Notu Gizle
SORU'NU SOR cevabını size iletelim. Soru sormak için TIKLAYINIZ.

Bir ayet, Bir yorum

Konusu 'KUR'AN-I KERİM ÖĞRETİMİ' forumundadır ve sultan_mehmet tarafından 7 Mart 2010 başlatılmıştır.

  1. sultan_mehmet

    sultan_mehmet © ◄ كُن فَيَكُونُ ► Yönetici Forum Administrator

    Mesajlar:
    16.603
    Beğenileri:
    2.897
    Ödül Puanları:
    9.598
    TAKVA: SAKINMA BİLİNCİ
    “Ey inananlar! Allah'tan sakınırsanız,
    O size iyiyi kötüden ayırdedecek
    bir anlayış verir, kötülüklerinizi
    örter, sizi bağışlar. Allah büyük, bol
    nimet sahibidir.” (Enfal, 8/29)


    Her türlü olumsuz söz ve davranışlardan
    sakınma anlamına gelen takva
    terimi, kısaca korunma ve sorumluluk
    bilinci demektir. Ayetlerde geçen “Allah’tan
    korkma” ifadesi, Allah karşısında
    takva ölçüsü ve sorumluluk
    bilinci içinde yaşamak şeklinde anlaşılmalıdır.
    Bu, öncelikle Allah’ın rızasını
    kaybetme, gazabını celbetme endişesi
    ve korkusudur. Yüce Allah, yukarıdaki
    ayette, müminlere seslenmekte ve
    takva ölçüsüyle hareket edenlere, gösterdikleri
    bu hassasiyetin karşılığı olarak
    “furkân” yani iyi ile kötüyü, yararlı
    ile zararlıyı, hayır ile şerri ayırt edebilme
    kabiliyeti bahşedeceğini vadetmektedir.
    Takvanın, dünyadaki mükâfatı
    olarak eşyaya “furkân” ölçüsü ile
    yaklaşan müttakî kişi, bunun tabii sonucu
    olarak kötülükleri kolayca fark
    edebilecektir. Bu farkındalık, elbette kişiyi
    haramlara, kötülüklere hatta şüpheli
    şeylere düşmekten koruyacaktır.
    Beşer olarak yapabileceği kötülükleri
    de takva bilincinden dolayı Rabbimiz
    dünyada örtecek, ahirette ise onun günahlarını
    bağışlayacaktır. Dahası, Allah
    Teâlâ, takva sahibi kullarını cennetlerdeki
    sayısız nimetlerine kavuşturacaktır.
     
    Sponsorlu bağlantılar
  2. sahasan

    sahasan © ◄ كُن فَيَكُونُ ► Forum Administrator

    Mesajlar:
    13.118
    Beğenileri:
    4.065
    Ödül Puanları:
    9.820
    ALLAH’IN SEVMEDİKLERİ:

    Allah’ın sevmediği kişiler, O’nun
    emirlerini hiçe sayıp, ihlal edenlerdir.
    Kuşkusuz, Kur’an ve sünnetten oluşan
    İslami yükümlülüklere ve ahlak kurallarına
    saygılı davranmamak Allah’ın
    hoşnutsuzluğunu gerektiren bir tutumdur.
    Sunacağımız ayette Allah (c.c.)
    yaklaşık on civarında yükümlülük yöneltmiş,
    bunlara uymayı imanın gereği,
    uyulmamasını da, Allah’ın
    gazabını gerektiren bir tavır olduğunu
    bildirmiştir.
    “ Allah’a ibadet edin ve ona hiçbir
    şeyi ortak koşmayın. Ana babaya,
    akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın
    komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki
    arkadaşa, yolcuya, elinizin
    altındakilere iyilik edin. Şüphesiz,
    Allah kibirlenen ve övünen kimseleri
    sevmez.” (Nisa, 4/36)

    Ayetteki yükümlülüklerin ihlali sonuçta
    zulüm ve haksızlık yapmayı da
    doğurur. Kişi Allah’a kulluk etmeyi tercih
    etmemesi halinde kendisini tehlikeye
    atmış olduğundan kendisine
    zulüm yapmış olur. Zulüm ise Allah’ın
    gazabını gerektiren başlıca kötü davranıştır.
    Ayette de belirtildiği gibi Allah’ın
    kullarını küçük görmek ve kibirli
    davranmak da zulümdür. Allah bu davranıştaki
    kullarını sevmez. Kibirlilik büyüklük
    taslamaktır. Bu niteliğe de
    sadece Allah sahiptir. Allah, kibirlenip
    taşkınca insanlara zulüm yapanları
    sevmez, haksızları alçaltır, mütevazi
    davrananlardan hoşnut olur, onları
    yükseltir.
     
