Notu Gizle
SORU'NU SOR cevabını size iletelim. Soru sormak için TIKLAYINIZ.

Dördüncü söz

Konusu 'RİSALE-İ NUR OKUMALARI' forumundadır ve sultan_mehmet tarafından 22 Aralık 2009 başlatılmıştır.

  1. sultan_mehmet

    sultan_mehmet © ◄ كُن فَيَكُونُ ► Yönetici Forum Administrator

    Mesajlar:
    16.604
    Beğenileri:
    2.897
    Ödül Puanları:
    9.598
    Namaz ne kadar kıymettar ve mühim hem ne kadar ucuz ve az bir masraf ile kazanılır hem namazsız adam ne kadar divâne ve zararlı olduğunu iki kere iki dört eder derecesinde kat'î anlamak istersen şu temsilî hikâyeciğe bak gör:

    Bir zaman bir büyük hâkim iki hizmetkârını herbirisine yirmi dört altın verip iki ay uzaklıkta has ve güzel bir çiftliğine ikâmet etmek için gönderiyor. Ve onlara emreder ki:
    "Şu para ile yol ve bilet masrafı yapınız. Hem oradaki meskeninize lâzım bâzı şeyleri mübâyaa ediniz. Bir günlük mesafede bir istasyon vardır; hem araba hem gemi hem şimendifer hem tayyâre bulunur. Sermâyeye göre binilir."

    İki hizmetkâr ders aldıktan sonra giderler. Birisi bahtiyar idi ki istasyona kadar bir parça para masraf eder. Fakat o masraf içinde efendisinin hoşuna gidecek öyle güzel bir ticaret elde eder ki sermâyesi birden bine çıkar. Öteki hizmetkâr bedbaht serseri olduğundan istasyona kadar yirmi üç altınını sarf eder. Kumara mumara verip zâyi eder. Birtek altını kalır. Arkadaşı ona der:
    "Yahu şu liranı bir bilete ver. Tâ bu uzun yolda yayan ve aç kalmayasın. Hem bizim efendimiz kerîmdir; belki merhamet eder ettiğin kusuru affeder. Seni de tayyâreye bindirirler. Bir günde mahall-i ikâmetimize gideriz. Yoksa iki aylık bir çölde aç yayan yalnız gitmeye mecbur olursun."
    Acaba şu adam inad edip o tek lirasını bir defîne anahtarı hükmünde olan bir bilete vermeyip muvakkat bir lezzet için sefâhete sarf etse; gayet akılsız zararlı bedbaht olduğunu en akılsız adam dahi anlamaz mı?
    İşte ey namazsız adam! Ve ey namazdan hoşlanmayan nefsim!
    O hâkim ise; Rabbimiz Hâlıkımızdır.
    O iki hizmetkâr yolcu ise; biri mütedeyyin namazını şevk ile kılar; diğeri gâfil namazsız insanlardır.
    O yirmi dört altın ise yirmi dört saat her gündeki ömürdür.
    O has çiftlik ise Cennettir.
    O istasyon ise kabirdir.
    O seyahat ise; kabre haşre ebede gidecek beşer yolculuğudur. Amele göre takvâ kuvvetine göre o uzun yolu mütefâvit derecede kat' ederler. Bir kısım ehl-i takvâ berk gibi bin senelik yolu bir günde keser. Bir kısmı da hayal gibi elli bin senelik bir mesafeyi bir günde kat' eder. Kur'ân-ı Azîmüşşan şu hakikate iki âyetiyle işaret eder.

    O bilet ise namazdır. Birtek saat beş vakit namaza abdestle kâfi gelir. Acaba yirmi üç saatini şu kısacık hayat-ı dünyeviyeye sarf eden ve o uzun hayat-ı ebediyeye birtek saatini sarf etmeyen ne kadar zarar eder ne kadar nefsine zulmeder ne kadar hilâf-ı akıl hareket eder! Zîrâ bin adamın iştirak ettiği bir piyango kumarına yarı malını vermek akıl kabul ederse -halbuki kazanç ihtimâli binde birdir- sonra yirmi dörtten bir malını yüzde doksan dokuz ihtimâl ile kazancı musaddak bir hazîne-i ebediyeye vermemek ne kadar hilâf-ı akıl ve hikmet hareket ettiğini ne kadar akıldan uzak düştüğünü kendini âkıl zanneden adam anlamaz mı?

    Halbuki namazda ruhun ve kalbin ve aklın büyük bir rahatı vardır. Hem cisme de o kadar ağır bir iş değildir. Hem namaz kılanın diğer mübah dünyevî amelleri güzel bir niyet ile ibâdet hükmünü alır. Bu sûrette bütün sermâye-i ömrünü âhirete mal edebilir. Fânî ömrünü bir cihette ibkâ eder.
     
    Sponsorlu bağlantılar
Daha önce açılmış benzer konular:
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş