Notu Gizle
SORU'NU SOR cevabını size iletelim. Soru sormak için TIKLAYINIZ.

(bir hadis, bir yorum)

Konusu 'HADİS-İ ŞERİFLER' forumundadır ve sultan_mehmet tarafından 7 Mart 2010 başlatılmıştır.

  1. sultan_mehmet

    sultan_mehmet © ◄ كُن فَيَكُونُ ► Yönetici Forum Administrator

    Mesajlar:
    16.604
    Beğenileri:
    2.897
    Ödül Puanları:
    9.598
    HELAL VE HARAM ÖLÇÜLERİ​
    Sahabeden Numan b. Beşir (r.a.)’ın naklettiğine göre Allah Resulü
    (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: ​
    “Helal bellidir, haram da bellidir.
    Onların arasında bir takım şüpheli şeyler vardır ki insanların çoğu bunları
    bilmezler. Kim şüpheli şeylerden sakınırsa dinini ve hayatını korumuş
    olur. Kim de şüpheli şeylere yönelirse harama düşebilir; tıpkı sürüsünü bir
    hükümdarın koruluğu etrafında otlatan bir çobanın koyunlarını oraya kaçırabilmesi
    gibi. Dikkat edin! Her hükümdarın bir koruluğu (sınırları)
    vardır. Allah’ın koruluğu (sınırları) da haramlarıdır.”
    (Müslim, “Musâkat”, 107)

    Bazı alimlere göre bu hadis, İslam dininin esaslarını yansıtan en kapsamlı
    dört hadisten biridir ​
    (Ebû Davud, “Sünen”, I, 4). Buna göre hayatın her
    yönünü kuşatan helal (serbest) alanlar ile haram (yasaklanmış) alanlar
    açıkça ortadadır. Şüpheli hususlarda ise ihtiyatı elden bırakmamalı, kazancının helalden mi yoksa haramdan mı olduğunu umursamayanlardan
    (Buhârî, “Buyû”, 23)

    olmamalıdır. Çünkü dünya ve ahiret mutluluğuna ulaşmanın ​
    (A’raf, 7/156-
    157)
    ve Allah katında değer verilen bir kul olmanın yolu, ancak haramlardan
    kaçınmakla mümkün olacaktır
    (Müslim, “Zekat”, 65).

     
    Sponsorlu bağlantılar
  2. sultan_mehmet

    sultan_mehmet © ◄ كُن فَيَكُونُ ► Yönetici Forum Administrator

    Mesajlar:
    16.604
    Beğenileri:
    2.897
    Ödül Puanları:
    9.598
    İYİLİK​
    Huzeyfe’nin (r.a.) anlattığına göre Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: ​
    “Sizler, ‘Eğer insanlar iyilik yaparlarsa biz de iyilik yaparız, kötülük yaparlarsa biz de kötülük yaparız’ diyen
    zayıf karakterli kimseler olmayın; aksine, kendinizi iyilik yaptıklarında insanlara
    iyilik yapmaya, kötülük yaptıklarında ise onlara kötülük yapmamaya alıştırın.”
    (Tirmizî, “Birr”, 63) Diğer bütün peygamberler gibi Peygamberimiz (s.a.s.) de iyiliğin fertlerin iç dünyasından başlayarak bütün topluma egemen olması için çalışmıştır. Elbette toplumsal bir düzenin devam etmesi için adalet, adaletin gerçekleşmesi için de her şeyin
    karşılığının bire bir bulunması gerekmektedir. Hadiste vurgulanan ise bir Müslüman bireyin iç dünyasını kin ve intikam gibi duygulardan arındırması yolunda çarpıcı bir nasihattir. Nitekim Allah Teâlâ Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur:
    “Eğer ceza verecekseniz, size yapılanın misliyle cezalandırın. Eğer sabrederseniz, elbette bu, sabredenler için daha hayırlıdır.” (Nahl, 16/126) Kültürümüzdeki şu söz bunu ne güzel ifade etmektedir: “Kötülüğe kötülükle karşılık vermek her kişinin kârı, kötülüğe iyilikle karşılık vermek er kişinin kârıdır.”

