Türk Dil Kurumu - Türk Dil Kurumu ve Görevleri - Türk Dil Kurumunun Amaçları

Konusu 'GENEL KÜLTÜR' forumundadır ve sultan_mehmet tarafından 11 Şubat 2012 başlatılmıştır.

  1. sultan_mehmet

    sultan_mehmet © ◄ كُن فَيَكُونُ ► Yönetici Forum Administrator

    Sponsorlu Bağlantılar
    Türk Dil Kurumunun Kuruluş Amaçları
    Türk Dil Kurumu ve Görevleri
    Türk Dil Kurumunun Amaçları


    Türk Dil Kurumu (TDK) Türkçe'yi incelemek gelişmesi için çalışmak amacıyla kurulan Türkiye Cumhuriyeti'ne bağlı kamu kurumu.

    Kurum Türk Dili Tetkik Cemiyeti adı ile 12 Temmuz 1932'de Mustafa Kemal Atatürk'ün talimatıyla kurulmuştur. Kurumun kurucuları hepsi de milletvekili ve dönemin tanınmış edebiyatçıları olan Samih Rıfat Ruşen Eşref Celâl Sahir ve Yakup Kadri'dir. Kurumun ilk başkanı Sâmih Rif'at'tır. Türk Dili Tetkik Cemiyeti'nin gereği "Türk dilinin öz güzelliğini ve varsıllığını ortaya çıkarmak onu yeryüzü dilleri arasında değerine yaraşır yüksekliğe eriştirmek" olarak belirlenmiştir. Atatürk'ün sağlığında 1932 1934 ve 1936 yıllarında yapılan üç kurultayda hem kurumun yönetim organları seçilmiş hem dil siyaseti belirlenmiş hem de bilimsel bildiriler sunulup tartışılmıştır. 26 Eylül - 5 Ekim 1932 tarihleri arasında Dolmabahçe Sarayı'nda yapılan Birinci Türk Dili Kurultayı sonunda Kurumun "Lügat-Istılah Gramer-Sentaks Derleme Lenguistik-Filoloji Etimoloji Yayın" adları ile altı kol hâlinde çalışmalarını sürdürmesi kabul edildi.

    Atatürk'ün kendisi de Türk dili üzerindeki yerli ve yabancı araştırmaları bizzat inceleyerekdönemindeki bilginleri Türk dili üzerinde araştırmalar yapmaya yönlendirmiştir. Nitekim Türk dilinin en eski anıtları olan Göktürk yazılı metinlerin ilk iki cildi onun sağlığında yayımlanmış; 1940'larda yayın hayatına çıkabilen Divanü Lügati't-Türk Kutadgu Bilig gibi yapıtlar üzerinde de yine onun sağlığında çalışılmaya başlanmıştır. Daha sonra birçok cilt hâlinde ortaya çıkacak olan Tarama ve Derleme Sözlüğü'yle ilgili çalışmalar da Atatürk'ün sağlığında başlamıştır. Tarama Sözlüğü 13. yüzyılda başlayan Batı Türkçe'sinin eski eserlerinin taranmasıyla; Derleme Sözlüğü Anadolu ağızlarında kullanılan kelimelerin derlenmesiyle oluşturulmuş büyük sözlüklerdir. Çağdaş Türkçenin dilbilgisisözlüğü yazımı ve terimleriyle ilgili çalışmalar da Atatürk tarafından ilgiyle izlenmiştir.

    Türk Dil Kurumu'nun kuruluşuyla birlikte çağdaş Türkçede çok hızlı bir arılaştırma akımı da başlamıştır. Bizzat Atatürk'ün öncülük ettiği Türk dilinin yabancı kökenli sözlerden temizlenmesi akımı 1935 yılına kadar sürmüş; halkın diline girip yerleşmiş sözcüklerin dilden atılması işleminden bu tarihte vazgeçilmiştir. Atatürk'ün ölümünden sonra öz Türkçe akımı Türk aydınları arasında sürekli tartışılan bir konu olmuş ve özellikle 1960'tan sonra Türk Dil Kurumu bu akımın öncülüğünü yapmaya devam etmiştir. 1980'den sonra tartışmalar durulmuş bilimsel çalışmalar hız kazanmıştır.

    Atatürk ölümünden kısa bir süre önce yazdığı vasiyetname ile mal varlığını Türk Dil Kurumu ile Türk Tarih Kurumu'na bırakmıştır. Bu iki kurumun bütçesi bugün de Atatürk'ün mirasından karşılanmaktadır. Türkiye'nin en büyük bankalarından biri olan Türkiye İş Bankası sermayesinin %289'unu oluşturmaktadır.

    Türk Dil Kurumu'nun yapısıyla ilgili ilk önemli değişiklik 1951 yılındaki olağanüstü kurultayda yapılmıştır. Atatürk'ün sağlığında Millî Eğitim Bakanı'nın kurum başkanı olmasını sağlayan tüzük maddesi 1951'de değiştirilmiş; böylece kurumun devletle bağlantısı koparılmıştır. İkinci önemli yapı değişikliği 1982-1983 yıllarında gerçekleştirilmiştir. 1982'de kabul edilen ve şu anda da yürürlükte olan Anayasa ile Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu bir Anayasa kuruluşu olan Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu çatısı altına alınmış; böylece devletle olan bağlar yeniden ve daha güçlü olarak kurulmuştur.

    Atatürk 1 Kasım 1936'da Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 5. dönem 2. yasama yılının açılış konuşmasında Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu'nun geleceği ile ilgili dileklerini şu sözlerle dile getirmişti:

    Başlarında değerli Eğitim Bakanımız bulunan Türk Tarih Kurumu ile Türk Dil Kurumunun her gün yeni gerçek ufuklar açan ciddî ve aralıksız çalışmalarını övgü ile anmak isterim. Bu iki ulusal kurumuntarihimizin ve dilimizin karanlıklar içinde unutulmuş derinliklerini dünya kültüründe başlangıcı temsil ettiklerini kabul edilebilir bilimsel belgelerle ortaya koydukça yalnız Türk ulusunun değilbütün bilim dünyasının ilgisini ve uyanmasını sağlayan kutsal bir görev yapmakta olduklarını güvenle söyleyebilirim. (Alkışlar) Tarih Kurumunun Alacahöyük'te yaptığı kazılar sonucunda ortaya çıkardığı beş bin beş yüz yıllık maddî Türk tarih belgeleri dünya kültür kahraman tarihinin yeni baştan incelenmesini ve derinleştirilmesini gerektirecektir. Birçok Avrupalı bilim adamının katılması ile toplanan son Dil Kurultayının aydınlık sonuçlarını görmekle çok mutluyum. Bu ulusal kurumların az zaman içinde ulusal akademilere dönüşmesini dilerim. Bunun için çalışkan tarih dil ve bilim adamlarımızın bilim dünyasınca tanınacak orijinal eserlerini görmekle mutlu olmanızı dilerim.

    Kaynak:

    ^ "1982'de kabul edilen ve şu anda da yürürlükte olan Anayasa ile Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu bir Anayasa kuruluşu olan Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu çatısı altına alınmış; böylece devletle olan bağlar yeniden ve daha güçlü olarak kurulmuştur." TDK web sitesi erişim tarihi: 1 Ocak 2009
    ^ TDK resmi genel ağ sayfası Tarihçe bölümü
    Sponsorlu Bağlantılar

Sayfayı Paylaş