  3. KF_Admin

    KF_Admin Administrator Forum Administrator

    Mesajlar:
    290
    Beğenileri:
    100
    Ödül Puanları:
    17
    ALLAH’I ANMAK

    Rabbimiz, biz iman edenlere, kendisini
    çokça anmamızı, sabah akşam
    onu tespih etmemizi emretmektedir:
    “Ey iman edenler! Allah’ı çokça
    zikredin. Onu sabah akşam tespih
    edin. O, sizi karanlıktan aydınlığa
    çıkarmak için size merhamet
    eden; melekleri de sizin için bağışlanma
    dileyendir. Allah müminlere
    çok merhamet edendir.”
    (Ahzâb, 33/41-43)
    O’nun emrinin, başımızın üstünde
    yeri vardır. Çünkü bizim sahip olduğumuz
    bütün nimetler Allah’tan gelmektedir.
    Allah, gönderdiği ilahî
    emirler vasıtasıyla, bizi karanlıktan
    aydınlığa çıkarmış, bize doğru yolu
    göstermiştir. Bütün bunlara rağmen
    yine de biz, kulluk vazifemizi tam olarak
    yerine getiremeyiz. Bu durumda
    bile O, bize merhamet eder ve bizi
    bağışlar. Çünkü O, müminlere karşı
    çok merhametlidir. Ayrıca sürekli olarak
    onun emrine itaat eden melekleri
    de, O’nun emrine uyarak bizim bağışlanmamızı
    O’ndan niyaz ederler.
    Sabah, akşam tespih etmeyi; sabah
    ve akşam namazlarını kılmak,
    insanların uykuda olduğu gece vakitlerinde
    Allah’ı zikretmek ve gecegündüz,
    bütün gün, her işimizde
    Rabbimizi hatırlamak şeklinde anlayabiliriz.
     
  4. sahasan

    sahasan © ◄ كُن فَيَكُونُ ► Forum Administrator

    Mesajlar:
    13.118
    Beğenileri:
    4.065
    Ödül Puanları:
    9.820
    NAMAZ

    “Ey Muhammed! Kitaptan sana vahyolunanı oku, namazı da dosdoğru
    kıl. Çünkü namaz, insanı hayasızlıktan ve kötülükten alıkor.
    Allah’ı anmak (olan namaz) elbette en büyük ibadettir. Allah yaptıklarınızı biliyor.” (Ankebût, 29/45)

    Namaz insanın maddi ve manevi olarak arınmasına vesile olur. Şöyle
    ki, kişinin namaz kılabilmesi için gerekli hallerde gusül, normal durumlarda ise abdest alması gerekir.

    Ayrıca namazın geçerli olabilmesi, giyilen elbise ile namaz kılınacak
    yerin temiz olmasına bağlıdır. Ayette ifade edildiği üzere zahiri şartları ve rükünlerine riayet edilerek huşû ve ihlasla kılınan namaz kişiyi günah işlemekten, her türlü hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar.

    Namaz, işlediğimiz hata ve günahların affedilmesini sağlar. Nitekim
    Peygamber Efendimiz günde beş vakit namazı, kişinin kapısının önünden akıp giden bir ırmağa, namaz kılmayı da bu ırmakta her gün beş defa yıkanmaya benzetmiştir (Buhârî, “Mevâkît”, 6).

    Ayette namazın kötülüklere karşı koruyucu özelliğine işaret edilmesinin yanı sıra, namaz kıldıkları halde hak hukuk gözetmeyen, edep ve ahlak kurallarına uymayanlar da dolaylı olarak uyarılmaktadır.
     