     
  3. sahasan

    sahasan © ◄ كُن فَيَكُونُ ► Forum Administrator

    Mesajlar:
    13.118
    Beğenileri:
    4.065
    Ödül Puanları:
    9.820
    ADALETİN GÖLGESİNDE MERHAMET
    “İnsanlara merhamet etmeyene
    Allah da merhamet etmez.” (Buhari,
    “Tevhid”, 2)
    Merhamet, Allah’ın yarattığı tüm
    canlı varlıklara yönelttiği bir ilahi gözetim
    ve koruma eylemidir. Merhamet,
    tüm canlıların bir şekilde
    duyduğu temel bir ihtiyaçtır. Bir başka
    deyişle, merhamet, Allah’ın dışındaki
    tüm canlıların eksik ve başkalarına
    muhtaç oluşlarının bir tezahürüdür.
    Elbette burada çok hassas bir İlahî
    hikmet söz konusudur. Yüce Allah,
    yarattığı tüm canlıları, bir şekilde birbirine
    muhtaç olacak şekilde dayanışma
    içine sokarak evrensel bir
    denge oluşturmuştur. Bu dayanışmanın
    en özel yönlerinden biri “merhamet”
    dediğimiz karşılıklı ilgi ve gözetim
    eylemiyle açığa çıkar.
    Bu açıdan bakıldığında, merhamet,
    sadece bir insani duygu sorunu değildir.
    O bir bakıma dünyada tüm canlılar
    arasındaki dayanışma içinde
    tecelli etmekte olan bir İlahî ilkedir.
    Hz. Peygamber, Allah’ın bu evrensel
    merhamet eyleminden yeterince nasiplenebilmeleri
    için insanlara tüm
    canlılarla karşılıklı dayanışma mantığı
    içinde merhametli davranmalarını tavsiye
    etmiştir. Şüphesiz İlahî merhamet,
    aynı zamanda İlahî adalet ile
    birlikte tecelli eder. Merhamet, bu yüzden
    adaletin tecellisini amaçladıkça
    merhamettir.
     
  4. sahasan

    sahasan © ◄ كُن فَيَكُونُ ► Forum Administrator

    Mesajlar:
    13.118
    Beğenileri:
    4.065
    Ödül Puanları:
    9.820
    ÖLÜMÜ TEMENNİ ETMEMEK

    “Sizden biriniz ölümü temenni
    etmesin. Eğer kişi iyi bir insan ise
    hayır işleyerek sevabını artırır.
    Eğer kötü bir insan ise belki tövbe
    edip Allah’tan af ve mağfiret diler.”
    (Nesâî, “Cenâiz”, 1)
    Temenni, geleceğe dair bir şeyin
    gerçekleşmesini dilemektir. Ölümü
    temenni etmek de zamanından
    önce onun gelmesini istemek demektir
    Hangi durum ve sıkıntıda olursa
    olsun ölüm temenni edilmez.
    Çünkü insan dünyada yaşadıkça
    ibadetler, hayır ve hasenat, sabır
    ve sebat ile sevap kazanır. Sevgili
    Peygamberimiz, “Kendisine isabet
    eden bir sıkıntı sebebiyle sizden
    biri ölümü temenni etmesin, (illa
    bir istekte bulunacaksa) “Allahım!
    Yaşamak benim için hayırlı ise
    beni yaşat, ölmek benim için hayırlı
    ise canımı al” diye dua etsin.”
    (Tirmizi, “Cenâiz”, 3) tavsiyesinde bulunmuştur.
    Geleceği mutlak olan
    ölümü temenni etmemekle birlikte
    ölümü unutmamak, ölüm ve ötesine
    hazırlıklı olmak gerekmektedir.
    Çünkü Peygamberimiz, “İştahı
    kesen ölümü çok zikrediniz.” (Nesâî,
    “Cenâiz”, 3) buyurmuştur.
     
  5. sahasan

    sahasan © ◄ كُن فَيَكُونُ ► Forum Administrator

    Mesajlar:
    13.118
    Beğenileri:
    4.065
    Ödül Puanları:
    9.820
    İYİLİK KARŞILIKSIZ KALMAZ

    Abdullah İbni Ömer (r.a.)’dan rivayet
    edildiğine göre Resûlullah (s.a.s.)
    şöyle buyurdu:​
    “Müslüman Müslümanın kardeşidir.
    Ona zulmetmez, onu düşmana teslim
    etmez. Din kardeşinin ihtiyacını
    karşılayanın, Allah da ihtiyacını karşılar.
    Müslümandan bir sıkıntıyı giderenin
    Allah da kıyamet günündeki
    sıkıntılarından birini giderir. Bir Müslümanın
    ayıbını örtenin, Allah da kıyamet
    gününde ayıplarını örter.”​
    (Buhârî, “Mezâlim”, 3)​
    Yüce Kitabımızda da beyan edildiği
    gibi bu hadis-i şerif’te de Müslümanların
    kardeş oldukları belirtilmiş ve
    kardeşlik hukukunun gerektirdiği bazı
    hususlara dikkatimiz çekilmiştir.
    Buna göre; Müslüman, hiç kimseye
    zulmedemeyeceği gibi din kardeşlerine
    de zulmedemez ve onları, zarar
    görebilecekleri hiç bir duruma terkedemez.
    Müminler, iyilik ve hayır olan
    her konuda birbirlerine yardımcı olmalıdır.
    Yapılan iyilik ve yardımlar
    karşılıksız kalmayacaktır. Bunun karşılığı
    hem dünyada hem de yardıma
    en çok muhtaç olduğumuz kıyamet
    gününde görülecektir..
    İyilik belli bir süre ile kısıtlı olmamalı;
    sürekli olmalıdır. Müslümanların
    cezayı gerektirmeyen ve kul hakkı
    olmayan kusurlarını örtmek bir fazilettir.
    Allah da böyle davrananların​
    kusur ve ayıplarını örter.
     
  6. sultan_mehmet

    sultan_mehmet © ◄ كُن فَيَكُونُ ► Yönetici Forum Administrator

    Mesajlar:
    16.604
    Beğenileri:
    2.897
    Ödül Puanları:
    9.598
    KUL HAKKI

    Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivayet edildiğine
    göre, Hz. Peygamber (s.a.s.)
    şöyle buyurdu: “Kimin üzerinde din
    kardeşinin ırzı, namusu veya malıyla
    ilgili bir zulüm varsa altın ve gümüşün
    bulunmayacağı kıyamet günü
    gelmeden önce o kimseyle helalleşsin.
    Yoksa kendisinin salih amelleri
    varsa, yaptığı zulüm miktarınca sevaplarından
    alınır, (hak sahibine verilir.)
    Şayet iyilikleri yoksa, kendisine
    zulüm yaptığı kardeşinin günahlarından
    alınarak onun üzerine yükletilir.”
    (Buhârî, “Mezâlim”, 10)

    Maddi veya manevi hayata yönelik
    zulüm işleyenlerin, kıyamet günü gelmeden
    önce tek çıkış yolları vardır.
    O da kendilerine zulmettikleri kimselerle
    önce helalleşmeleri, sonra da
    tövbe etmeleridir. Bu helalleşme,
    şayet üzerinde maddi haklar varsa
    onu ödeme, dünyada üzerine düşen
    cezayı çekme, hak sahipleriyle helalleşme
    ve Allah’a tövbe etmekle
    mümkündür. Zira kıyamet günü altın
    ve gümüşün olmayacağı bir hesaplaşma
    günüdür. O günde herkes işlediği
    iyi veya kötü amellerinin
    karşılığını mutlaka görecektir.
    Müslüman, her çeşit zulüm ve haksızlıktan
    uzak durmalıdır. Bilerek
    veya bilmeyerek zulüm veya haksızlık
    yapmış ise, zulmettiği, haksızlık
    ettiği kişilerle mutlaka bu dünyada
    helalleşmelidir.
     
  7. AhDe_VeFaLi

    AhDe_VeFaLi Guest

    GÜZEL AHLAK
    “İman bakımından müminlerin en
    olgunu, ahlakı en güzel olup, aile
    bireylerine karşı en yumuşak ve lütufkâr
    davranandır.” (Tirmizi, “İman”, 6)
    Hadisin ifadesine göre, imanın olgunluk
    derecesine ulaşması, kişinin
    güzel ahlak sahibi olmasına
    bağlıdır. Güzel ahlaka sahip olan
    kimse, en başta eşi, çocukları, anne
    ve babası olmak üzere bütün
    aile bireylerine sonra da bütün insanlara
    karşı yumuşak davranır.
    Güzel ahlak sahibi olmak, kişiyi
    iman bakımından olgunlaştırır ve
    onu içinde yaşadığı toplumun saygın
    bir üyesi haline getirir.
    Güzel ahlakıyla kişi, kâinatta yaratılan
    her varlığa karşı saygılı olmaya
    başlar. Bir karıncayı bile
    incitmeyecek ölçüde ruh ve duygu
    inceliğine sahip olur. Güzel ahlakın
    tezahürlerini çevresine yayan, ahlaklılığını
    bütün söz ve davranışlarında
    ortaya koyan bir Müslüman,
    çevresinde örnek ve numune bir
    insan haline gelir. Bu yaşantısı sayesinde
    çevresindeki insanlara
    örnek olan insan karanlığa karşı
    mum yakmış gibi insanların hayatlarına
    huzur ışıkları saçar. Böylece
    ahlaklı kişi hem Rabbinin rızasını
    kazanır, hem de bireysel ve toplumsal
    barışa katkı sağlamış olur.
     
