Bize İlk Gün Yolda Nasıl Yürünür, Bunun Kaidesini Öğrettiler

sultan_mehmet

© ◄ كُن فَيَكُونُ ►
Yönetici
Forum Administrator
#1
DÜŞÜNMEYE devam ettikçe beynimizin düşünme kapasitesi gelişecektir. Çünkü beyin onu kullandıkça gelişir; kullanılmadığında en hızlı körelen organ, insan beynidir. Alman Beyin Antrenman Kurumu Başkanı Prof. Fisher, televizyon seyretme örneğini vererek şöyle demektedir: “İki saat televizyon seyretmek sûretiyle uyarımdan yoksun bırakılmasının beyinde oluşturduğu tembelliği gidermek için bir hafta zihin egzersizi yapmak gerektir.” İki saat kullanılmayan beyin böylesine köreliyorsa, yıllardır kullanılmayan beynin ne hâle geleceği düşünülmesi gereken önemli bir sorudur.


GÖZ TERBİYESİ
Çağımız insanının, özellikle öğretim çağındaki gençlerin en büyük problemlerinden biri de hafıza zayıflığı… Yani günümüz insanı okuyup dinlediklerini aklında tutamayıp çok kısa bir sürede unutuyor. Oysa, dedelerimize baktığımızda hafızalarının oldukça kuvvetli, zekâlarının keskin olduğunu görüyoruz.
İşte bunlardan biri de İslâmî ilimler alanında Osmanlı’nın son dönem şahsiyetlerinden Mahir İz Hoca Efendidir (1895-1974).

Bu değerli âlime bir gün:


“Hocam! MaşAllah, çok keskin bir zekânız, muazzam bir hafızanız var. Elli, altmış sene evvelini dün gibi hatırlayıp söyleyebiliyorsunuz! Bunu nasıl başarıyorsunuz?” diye sorduklarında Osmanlı’nın bu değerli münevveri göz terbiyesi ile alâkalı çok ilginç bir cevap veriyor:

“Oğlum biz Osmanlı ilk mektebine gittik. Bize ilk gün yolda nasıl yürünür, bunun kaidesini öğrettiler. Göz, ayağın ucunda olacak yolda yürürken! Gözümüz hep ayağımızın ucundaydı. Hep önümüze bakardık. Sizler boyuna etrafınıza bakıyorsunuz… Ona bak, şuna bak… Sizde hafıza olmaz. Günahı göz işlerse de, belâsını gönül çeker. Gözler bakar, gönül rahatsız olur ve hafıza zayıflar.”



Ne diyordu Bediüzzaman Hazretleri:
“Risâle-i Nur Talebelerinden bir genç hâfız, pek çok adamların dedikleri gibi dedi: ‘Bende unutkanlık hastalığı tezayüd ediyor, ne yapayım?’

“Ben de dedim: ‘Mümkün oldukça nâmahreme nazar etme. Çünkü rivayet var. İmam-ı Şâfiî’nin (ra) dediği gibi, ‘Haram-ı nazar, nisyan verir.’

Evet, ehl-i İslâmda, nazar-ı haram ziyadeleştikçe, hevesât-ı nefsaniye heyecana gelip, vücudunda su-i istimalâtla israfa girer. Haftada birkaç defa gusle mecbur olur. Ondan, tıbben kuvve-i hâfızasına zaaf gelir.” (Kastamonu Lâhikası, s. 96)


Alıntı
 

FERASETLİ

KF Ailesinden
Özel Üye
#2
Oğlum biz Osmanlı ilk mektebine gittik. Bize ilk gün yolda nasıl yürünür, bunun kaidesini öğrettiler. Göz, ayağın ucunda olacak yolda yürürken! Gözümüz hep ayağımızın ucundaydı. Hep önümüze bakardık. Sizler boyuna etrafınıza bakıyorsunuz… Ona bak, şuna bak… Sizde hafıza olmaz. Günahı göz işlerse de, belâsını gönül çeker. Gözler bakar, gönül rahatsız olur ve hafıza zayıflar.”


:tşk::gül2::gül2::gül2:
 

Mu@YMe

Vip Üye
Özel Üye
#3
ALLAH razı olsun kardeşim
sadece gözümüzün değil bütün azalarımızın terbiyeye ihtiyacı
RAHMAN yar ve yardımcımız olsun inşeALLAH​