  5. FERASETLİ

    FERASETLİ KF Ailesinden Özel Üye

    Mesajlar:
    8.341
    Beğenileri:
    113
    Ödül Puanları:
    1.017
    :anlastık::gül2::gula::art::tşk:
     
  6. sahasan

    sahasan © ◄ كُن فَيَكُونُ ► Forum Administrator

    Mesajlar:
    13.118
    Beğenileri:
    4.065
    Ödül Puanları:
    9.820
    SABIR

    “Sabredenleri müjdele. Onlar; başlarına bir musibet gelince “ Biz şüphesiz (her şeyimizle) Allah’a aidiz ve şüphesiz O’na döneceğiz derler.” (Bakara, 2/155-156)

    Sabır; Haksızlığa ve başa gelen üzücü olaylara tahammül etme ve dayanma gücü göstermektir. İnsanın haklı olduğu, karşı çıkma gücü ve cesareti olduğu halde; metanet göstererek sessiz ve hareketsiz kalabilmesidir. Bir musibete uğrayanın feryat etmeden, her şeyin Allah'tan geldiğinin bilinci ile sıkıntılara sonuna kadar tahammül göstermesidir. Sabır, sadece zorluklar karşısında değil, hayatın her anında yaşanan bir ahlak özelliğidir.

    Kur’an'da bildirilen sabrın en çarpıcı örneklerini ise peygamberlerin yaşamlarında görmek mümkündür. "Sabır gösterenleri müjdele." (Bakara, 2/155), "..Allah sabredenlerle beraberdir.” (Bakara, 2/153)

    Sabır, müminlere pek çok güzelliğin kapısını açan eşsiz bir anahtar gibidir. İnsanın, karşılaşacağı olaylara karşı kendisini, sabırlı olma konusunda fikren eğitmesi ve beklenmedik acı olaylara karşı hazırlıklı olması gerekir.

    Sabır acı,meyvesi tatlıdır. Sıkıntılara, dert ve belalara sabır gösteren, sonunda huzur ve saadete kavuşur. İmana nispetle sabır, bedene nispetle baş gibidir. Sabredenlere mükafatları hesapsız olarak verilir.

     
  7. sahasan

    sahasan © ◄ كُن فَيَكُونُ ► Forum Administrator

    Mesajlar:
    13.118
    Beğenileri:
    4.065
    Ödül Puanları:
    9.820
    İSRAF

    "Ey Âdemoğulları, her mescitde
    ziynetinizi takının (güzel ve temiz giyinin).
    Yiyin, için, fakat israf etmeyin.
    Çünkü o, israf edenleri sevmez."
    (A'râf, 7/31) Kişinin sahip bulunduğu nimetleri
    yerli yerince kullanmaması, gereksiz
    ve aşırı tüketmesine israf denir.
    Kur’an-ı Kerim’de israfın olumsuz etkilerine
    dikkat çekilerek şöyle buyurulmaktadır:
    “Eli sıkı olma, büsbütün eli
    açık da olma. Sonunda kınanır ve çaresiz
    kalırsın.” (İsra, 17/29) Diğer bir
    ayette ise, “Onlar, harcadıklarında ne
    israf ne de cimrilik edenlerdir. Onların
    harcamaları, bu ikisi arası dengeli
    bir harcamadır.” (Furkân, 25/67) buyurularak
    dengeli harcama gerçek müminlerin
    özellikleri arasında zikredilmiştir.
    Cimrilik, insanın nefsini meşru ve
    mubah olan şeylerden mahrum bırakması;
    israf ise gereğinden fazla harcama
    ve tüketimde bulunmasıdır. İsraf,
    gösterişe, kaynakların yersiz ve sorumsuz
    tüketimine, bencilliğe, kin ve nefrete
    yol açar. Kuşkusuz, gerek aile
    gerekse toplum huzurunun bozulma ve
    çürüme nedenlerinden biri de israftır.
    Sahip olduğumuz maddi ve manevi nimetleri
    bizlere emanet edildiği bilinciyle
    tüketmeliyiz.
    Bu nimetler üzerinde bizlerin olduğu
    kadar başkalarının da hakkı bulunduğunu
    unutmamalıyız.
     
  8. sahasan

    sahasan © ◄ كُن فَيَكُونُ ► Forum Administrator

    Mesajlar:
    13.118
    Beğenileri:
    4.065
    Ödül Puanları:
    9.820
    HAK – BATIL



    “De ki: Hak geldi, batıl yok oldu.
    Şüphesiz batıl, yok olmaya mahkûmdur.”
    (İsrâ, 17/81)
    Hak: Doğru olan, varlığı kesin olan
    demektir. Allah Teâlâ’nın güzel isimlerinden
    biri de Hak’dır. Hz. Peygamber
    (s.a.s.) gece namazındaki
    duasında hak kelimesini şöyle tekrarlamıştır:
    “Allahım! Sen haksın,
    vaadin hak, sözün haktır; sana kavuşmak
    haktır, cennet hak, cehennem
    haktır; peygamberler haktır;
    kıyametin kopması haktır...” (Buhârî,
    “Tevhid”, 24)
    Hak kelimesinin öncelikli anlamı,
    İslam’dır. İslam ise ilk peygamberlerden
    itibaren bütün peygamberlerin
    tebliğ ettiği hak dinin adıdır (Al-i
    İmran, 3/19; Bakara, 2/132; Yûsûf, 12/40). Bu
    dini kabul edenlerin adı da Müslümandır
    (Hac, 22/78). Kur’an’da İslam,
    “Dînü’l-Hak” kavramı ile ifade edilmiştir
    (Tevbe, 9/33).
    Hakkın karşıtı batıldır. Batıl ise;
    asılsız, gerçeğe uymayan düşünce
    ve hükümlerdir. Kur’an’ın getirdiği
    din; hak din, verdiği bilgiler; doğru
    bilgilerdir ve çağırdığı yol da; “sırâtı
    müstakîm” doğru yoldur. O, insanlığı
    ahlak ve yaşayışta da doğruluğa
    ve dürüstlüğe çağırarak batılı ortadan
    kaldırmaya yöneltmektedir.
     
  9. sahasan

    sahasan © ◄ كُن فَيَكُونُ ► Forum Administrator

    Mesajlar:
    13.118
    Beğenileri:
    4.065
    Ödül Puanları:
    9.820
    KUMARDAN SAKINMAK

    “Ey iman edenler! Şarap, kumar, dikili taşlar (putlar) ve şans
    okları birer şeytan işi pisliktir. Onlardan uzak durun ki kurtuluşa
    eresiniz. Şeytan şarap ve kumar yolu ile aranıza düşmanlık
    ve kin sokmak ve sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan
    alıkoymak istiyor. Artık (bunlardan) vazgeçtiniz değil mi?”
    (Mâide, 5/90-91)
    Müslüman, kazancını şansa ve tesadüfe bağlamayıp kendi alın
    teri ve çabasıyla elde etmelidir. İnsanı tembelliğe ve hiçbir şey
    üretmemeye sevk eden, aile yuvalarını yıkan kumar, başkalarının
    mallarını meşru olmayan şekilde almaktır. Tarafların
    görünen rızaları kumarla elde edilen malı helâl hâle getirmez.
    Aslında kaybeden taraf verdiğine razı da değildir.
     
  10. sahasan

    sahasan © ◄ كُن فَيَكُونُ ► Forum Administrator

    Mesajlar:
    13.118
    Beğenileri:
    4.065
    Ödül Puanları:
    9.820
    DİĞERGÂMLIK

    “Onlardan (muhacirlerden) önce o yurda (Medine’ye) yerleşmiş
    ve imanı da gönüllerine yerleştirmiş olanlar, hicret edenleri
    severler. Onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık
    duymazlar. Kendileri son derece ihtiyaç içinde bulunsalar bile
    onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden,
    hırsından korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.”
    (Haşr, 59/9)
    Bencil insanlar, paylaşma ve cömertlik gibi ahlakî değerlere
    yabancı olan kimselerdir. Kur’an’ın önemli hedeflerinden biri,
    bu tür ahlakî zaafa sahip olanları terbiye etmektir. İnsan, hem
    cinslerinin derdiyle dertlenmeye, hatta ihtiyacı olsa bile kardeşini
    kendisine tercih etmeye çağırılmıştır. İşte ayet, Medineli
    Ensar’ın Mekke’den gelen Muhacirlere gösterdiği bu yüce
    ahlakî davranışa işaret etmektedir. Yine Kur’an bu vesileyle
    bencil duygularını terbiye edenlerin ancak kurtuluşa ereceklerini
    beyan eder.
     