  8. sahasan

    sahasan © ◄ كُن فَيَكُونُ ► Forum Administrator

    Mesajlar:
    13.118
    Beğenileri:
    4.065
    Ödül Puanları:
    9.820
    HAC
    “Allah katında makbul haccın karşılığı
    ancak cennettir.” (Buhârî, “Umre”, 1; Müslim,
    “Hacc”, 437)
    Müminlerin gayesi, Allah’ın rızasını
    kazanmaktır. Onları bu gayeye ulaştıracak
    amellerden biri de hac ibadetidir. Allah’a
    yönelme, günahlardan arınma,
    Hak yolunda feragat gösterme, meşakkatleri
    göğüsleme ve dinin özüyle temasa
    geçme anlamına gelen ve İslam’ın
    beş temel esasından biri olan hac; bir
    Müslüman’ın malını Allah rızası için feda
    edebileceğini gösteren büyük bir kulluk
    göstergesidir.
    Hac; dilleri, ırkları, ülkeleri, sosyal ve
    ekonomik durumları farklı fakat hedef ve
    gayeleri aynı milyonlarca Müslümanın
    ilahî aşkla bir araya gelmesi, birlikte Allah’a
    yönelmesidir.
    Hac; iman ve ibadet bilincinin derinleştiği,
    din kardeşliğinin duygu ve davranışlara
    yansıdığı, mahşer duygusunun
    iç içe yaşandığı müstesna bir zaman dilimidir.
    Dünya ve ahiret hayatı açısından
    önemli bir dönüm noktası olan hac, samimiyetle
    ve ihlasla yerine getirildiğinde,
    günahlardan arınmaya, ahlaken olgunlaşmaya,
    Allah katında derecenin yükselmesine
    ve cenneti kazanmaya vesile
    olur.
    İşte sevgili Peygamberimiz de, ihlasla
    yapılan haccın bir tek karşılığı bulunduğunu,
    onun da cennet olduğunu bize
    müjdelemektedir.
     
  9. sahasan

    sahasan © ◄ كُن فَيَكُونُ ► Forum Administrator

    Mesajlar:
    13.118
    Beğenileri:
    4.065
    Ödül Puanları:
    9.820
    ORUÇ

    “Kim, faziletine inanarak ve karşılığını Allah’tan bekleyerek Ramazan
    orucunu tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır.” (Buhârî, “Savm”, 6)
    Amel ve ibadetlerin, Allah katında makbul olabilmesi, bunların inanç
    ve ihlâsla yapılmış olmasına bağlıdır. İhlâs ve samimiyetten uzak olarak,
    gösteriş, korku ve itibar gibi birtakım geçici gerekçelerle yapılan
    ibadet ve güzel amellerle Allah’ın rızası kazanılamayacağı gibi sevap
    da elde edilemez. Peygamber Efendimiz (s.a.s.), bu önemli noktaya
    dikkat çekerek, Ramazan orucunu, onun farziyyetine, faziletine, faydasına
    yürekten inanarak ve karşılığını sadece Allah’tan bekleyerek
    tam bir ihlâsla tutan kimselerin, geçmiş günahlarından arındırılacaklarını
    müjdelemektedir.
    Hadiste zikredilen şartlara uyarak başladığı Ramazan orucuna, hastalık,
    vb. meşrû bir sebeple devam edemeyenler de, başlangıçtaki niyet
    ve davranışları sebebiyle bu müjdeli hükme dahildirler.
     
  10. sahasan

    sahasan © ◄ كُن فَيَكُونُ ► Forum Administrator

    Mesajlar:
    13.118
    Beğenileri:
    4.065
    Ödül Puanları:
    9.820
    KÖTÜLÜĞÜN KEFFÂRETİ

    Ebû Zerr (r.a.) Rasûlüllah (s.a.s.)'ın kendisine şöyle dediğini
    nakletmiştir: “Nerede olursan ol Allah’a karşı saygılı ol. İşlediğin
    bir kötülüğün arkasından hemen bir iyilik yap ki onu yok etsin.
    İnsanlara güzel ahlakla muamele et.” (Tirmizi, “Birr ve’s-Sıla”, 55)
    Nerede ve ne durumda olunursa olunsun, Allaha karşı saygılı
    olmak ve O'nun emirlerini ihlal etmekten sakınmak müttakilerin
    özelliğidir. Hz.Peygamberin “ihsan” mertebesi olarak tarif
    ettiği, (Müslim, “İman”, 1) Allah’ı görüyormuşcasına kulluk etmek
    de böyle bir şeydir. Her şeyi, gören, bilen, işiten ve bütün
    gizliliklere vakıf olan bir Yaratıcıya inanmanın doğal sonucu
    budur. Hangi görev ve statüde bulunursa bulunsun, sürekli
    Cenab-ı Hakk’ın gözetim ve denetiminde olduğunu bilen bir
    mü'minin bilerek günah işlemesi ve günahında ısrar etmesi
    kolay değildir. İşte bu duyarlılık içinde olan bir mü'minden
    kimseye zarar gelmez.
     
  11. sahasan

    sahasan © ◄ كُن فَيَكُونُ ► Forum Administrator

    Mesajlar:
    13.118
    Beğenileri:
    4.065
    Ödül Puanları:
    9.820
    ÖLÜMÜ TEMENNİ ETMEMEK 2

    “Kendisine isabet eden bir sıkıntı sebebiyle sizden biri ölümü temenni
    etmesin, (illa bir istekte bulunacaksa) “Allahım! Yaşamak
    benim için hayırlı ise beni yaşat, ölmek benim için hayırlı ise canımı
    al” diye dua etsin.” (Tirmizî, “Cenâiz”, 3)
    Temenni, geleceğe dair bir şeyin gerçekleşmesini dilemektir. Ölümü
    temenni etmek de zamanından önce onun gelmesini istemek
    demektir.
    Hangi durum ve sıkıntıda olursa olsun ölüm temenni edilmez.
    Çünkü insan dünyada yaşadıkça ibadet, hayır ve hasenat, sabır
    ve sebat ile sevap kazanır. Geleceği mutlak olan ölümü temenni
    etmemekle birlikte ölümü unutmamak, ölüm ve ötesine hazırlıklı
    olmak da gerekmektedir. Çünkü Peygamberimiz, “İştahı kesen
    ölümü çok zikrediniz.” (Nesâî,“Cenâiz”, 3) buyurmuştur.
     
  12. sahasan

    sahasan © ◄ كُن فَيَكُونُ ► Forum Administrator

    Mesajlar:
    13.118
    Beğenileri:
    4.065
    Ödül Puanları:
    9.820
    İNSANLARA FAYDALI OLMAK

    “İnsanların en hayırlısı, insanlara en çok faydası dokunanıdır.”
    (Suyuti, Camiu’s-Sağir, H. No: 4044)
    En hayırlı insan, âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamberimizdir.
    Onun insanlara ulaştırmış olduğu iyilikler, bizlere
    bu hadis-i şerifi anlamada kolaylık sağlar ki, bunlar; maddi
    iyilikler yanında, ebedî saadet kazandıran iman, salih amel ve
    güzel ahlakı da kapsar.
    Öyle ki bir insanın hidayetine vesile olmak, ona yapılacak en
    büyük iyiliktir ve sevabı da o denli büyüktür. Nitekim Peygamberimiz,
    Hz. Ali’ye “…Allah’a yemin ederim ki, senin vasıtanla
    Allah’ın bir tek kişiye hidayet vermesi, senin için kırmızı develere
    sahip olmandan daha hayırlıdır.” (Buhârî, “Fedailü’s-Sahabe”,
    9) diye belirtmiştir. Kuşkusuz Hak katında “İyiliğin karşılığı,
    yalnız iyiliktir.” (Rahmân, 55/ 60)
     
Daha önce açılmış benzer konular:
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş