Recaizade Mahmut Ekrem - Araba Sevdası Romanın Özeti ve Tahlili

Konusu 'Kitap Özetleri' forumundadır ve ömr-ü diyar tarafından 20 Temmuz 2013 başlatılmıştır.

  1. ömr-ü diyar

    ömr-ü diyar لاَ تَحْزَنْ إِنَّ اللّهَ مَعَنَا Yönetici Genel Sorumlu

    Eserde hangi konu işlenmiştir?
    Bir sokak kadını uğruna bütün varlığını düşünmeden , sorumsuzca harcayan ve nihayet düştüğünü farkettiğinde ise çok geç kaldığını gören Bihruz Bey’in kişiliğinde dönemin traji komik durumu ele alınmaktadır.

    Yazarın konuya bakış açıları nelerdir?
    Yazar , kendi öz değer yargılarından koparak , bilinçsiz bir şekilde batılılaşmaya çalışan dejenere olmuş bir toplumu ve bu toplumun düştüğü traji komik durumu , romanın kahramanı Bihruz Bey’in kişiliğinde eleştirel bir biçimde işleyerek ele almıştır.

    Eserin ana olayı nedir?
    Araba Sevdası romanı realizmin etkisiyle yazılması ve batı hayranlığı yolunda düşülen garip durumları eleştirmesidir.

    Yazar nasıl bir ana düşünceye ulaşmaktadır?
    Yazar oldukça zengin ve beyinsiz bir delikanlının geçirdiği bir aşk macerası günün terbiye olayları , özel ders veren yabancılar alafrangalık merakı gibi devrin toplumsal dertlerini toplar.Yalnız kitabın bir kusuru vardır ; o da Recaizade Mahmut Ekrem Bey’in hiç yapamayacağı işe, hiciv ve mizaha merak etmesidir. Bu yüzden üslubu boş yere ağırlaşır ve roman hızını kaybeder.

    Eserin planı nasıldır?
    Giriş bölümünde olayın kahramanlarının fiziksel ve ruhsal tanıtımları, aile yapısı anlatılmaktadır. Gelişme bölümünde Bihruz Bey, Periveş Hanım’ın öldüğünü zannedip üzülmesi ve mirasını yavaş yavaş kaybettiği anlatılıyor. Sonuç bölümünde ise öldü zannettiği kadının ablasına kardeşinin mezarını sorar fakat konuştuğu kadın Periveş Hanım’dır. Periveş hanım Bihruz Bey’le dalga geçerek rezil etmiştir.

    Yazılış Tekniği Yönünden:

    Eserin yazılış tekniği nasıldır?
    Avrupalılaşmayı yanlış anlayan ve aile servetini bu yanlış anlayışa vekaba sevda maceralarına kurban eden bir zilhniyeti hiciv için yazılmış olan bu romanı üslup ve teknik bakımlardan zayıftır.

    Çeşidi ne olabilir?
    “Araba Sevdası” romanının çeşidi romantik romandır. Romantik roman duyguların ve hayallerin egemen olduğu romandır.

    Kahramanları Yönünden:

    Eserin belli başlı kahramanları kimlerdir?
    Bihruz Bey, Keşfi bey, Mösyö Piyer, Periveş Hanım, Çengi Hanım.

    Bu kahramanların ruhsal ve fiziksel özellikleri nelerdir?
    Bihruz Bey: Alafrangalığa özenir, süslü ve gösterişi sever. Şık giyinir. Şımarık sorumsuz ve züppe bir gençtir.

    Mösyö Piyer: Beyin nabzına göre şerbet veren kurnaz bir ihtiyardır.

    Periveş Hanım: Sarışın , orta boylu , narin yapılı , gönül avcısı , edalı bir yosmadır.Gözleri ise çok güzel , çizgili koyu sarı , kaşları kumral , kilolu , burnu ise incecik , ağzı küçük ve biçimlidir.

    Çengi hanım: Uzun boylu, Periveş hanımdan daha yaşlı ve kiloludur. Mavi gözlü, esmer yüzlü sürekli konuşan, gülmeyi çok seven, yaşına göre çok dinç biridir.

    Keşfi Bey: Bihruz Bey gibi züppe alafrangalığa özenen süsü ve gösterişi seven biridir. Ayrıca yalancıdır.

    Kahramanlar arasındaki bağıntılar nelerdir?
    Bihruz Bey ile Keşfi Bey arakadaştırlar. Periveş Hanım’lada Çengi Hanım arkadaştırlar. Mösyö Piyer ise Bihruz Bey’in Fransızca öğrtmenidir.

    Kahramanlar hangi sosyal tabakaya mensupturlar?
    Bihruz Bey eski vezirlerden artık hayatta olmayan ‘.....’paşanın oğludur. Keşfi Bey ‘de birinci sınıf bir insandır. Öğretmen Mösyö Piyer orta tabakadan bir insandır. Periveş Hanım ve Çengi Hanım ise düşük tabakadandır.

    Yazar, kahramanlarını seçerken nelere dikkat etmiştir?
    Recaizade Mahmut Ekrem edebiyatımızın ilk eleştirmeni olması nedeniyle batı hayranlığını tenkit edebileceği kahramanlar seçmeye dikkat etmiştir.

    Olaylar karşısında kahramanların durumu nasıldır?
    Bihruz Bey, Periveş hanıma aşık olmuştur. Yalnız sevdiği kadının öldüğünü duyunca çok üzüntülü bir yaşam sürdürür. Her şeye boş verir. Periveş hanım ile arkaşı ise olaylar karşısında dalgacı tavırları vardır. Mösyö Piyer ile Keşfi Bey de kendi çıkarlarını düşünmektedirler.

    Yer ve Zaman Yönünden:

    Olay nerede veya nerelerde geçmektedir? Buranın belli başlı özellikleri nelerdir?
    Olay Çamlıca parkında geçmektedir.Çamlıca parkı ; büyük , gösterişli ve gerçekten gönül açıcı bir bahçesi vardır.Renk renk , çeşit çeşit birsürü ağaçlar vardır.Biraz ileride düzlüğün ortasında üstü kapalı , çevresi açık , kulübe tarzında ufak tefek büfeler vardır. Biraz ileride büyük bir göl ve gölün üstünde köprü vardır.Oralardabirde gazino vardır.

    Olay ortaya konulurken yer, nasıl ele alınmaktadır?
    İstanbul’un en iyi semti olan Çamlıca’nın güzellikleri ele alınmıştır.

    Olayın akışında zaman kırımları var mıdır? Zaman, belli bir düzenlilik içerisinde mi sunulmaktadır?
    Olayın akışında zaman kırımları vardır. Zaman, belli bir düzenlilik içerisinde sunulmuştur. Kış mevsimini Süleymaniye’de evinde, yaz mevsimini Çamlıca’daki lüks evinde geçirmiştir.



    Dil ve Anlatım Yönünden:

    Eserin dili anlaşılır nitelikte midir?
    Romanda çoğunlukla osmanlıca kelimeler kullanılmıştur.Arada Fransızca kelimeler de kullanılmaktadır.Araba sevdası romanının dili bu yüzden anlaşılır nitelikte değildir?

    Yazar, sözcükleri kullanırken seçici davranmış mıdır?
    Yazarın kullandığı sözcükler özellikle seçilmiş gibidir.Çok zengin anlamlı kelimeler kullanılmıştır.

    Yazar, konuşmalarda ve anlatımlarda dili nasıl kullanmaktadır?
    Genelde gayet düzgün bir anlatım dili vardır. Araba sevdası romanında anlatılanlarının gerçekliği belirlenmiştir. Yazarın kendine göre özgü anlatımı vardır.

    Anlatım kaçıncı kişi ağzından yapılmaktadır?
    Araba sevdası romanında anlatım yazar tarafından yapılmıştır.

    Yazar dil ve anlatımı, yaşadığı dönemle uygunluk göstermekte midir?
    Yazarın dil anlatımı, yaşadığı döneme uygunluk göstermektedir. Gayet kibar, hoş, özenle seçilmiş şekilde kelimeler kullanıp anlatılmıştır.

    Anlatımda akıcılık nasıl sağlanmıştır?
    Bihruz Bey’in sevdiği Periveş Hanım’a olan aşkını anlatması ve aşkı yüzünden kederlenmesi romanın anlatımında akıcılığı sağlamıştır.

    Yazarın Kişiliği Yönünden:

    Yazar, hangi edebiyat anlayışını benimsemiştir?
    Yazar, Araba sevdası romanında ‘realist roman’edebiyat anlayışını benimsemiştir.

    Yazarın edebi kişiliğinde en belirgin özellik nedir?
    Yazarın edebi kişiliğinde en belirgin özellik gerçekçi oluşudur.

    Yazarın romanlarında işlediği belirgin bir konu var mıdır?
    Batı hayranlığını eleştirmesidir.

    Yazarın önemli eserleri nelerdir?

    Şiir:
    Nağme-i Seher (1871)
    Yadigar-ı Şebab (1873)
    Zemzeme (3 cilt, 1883-85)
    Nejat Ekrem (şiirler , anılar , 1910)
    Nefrin (1916)
    Tefekkür (1886 Nazım ve nesir karışık)
    Pejmürde (1895 Nazım ve nesir karışık)

    Roman:
    Araba Sevdası (1898 , 5. basım 1985)

    Hikaye:
    Şemsa (1895)
    Muhsin Bey Yahut Şairliğin Hazin Bir Neticesi (1890)

    Oyun:
    Afife Anjelik (1870)
    Vuslat Bahut Süreksiz Sevinç (1875)
    Çok Bilen Çok Yanılır(1914)

    İnceleme-Eleştiri:
    Talim–i Edebiyat (1882)
    Takdir-i Elhan (Menemenlizade Tahir’in kitabına ön söz , 1883)
    Takrizat (1888)


    Araba Sevdası Romanının Özeti:

    Bihruz Bey bir Osmanlı paşasının oğludur. Evde özel hocalardan yarım yamalak bir eğitim görmüştür.Alafırangalığa özenir, süsü, gösterişi sever. Şık giyinir. Şımarık, sorumsuz bir gençtir. Her fırsatta az buçuk bildiği Fransızcasıyla terziler, ayakkabıcılar ve garsonlarla konuşur. Böylece Batılı olduğunu sanır.

    Devrin pahalı eğlence yerlerinde arabasıyla gezer. Bir gün Çamlıca tepesine çıkar. Güzel bir arabada sarışın, kibar görünüşlü bir kız görür. Hemen ona aşık olur. Ertesi hafta yine oraya gider. Binbir özenle yazdığı mektubu kızın arabasına atar. Fakat, o günden sonra onu bir daha göremez. Yemeden içmeden kesilir, zayıflar. İşini, annesini ihmal eder. Arkadaşlarından Keşfi Bey aşkını öğrenir. Ona kızın öldüğünü, ailesini yakından tanıdığını, bir de ablası bulunduğunu söyler. Bihruz Bey bu yalana inanır.

    Aradan günler geçer, Bihruz Bey’in aşkı yavaş yavaş küllenir. Şehzadebaşı’nda dolaşırken, tutulduğu kıza rastlar. Fakat onun sevgilisi değil, ablası olduğunu düşünür. Güçlükle kadının yanına yaklaşır, üzüntüsünü bildirir, kız kardeşine olan aşkından söz eder. Mezarın yerini sorar. Kadın güler. Bihruz Bey’e onunla nerede karşılaştığını açıklar ve kızkardeşi bulunmadığını söyler. Alaylı kahkahalar atar.Bihruz Bey düştüğü kötü durumdan kurtulmak ister. Fakat pot üstüne pot kırarak daha gülünç olur. Utançtan kıpkırmızı kesilir. Sonra , bir yolunu bularak oradan ayrılır.

    Edebiyat tarihimizin dönüm noktası olarak kabul edilen Araba Sevdası romanı, bin sekiz yüzlerde İstanbul’un sosyete ve sefahat yaşamını konu alan bir romandır. Yazar Recaizade Mahmut Ekrem, Tanzimat edebiyatının sona erdiği, buna karşılık Servet-i Finun edebiyatının ağır bastığı dönemin ünlü edebiyatçılarındandır. Aslında Araba Sevdası bu geçişte önemli bir yere sahip, zira bu roman edebiyatımızın ilk realist romanıdır.

    Dönemin siyasi kargaşası bir yana, Osmanlı’nın yeni yeni batıya açılma çabalarıyla, İstanbul’un aristokrat çevrelerinin nasıl bir anda Fransızca meraklısı olduğu komik ve alaycı bir dille ifade ediliyor. Mahmut Ekrem’in bu anlamda mizahi kişiliği ön plana çıkar. Romanın esas vurgusu ise dönemin ehli- keyfine yapılan eleştirilerdir.

    Bihruz Bey, babasının işi icabı memleketin birçok yerini dolaşmış ve bu nedenle tahsilini pek yapamamış bir gençtir. Babasının varlığıyla yaşayan, bir evin biricik evladıdır. Ehemmiyet verdiği yegane şeyler; markalı giyinmek, Fransızca dersi almak, aldığı bu derslerle öğrendiği Fransızca’yı alakalı alakasız her yerde kullanmak, ve bir de belki en mühimi ve romana ismini veren kısmı, pahalı arabasıyla dolaşmaktır. (Şüphesiz araba sözcüğü ile , günün önemli ulaşım araçlarından biri olan, atlı araba anlaşılmalıdır.) Babasının vefatından sonra büyük bir servetin üzerine konar, bu pahalı ve özentili yaşamıyla tam bir mirasyedidir.

    Arabası ile gezmek onun için öyle bir hal almıştır ki, soğuk kış günlerinde ya da yazın kavurucu sıcağında günün yirmi dört saatini arabasında geçirmektedir. Bu arada pahalı arabasının bir hayli yüklü taksitlerini elindeki köşkleri satarak ödemektedir.
    Haftanın birkaç günü Mösyö Piyer’den aldığı Fransızca dersleri, belki tahsil hayatının yegane bölümüdür. Yarım yamalak bilgisiyle, olur olmaz yerlerde kullandığı diliyle, Fransız uşak Mişel’in bile zaman zaman anlamadığı bir konuşması vardır. Hele Fransız yazarların edebi kitaplarını okumak, onlarla mest olmak onun için edebiyatın kendisidir.

    Kadınlar konusunda ise fazlaca iştahlı değildir. Beğenmek şöyle dursun, yegane hedefi, araba ekipmanı ve markalı kıyafetleriyle göz doldurmak, beğenilmek, hatta hayranlık uyandırmaktır. Bu nedenle şehrin eğlence merkezlerini fellik fellik gezmekten başka işi yoktur, işine bile arada bir uğrar. Hayat onun için böylece sürüp giderken, sefahat mekanlarından biri ola Çamlıca’ da, ahbabı Keşfi Bey ile sohbet ederken gördüğü sarışın dilber ilgisini çeker, hatta oracıkta ona aşık olur. Onun da kendisine aşık olduğuna inanmaktadır. Bundan sonra Bihruz Bey’in platonik aşkının, hatta kurgusal aşkının, Keşfi Bey’in yalanlarıyla nasıl şekillendiğinin komik bir hikayesi anlatılır..

    Keşfi Bey, etrafında yalancılığıyla bilinen, yaşantısıyla Bihruz‘dan pek farkı olmayan sorumsuz bir gençtir. Yalanlarını çocukluğunun saf oyunlarıyla karıştıran, bu zararsız delikanlı ilk önce Bihruz’a bu sarışın hatunu tanıdığını söyler, öyle ki yalanlar Bihruz Bey’in sevgilisini Keşfi Bey’ den delice kıskanmasına sebep olur. Keşfi, yalanlarını, hatunun ölüm haberine kadar vardırır. Bihruz’un içli aşkını bilmeksizin uydurulan bu yalanlar, aşk acısının komik öykülerini ortaya çıkarır. Aradan geçen birkaç aylık zaman içinde, aşık olduğu sarışın hatunu, Periveş Hanım’ı, hiç göremeyen Bihruz, ölüm masalına kolayca kanar, çünkü son derece saftır ve aşık olmanın kendine has şüpheciliğine o da düşüvermiştir. Aşk acılarıyla geçirilen birkaç zaman, Bihruz’da bazı değişikliklere sebep olur, eğlence yerlerinde boy göstermek ya da arabasıyla etrafta tur atmak eskisi gibi zevk vermemektedir. Artık kırlarda tek başına dolaşmayı, sevgilisini düşünmeyi, hatta eğlencelerden el çekip, Ramazan ayı geldiğinde oruç tutup namaz kılmayı tercih eder olur. Vazgeçemediği yegane şey kullandığı Fransızca kelimelerdir.

    Bihruz acı gerçeği geç de olsa öğrenir. Aşık olduğu Periveş ölmemiştir ama, kendisine aşık olmak bir yana varlığından habersiz bir hanımdır.
    Bihruz’un bu komik hikayesi, aslında güçlü bir içerikle aşkı işler. Tüm bu komedinin arasında bile, aşkın tutsaklığının ve aşk acısının yoğun hissiyatı ilgiyi sağlar.

    alıntı
     

Sayfayı Paylaş