhammed sav onun ashabına ve onları takip edenlere olsun.

Biz insanlığın , hayat nizamını oluşturması için gereken kaynağı yalnız bu kainatın yaratıcısından alması gerektiğini savunuyor ve müslümanlarında bunun ilan edicisi , haykırışcısı olması gerektiğini söyleyerek sözlerimize başlıyoruz.

Geçtiğimiz 11/09/2009 tarihinde devlet bakanı Sayın Egemen Bağış’ın 11 eylül saldırılarının yıldönümü ile alakalı yaptığı yazılı açıklamanın yüzeysel bir bakışla insanlık adına güzel bir konuşma olduğunu, aydın bir bakış ile de Müslümanlar adına taklitçi ve tamamen zillet içeren bir konuşma olduğunu söylemekten kendimizi alamıyoruz.
Şöyle ki insanlık adına bütün terör eylemlerini kınıyoruz diyerek 11 eylül saldırılarını Amerika’ya yapılmış bir eylem olduğunu söylerken, bu hareketin sonunda A.B.D nin hem kendi halkı karşısında hemde bütün Dünya üzerinde , Müslümanlık eşittir terörizm izlenimi vermesinden, burdan hareketle Orta Doğuda Müslüman kanı akıtmak için haince planların başlangıç noktası olduğundan bu plan sonucu A.B.D nin Irak ta Afganistan’da Pakistan’da binlerce masumu acımasızca katlettiğini , kafir ordusunun aşağılık askerlerinin bir insana asla yapılmaması gerekli olan fiilleri yapıp hatıra fotoğrafı çekmelerinden bahsetmiyor.

A.B.D nin ısrarla İslam ve Müslüman eşittir terörizm vurgusunu yapma kastını ise biz ancak şu şekilde belirtip konuya açıklık getirmek isteriz ki belki zillet altındakiler yazdıkları yazının , konuştukları konunun farkına varıp tövbe edip alemlerin Rabbinden af dilerler.

A.B.D ideolojik bakımdan Kapitalizmi Demokrasiyi benimseyen ve onu koruyan tatbik eden ve yayan bir ülke olma vasfı ile bu dünyada hayat sahasından Kominizmi kaldırdığı gibi asla islam ideolojisini kaldıramayacağını ve bir gün kendi nizamının yerle bir olacağını bildiği için bütün insanlık üzerindeki liderliğini korumak uğruna ALLAH subhane ve Tealanın nizamına aynen Velid bin Mugire gibi inatçı kesilmiş , ölçmüş biçmiş ve halkının İslam’a meyl etmemesi için Müslüman eşittir terörist olgusunu bu tür eylemleri kullanarak yerleştirmiştir. Velid bin Mugire de kendinin İslam’ı kabul etmesi sonucunda var olan liderliğinin elinden gideceğini düşünmüş , Muhammed sav nin sözlerinin etkisini anlamış bu sözlerden halkının da etkileneceğini düşünüp ölçüp biçip kavminin kendi liderliği altında hayata devam etmesi ve böylece liderliğinin son bulmaması içinde bu bir büyücü sözüdür demiştir. Kavmide buna inanarak İslamdan yüz çevirmiştir. Keşke izzetin ALLAH suphane tealanın insanlığa indirdiği İslam nizamında olduğunu bilselerdi.


Bu açıdan bakınca sayın Egemen Bağış’ın ne kadar yüzeysel düşünerek bir yazılı açıklama yaptığını söylemekten kendimizi alıkoyamıyoruz.
Açıklamasının devamında ; İslam dininin "Kim bir insanı öldürürse sanki tüm insanlığı öldürmüş gibi olur, kim bir insanı kurtarırsa, tüm insanlığı kurtarmış gibi olur." Öğretisini hatırlatan Bağış, "Bu bakımdan Türkiye'nin AB üyeliği, inanıyorum ki 1,5 milyarlık İslam dünyasının terörizme karşı bu ortak haykırışını tüm dünyaya güçlü bir şekilde duyuracak; "bizler" ve "onlar" ayırımını ortadan kaldırmak suretiyle dünya barışı için eşsiz bir fırsat sağlayacaktır." dedi. ABD yönetimlerinin de medeniyetler çatışmasının panzehiri olarak Türkiye'ye atfettikleri değeri önemsediklerini belirten Egemen Bağış, şöyle devam etti: "Bugün üye ülkelerinde 20 milyondan fazla Müslüman’ın yaşadığı Avrupa Birliği eğer küresel bir aktör haline gelmek istiyorsa, medeniyetler arasında bir ittifak adresi olmak istiyorsa, bir siyasi değerler birliği olarak hareket edecekse Türkiye, Birlikteki yerini mutlaka almalıdır. Barış içinde, huzur ve güven içinde, istikrar içinde büyüyen bir Türkiye, kendisi için, bölgesi için olduğu kadar, Avrupa için de önemli bir refah ve barış aktörü olacaktır. "demiş ve aynen Obama’nın Mısır da yaptığı kendilerince tarihi konuşmasında kullandığı ayeti kullanarak A.B.D nin bu ayeti sanki gerçekten insanlık adına söylediğine nasıl kandıklarını ,onların tatlı içerisinde sundukları zehiri nasıl yediklerini ve nasıl bir gaflet içerisinde olduklarını ayan beyan ortaya koymuştur. Bakın rabbimiz yüce kitabında kafirlerle ilgili ne diyor zillet içerisindekiler ne yapıyor

Ey iman edenler! Kendinizden olmayanı sırdaş edinmeyin. Onlar aranızda fesat çıkarmaktan geri durmazlar. Size sıkıntı verecek şeylerden hoşlanırlar. Kinleri ağızlarından taşmaktadır. Kalplerinin gizlediğiyse daha büyüktür. Eğer akıl ediyorsanız size ayetleri açıkladık. (Ali İmran 118)
Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları dostlar edinmeyin. Onların bazısı, bazısının dostlarıdırlar. İçinizden kim onları dost edinirse şüphe yok ki, o da onlardandır. Muhakkak ki Allah o zalimleri hidayete, doğru yola iletmez." (Mâide Sûresi, 5:51)

Eğer Allah’a, Peygamber’e ve ona indirilene (Kur’an’a) inanıyor olsalardı onları (müşrikleri) dost edinmezlerdi. Fakat onlardan birçoğu fasık kimselerdir.( Maide suresi 5/81)
Allah subhane ve teala böyle bizi uyarırken bakın A.B.D ve uşak liderler neyi savunup ne söylüyorlar ve sadece Müslüman topluma değil bir Amerikalı’nın bile nasıl kandırıldığını gösteriyor. İslam bütün insanlığı kapsayan bir din , fakat sürekli hem düşünmeyen ve Kuran a bakmayan Müslümanlar tarafından gerçeği göremediklerinden hemde kafirler tarafından kasıtlı olarak sürekli karalanmaktadır ve insanlara ulaşması gereken nimet engellenmektedir. ALLAH subhane ve teala onları dost edinmeyin derken Ne demek Türkiye, Birlikteki yerini mutlaka almalıdır.”ALLAH subhane ve teala “O müşriklerle hiçbir fitne kalmayıncaya ve din bütünüyle Allah’ın oluncaya kadar savaşın” derken (Enfal Sûresi, 39) Ne demek “Barış içinde, huzur ve güven içinde, istikrar içinde büyüyen bir Türkiye, kendisi için, bölgesi için olduğu kadar, Avrupa için de önemli bir refah ve barış aktörü olacaktır.”

Yoksa siz: “Muhakkak ki; İbrâhîm, İsmail, İshak, Yakup ve torunları yahudi veya hristiyan idiler mi?” diyorsunuz. De ki: “Sizler mi daha iyi biliyorsunuz, yoksa Allah mı?” Allah'tan (verilen) Allah'ın katındaki şahitliği gizleyen kimseden daha zalim olan kimdir? Allah, yaptıklarınızdan gâfil değildir.(Bakara 140)

Bu dünya hak ve batıl üzere imtihan olunması ve yalnız bir olan ALLAH’a (subhane ve teala) kulluk için insanoğlunun belli bir zamana kadar yaşayabileceği bir yer o halde batılı savunanların bu şeytani planları yapması normaldir. Anormal olan ALLAH cc ilahlığını “LA İLAHE İLLALLAH MUHAMMEDEN RESULULLAH” kabul eden müslülanların dini insanlığa gerektiği gibi aynen ALLAH Resulu'nun (sav) yaptığını yaparak yaymayı ütopya görmeleri, bu konudaki korkuları ve acziyetlerinden kaynaklanan iş birliği ve kafirlerle olan dostluklarıdır.

“Kim, İslâm’dan başka bir din ararsa, bilsin ki kendisinden (böyle bir din) asla kabul edilmeyecek ve o, ahirette ziyan edenlerden olacaktır” (Al–i İmran, 85).
Böylece, kalplerinde maraz (hastalık) bulunanların (yahudi ve hristiyanları dost edinip), “olaylar (tersine) dönerse, bize bir musibet isabet etmesinden korkuyoruz.” diyerek onların aralarında koşuştuklarını görürsün. Oysa ki Allah'ın katından bir fetih veya bir emir getirmesi umulur ki, böylece onlar da kendi içlerinde gizledikleri şeye pişman olurlar. Ve âmenû olanlar (Allâh'a teslim olmayı, ulaşmayı dileyenler); "Kendilerinin mutlaka sizinle beraber olduğuna, Allah'a kasem ederek var güçleriyle yemin edenler bunlar mı?" derler. Onların amelleri boşa gitti, böylece hüsrana uğrayan kimseler oldular. Ey âmenû olanlar (Allâh'a ulaşmayı dileyenler)! Sizden kim dîninden dönerse, o zaman Allah onun yerine (başka) bir kavim getirecektir öyle ki, (Allah) onları sever ve onlar da O'nu (Allah'ı) severler. Mü'minlere karşı daha alçak gönüllü, kâfirlere karşı daha izzetlidirler (başları dik, vakarlı, şereflidirler). Allah'ın yolunda cihad ederler. Hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar. İşte bu, Allah'ın fazlıdır, onu dilediğine (lütfedip) verir. Allah Vâsi'dir (fazlı ve lütfu geniştir), Alîm'dir (herşeyi en iyi bilendir). (Maide 52 54)
Biz diyoruz ki kainatta ancak tek hakim ve hüküm sahibi ALLAH’ tır kafirler istesede istemesede ALLAH nurunu tamamlayacaktır. Müslümanların kendisine sorması gereken ise bu işin neresinde olacaklarıdır ve yaratana güvenip onun indirdiğinden hiç bir şekilde sapmayıp sımsıkı sarılmaktır.
Onlar, ağızları ile Allah'ın nurunu söndürmeyi istiyorlar. Ve Allah, kâfirler kerih görseler bile nurunu tamamlayacak olandır.(saff 8)
Onların son sözü alemlerin Rabbine hamddır.
Esselamu Aleykum Verahmetullah