  11. sahasan

    sahasan © ◄ كُن فَيَكُونُ ► Forum Administrator

    Mesajlar:
    13.118
    Beğenileri:
    4.065
    Ödül Puanları:
    9.820
    “Gerçekten bu Kur’an en doğru yola götürür ve iyi işler yapan
    müminler için büyük bir mükâfat olduğunu müjdeler.” (İsra,
    17/9)
    Kur’an, dün olduğu gibi bugün de en doğruya ve insan için
    en faydalı olana götürmektedir. Çünkü zamanın ilerlemesi ile
    öneminden hiçbir şey kaybetmemiştir. Hatta mesajı ve çağrısı
    gün geçtikçe daha iyi anlaşılmıştır. Onun doğruya götürmesi
    belirli bir milletle de sınırlı değildir. Hangi ırktan olursa olsun,
    çağrısına yönelen herkes için bu fırsat söz konusudur.
    Yine o, insanın belirli faaliyet alanlarında prensipler koyup
    diğerlerini ihmal etmemektedir. Aksine inançtan ibadete, ahlaktan
    insanlar arası ilişkilere kadar her alanda en doğru ve
    en faydalı olana götürmektedir.
     
  12. sahasan

    sahasan © ◄ كُن فَيَكُونُ ► Forum Administrator

    Mesajlar:
    13.118
    Beğenileri:
    4.065
    Ödül Puanları:
    9.820
    “Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman
    bunu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı Allah’ın kendisine
    öğrettiği şekilde yazmaktan kaçınmasın. (her şeyi olduğu gibi dosdoğru)
    yazsın. Üzerinde hak olan (borçlu) da yazdırsın ve Rabbi olan
    Allah’tan korkup sakınsın da borçtan hiçbir şeyi eksik etmesin (hepsini
    tam yazdırsın) eğer borçlu aklı ermeyen, veya zayıf bir kimse ise, ya
    da yazdıramıyorsa, velisi adaletle yazdırsın. (bu işleme) şahitliklerine
    güvendiğiniz iki erkeği; eğer iki erkek olmazsa, bir erkek ve iki kadını
    şahit tutun. Bu onlardan biri unutacak olursa, diğerinin ona hatırlatması
    içindir. Şahitler çağrıldığı zaman gelmekten kaçınmasınlar.
    Az olsun, çok olsun, borcu süresine kadar yazmaktan usanmayın. Bu
    Allah katında adalete daha uygun, şahitlik için daha sağlam, şüpheye
    düşmemeniz için daha elverişlidir. Yalnız aranızda hemen alıp verdiğiniz
    peşin ticaret olursa, onu yazmamanızdan ötürü, üzerinize bir
    günah yoktur. Alışveriş yaptığınız zaman da şahit tutun. Yazana da,
    şahide de bir zarar verilmesin. Eğer aksini yaparsanız, bu sizin için
    günahkarca bir davranış olur. Allah’a karşı gelmekten sakının. Allah,
    her şeyi hakkıyla bilendir. " (Bakara, 2/282)
     
  13. sahasan

    sahasan © ◄ كُن فَيَكُونُ ► Forum Administrator

    Mesajlar:
    13.118
    Beğenileri:
    4.065
    Ödül Puanları:
    9.820
    SABIR

    “Ey inananlar, sabır ve namazla (Allah’tan) yardım isteyin, muhakkak
    ki Allah, sabredenlerle beraberdir.” (Bakara, 2/153)
    Yüce Allah hayatta çeşitli güzellikler var ettiği gibi birtakım sıkıntılar
    da var etmiştir. İnsan güzellikler karşısında sevinir ve Rabbine
    şükreder. Sıkıntılı durumlar karşısında ise bir yandan sıkıntıyı ortadan
    kaldırma yolları ararken bir yandan da Rabbinden sabır, güç
    ve kolaylık ister.
    Sabır, çevreyi rahatsız edecek davranışlarda bulunmamak, Allah’a
    isyana varacak sözler söylememek, tedbiri aldıktan sonra takdiri
    Allah’a bırakmaktır.
    Zira sabır körü körüne her şeye boyun bükmek, olan biten karşısında
    tepkisiz kalmak değildir. İnsan başına gelen sıkıntının sebeplerini
    araştırıp bu sebepleri ortadan kaldırmak için mücadele etmeli,
    doğabilecek başka sıkıntıların önüne geçmek için var gücüyle çalışmalıdır.
     
Daha önce açılmış benzer konular:
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş