Ramazan ve Kurban Bayramı namazları hanefiye vacibtir, diğerlerinin durumu nedir?

Konusu 'Üye İslami Soruları' forumundadır ve İslami Sorular tarafından 15 Ocak 2012 başlatılmıştır.

  1. İslami Sorular Administrator Forum Administrator

    Ramazan ve Kurban Bayramı namazları hanefiye vacibtir, diğerlerinin durumu nedir?

    Bayram ve Bayram Namazları (hanefi mezhebi)



    Bayram ve Bayram Namazları
    209- Bayram, bir neş'e ve sevinç günü demektir Arabçası "Îyd"dir Çoğulu "A'yad" gelir Bayram tebriklerine "Ta'yîd", bayramlaşmaya da "Muayede" denir.
    Peygamber Efendimiz Medine-i münevvereyi şereflendirince, ora halkının senede iki defa bayram yaparak eğlendiklerini öğrenince, onlara şöyle buyurmuş: "Yüce Allah o iki bayram günlerine karşılık onlardan daha hayırlı iki bayram günlerini size ihsan etmiştir"O günlerin Ramazan ve Kurban Bayramı günleri olduğunu müjdelemiştir Bunlara Arabçada "Îyd-i Fıtır ve Îyd-i Adha" denir.
    Bu günlere "İyd" denilmesi, bunların birer neş'e ve sevinç günü olmaları, hayra yorumlanmaları veya Allah'ın bu günlerde pek çok ihsanlarda bulunması bakımındandır Ramazan Bayramı üç gün, Kurban Bayramı da dört gündür
    210- Kendilerine cuma namazı farz olanlara, cuma namazının vücub ve eda şartları içinde, Ramazan ve Kurban Bayramı namazları vacibdir Yalnız Bayram namazlarında hutbeler vacib değildir Bu namazlardan sonra hutbe okunması sünnettir.
    211- Bayram namazlarının ilk vakti, işrak zamanıdır Güneşin görünüşüne nazaran ufuktan bir veya iki mızrak boyu (*) kadar yükselip kerahet vaktinin çıktığı andır Bu andan itibaren istiva veya zeval vaktine kadar kılınması caizdir (Mekruh vakitler bahsine bakılsın!)
    212- Bayram namazları ikişer rekattır Cemaatle aşikare olarak kılınırlar Ezan ve ikamet yapılmaksızın imam, iki rekat Ramazan veya Kurban bayramı namazına niyet eder Cemaat da böyle iki rekat bayram namazı kılmak için imama uymaya niyet eder" Allahü Ekber" diye iftitah tekbiri alınır, eller bağlanır Hep birlikte gizlice "Sübhaneke" okunur Sonra imam yüksek sesle, cemaat da gizlice "Allahü Ekber" diye üç tekbir alırlar Tekbirlerde eller yukarıya kaldırılıp ondan sonra yanlara salıverilir, her tekbir arasında üç teşbih mikdarı durulur Üçüncü tekbirden sonra eller bağlanır, imam gizlice "Euzü-Besmele" çektikten sonra, aşikare olarak Fatiha suresi ile bir mikdar daha Kur'an-ı Kerimden okur Aşikare "Allahü ekber" diyerek bilindiği gibi rüku ve secdelere gider Cemaat da gizlice tekbir alarak imama uyar Sonra yine tekbir alınarak ikinci rekata kalkılır İmam gizlice "Besmele"den sonra yine aşikare olarak Fatiha suresi ile bir mikdar daha Kur'an okur Tekrar üç defa eller kaldırılarak birinci rekatta olduğu gibi üç tekbir alınır Ondan sonra imam yine aşikare, cemaat ise gizlice "Allahü Ekber" diye rükua ve secdelere varırlar Sonra oturulup gizlice "Tahiyyat, Salli-Barik ve Rabbena atina" duaları hep birlikte okunur ve iki tarafa selam verilerek namaz tamamlanır.
    Bu halde bayram namazlarının her rekatında üç fazla tekbir bulunmuş olur ki bunlar da vacibdir.
    (Hanbelî mezhebine göre birinci rekatta altı, ikinci rekatta beş tekbir alınır ve her iki rekatta da tekbirler kıraattan önce yapılır, İmam Malik ile İmam Şafiî'ye göre, birinci rekatta yedi, ikinci rekatta beş tekbir alınır ve tekbirler her iki rekatta da kıraattan önce alınır
    213- İmam bayram namazını kıldırdıktan sonra hutbe okumak için minbere çıkar Cuma'da olduğu gibi iki hutbe okur Ancak bu bayram hutbelerine tekbir ile başlanır Cemaat da bu tekbirlere hafifçe katılır Hatib, Ramazan Bayramı hutbesinde cemaata Fıtır Sadakası üzerinde, Kurban Bayramı Hutbesinde Kurban ve Teşrîk tekbirleri konusunda bilgi verir.
    Cuma hutbelerinde sünnet olan şeyler, bayram hutbelerinde de sünnettir Mekruh olanlar da aynen mekruhtur Bayram hutbelerinin namazdan önce okunmaları caiz olmakla beraber mekruh sayılmıştır.
    214- İmam birinci rekatta bayram tekbirlerini unutup da Fatihanın bir kısmını veya tamamını okuduktan sonra hatırlarsa tekbirleri alır Fatiha'yı yeniden okur Fakat Fatiha'dan sonra bir mikdar Kur'an okuduktan sonra, tekbirleri alır, kıraati iade etmez.
    215- Bayram namazlarında, birinci rekatın rüküuna varmış olan bir imama yetişen kimse, bu rükua kavuşacağını tahmin ediyorsa, hem iftitah tekbirini, hem de Bayram tekbirlerini ayakta alarak ondan sonra rüküa varır Rüküu kaçıracağından korkuyorsa, îftitah tekbirinden sonra hemen rükua varır ve Bayram tekbirlerini rüküda alır Bu tekbirleri alırken ellerini kaldırmaz Tekbirleri tamamlayamasa dahi, imam kıyama kalkınca o da imamla kalkar, imamın alacağı tekbirlerde imama uyar İmam sünnete uygun olan tekbirlerin dışına çıkmadıkça, imama tekbirlerde uyulur, sünnet dışında az veya çok almış olduğu tekbirlerde ona uyulmaz.
    216- Bayram namazının ikinci rekatına yetişen kimse, imam selam verdikten sonra birinci rekatı kaza etmeye kalkınca, önce Besmele ile Fatiha süresini ve ilave edeceği bir sureyi okur Sonra gizlice tekbirleri alarak namazı tamamlar Bu şekilde mesbuk olanlar, kendi mezheblerinde alacakları tekbirleri getirirler, imamın almış olduğu tekbirlerin sayısını gözetmezler.
    Bayram namazına yetişemeyen kimse, kendi başına Bayram namazı kılamaz İsterse dört rekat nafile namazı kılar Bu, bir kuşluk namazı yerine geçer, sevabı büyük olur.
    (Şafiî'lere göre Bayram namazları Müekked Sünnet'lerdir Bir rivayete göre de, Farz-ı kifaye'dir İslam alametlerinden sayılır Cemaatla kılınması daha faziletlidir Yalnız başına da hutbesiz kılınabilir Bunu misafirlerde, kadınlarda yalnız başlarına kılabilirler Güneşin doğuşundan zeval vaktine kadar kılınabilir
    Malikîlere göre Bayram namazı müekked sünnettir Bir görüşe göre de, Farz-ı kifaye'dir Hanbelî mezhebinde de Farz-ı kifayedir İmam ile kılmayı başaramayanın bunu kaza etmesi sünnettir.)
    217- Kurban Bayramı namazını ilk vaktinde kılmak, Ramazan Bayramı namazını da biraz geciktirmek müstahabdır Bayram namazı cenaze namazına ve cenaze namazı da Bayram hutbesine takdim edilir (önce kılınır)
    218- Bayram namazları bir şehirde herkesin toplanacağı bir yerde (Namazgâhda) kılınabileceği gibi, birçok camilerde de kılınabilir.
    219- Bayram günlerinde erken kalkmak, yıkanmak, misvak kullanmak, gülyağı ve benzeri hoş koku sürünmek, giyilmesi mubah olan elbiselerden en güzel ve temizini giymek, Yüce Allah'ın nimetlerine şükür için neş'e ve sevinç göstermek, karşılaşılan mümin kardeşlere karşı güler yüz göstermek, elden geldiği kadar fazla sadaka vermek, Bayram gecelerini ibadetle geçirmek müstahab ve güzel bulunmuştur.
    220- Ramazan Bayramında, Bayram namazından önce hurma gibi tatlı bir şey yenilmesi, Kurban bayramında ise namaz kılınmadıkça bir şey yenilmemesi müstahabdır Sahih olan görüşe göre, bu hususta kurban kesecek kimse ile kesmeyecek kimse eşittir Kurban kesecek kimsenin, keseceği kurban eti ile yemeğe başlaması daha uygundur Bununla beraber namazdan önce bir şey yenilmesinde de kerahet yoktur.
    221- Kurban kesecek kimse, tırnaklarını ve saçlarını kesmeyi geciktirir Bunu yapmak mendubdur Fakat bu geciktirme hoşa gitmeyecek bir durumu ortaya koyacak bir zaman olmamalıdır Bunun en uzun müddeti kırk gündür
    Faziletli olan, haftada bir defa tırnakları ve bıyıkların fazla kısmını kesmek, ziyade tüyleri gidermek, yıkanmak suretiyle bedenin temizliğine bakmaktır Bunlar hiç olmazsa on beş günde bir yapılmalıdır Kırk günden fazla bırakılmasında özür kabul edilmez.
    222- Bayram günü camiye bir vakar ve sükun ile gidilir Ramazan Bayramında namaza giderken gizlice, Kurban Bayramında ise açıkça tekbir alınması ve namazdan sonra da mümkün ise başka bir yoldan eve dönülmesi mendubdur
    223- Kurban Bayramının birinci gününe "Yevm-i Nahir", diğer üç gününe de "Eyyam-ı Teşrik" denir Bu bayramdan önceki gün ise, "Yevm-i Arefe"dir ki, Zilhiccenin dokuzuncu günüdür Ramazan Bayramında Arefe yoktur Arefe gününün sabah namazından itibaren Bayramın dördüncü gününün ikindi namazına kadar yirmi üç vakit farz namazın arkasından bir defa şöyle tekbir alınır ki, bunlara Teşrîk Tekbirleri denir: "Allahü ekber, Allahü ekber Lâ ilahe illallahu vallahu ekber Allahü ekber ve lillâhilhamd"Memleketimizde bunun tercümesi bir zaman şöyle okunmuştu: "Tanrı uludur, Tanrı uludur Tanrıdan başka Tanrı Yoktur Tanrı uludur Tanrı uludur Hamd O'na mahsusdur"
    Tekbirlerin bu mikdar okunması iki imamın görüşüdür, işlem de böyle yapılmaktadır İmamı Azam'a göre bu tekbirler Arefe gününün sabahından ertesi günün ikindisine kadar olan sekiz vakit farz namazın arkasından alınır
    224- Teşrîk Tekbirleri, fıkıh alimlerinin çoğuna göre vacibdir Sünnet diyenler de vardır, iki İmama göre farz namazları kılmakla yükümlü olan herkes için bu tekbirler vacibdir Bu hususta tek başına namaz kılan, imama uyan, misafir (yolcu) ile mukim, köylü ile şehirli, erkek ile kadın eşittir İmamı Azam'a göre ise, bu tekbirlerin vacib olması için mukim olmak, hür olmak, erkek olmak ve namaz, müstahab şekilde cemaatle kılınan bir farz olmak şarttır Buna göre, misafirlere, kölelere, kadınlara ve tek başına namaz kılan kimselere bu tekbirler vacib değildir Fakat bunlar, kendilerine tekbir vacib olan cemaatle namaz kılanlara uymaları halinde tekbir almaları gerekir Cuma ve Bayram namazları kılınmayan köylerde bulunanlara da vacib olmaz Cuma günü öğle namazını kendi aralarında cemaatle kılan özürlü kimselere de vacib olmaz Kadınların da kendi aralarında cemaatle namaz kılmaları, müstahab şekilde olan cemaattan sayılmaz.
    225- Bir senenin Teşrîk günlerinde terk edilen bir namaz, yine o senenin teşrîk günlerinden birinde kaza edilse, sonunda Teşrîk Tekbiri alınır Fakat başka günlerde veya başka bir senenin teşrîk günlerinde kaza edilecek olsa teşrik tekbiri alınmaz.
    226- Bir namazda sehiv secdeleri ile teşrîk tekbiri ve telbiye toplanacak olsa önce sehiv secdeleri yapılır, sonra tekbir alınır Ondan sonra da telbiyede bulunulur Eğer telbiye önce yapılırsa, sehiv secdeleri ve teşrik tekbiri düşer (Telbiye için hac bahsine bakılsın!)
    227- Arefe günü, insanların bir yerde toplanarak Arafat'da bulunan hacıları taklid eder bir durum almaları, hiç bir esasa bağlı değildir Bunu mekruh görenler de vardır.
    228- Bayram günlerinde müslümanların birbirlerini tebrik etmesi, görüşüp musafaha yapması ve birbirlerine: "Gaferellahu lena ve leküm = Allah bizi ve sizi bağışlasın", yahut: "Takabbelellahu Tealâ minna ve minküm = Yüce Allah bizden ve sizden kabul buyursun" şeklinde duada bulunması da mendubdur
    (*) Orta boylu bir mızrak, on iki karış uzunluğundadır.


    Buyuk_islam_ilmihali ÖNBilmen


    Şafi mezhebine göre bayram namazı ile ilgili hükümler nelerdir?

    Bayram namazı, cuma namazı kılmakla yükümlü olan herkes için müek-ked bir sünnet-i ayındır.



    Hanefî mezhebine göre ise bayram namazı, cuma namazını kılmakla yü*kümlü olanlar için vaciptir.



    Hac ibadetini eda etmekte olanlardan başkalarının bu namazı cemaatle kılmaları sünnettir. Hac ibadetini eda etmekte olanlarınsa bu namazı yalnız başlarına kılmaları sünnettir.Bayram namazının vakti, güneşin doğusuyla başlayıp zevale ermesine kadar devam eder. Ama güneşin, doğduktan bir mızrak boyu yükselmesine, yani doğduktan yaklaşık 25 dakika sonrasına kadar ertelemek daha faziletli olur.(Nevevî, el-Mecmû', 5/5, 6, 20-24.)



    Bayram namazı için ezan okunmaz, kamet edilmez. Namaza durulacağı zaman, "es-Salâtü camia!" diyerek duyuru yapılır.Bu namaz iki rek'at olup birinci rek'atında iftitah tekbirinden sonra ve eû-zü besmele çekip de kıraate başlamadan önce zevâid tekbirleri denen yedi tekbiri almak menduptur. Bu tekbirlerin her biri alınırken eller omuz hizasına kadar kaldırılır. Her iki tekbir arasında normal uzunlukta bir âyet okuyacak ka*dar bir ara vermek ve bu arada da, "Sübhânellahi velhamdü lillahi ve lâ ilahe illallahu vallahu ekber" demek sünnettir.Ayrıca her iki tekbir arasında ellerin, göğüs altında sağ el sol elin üstü*ne gelecek şekilde bağlanması da sünnettir.İkinci rek'ata kalkış tekbirinden sonra her ikisi arasına fasıla konarak beş tekbir alınır. Bu fasılalar arasında da eller, birinci rek'atın tekbirleri arasında bağlandığı şekilde bağlanır.Hey'et adıyla adlandırılan bu zevâid tekbirlerinin alınması sünnettir. Bun*ların alınmaması, sehiv secdesini gerektirmemekle birlikte mekruhtur. Alınan tekbirlerin sayısında şüphe edilmesi halinde, en azı hesap edilir ve gerisi ta*mamlanır. Eûzü besmeleden önce alınmaları müstehaptır. Sıra bakımındankıraatten önceye alınmaları şarttır. Unutup tekbir almadan kıraate başlanırsa, zamanı geçtiği için artık tekbir alınmaz.Bu hükümler hem imam, hem de imama uyanlar için geçerlidir. Yalnız ikinci rek'ata imamla birlikte giren kişi, iftitah tekbirinden ayrı olarak imamla birlikte beş tekbir alır. İmam fazla tekbir alsa da muktedî, bu hususta ona uy*maz.İmamın selâm vermesinden sonra kalkıp eksik rek'atı tamamladığında yedi tekbir alır. İmam, zevâid tekbirlerini terkederse, ona uyan cemaat de ter-keder. Tekbirleri alırken şayet ellerini üç defa peş peşe kaldırırlarsa, amel-i kesîr işlediklerinden dolayı namazları bozulur. Bundan daha az sayıda tekbir alan bir imama uyan kişi, tekbir esnasında imamın ellerini kaldırmasına uya*rak kendisi de ellerini kaldırır.

    Bayram namazlarında kıraat sesli yapılır. Ancak imama uyarak bu nama*zı kılanlar, kıraati sessiz yaparlar. Tekbirlerin herkesçe sesli olarak alınması sünnettir.



    Hanefî mezhebine göre ise bu tekbirlerin sessizce alınması sünnettir.(Zühaylî, el-Fıkhü'l-İslâmî, 2/1406.)



    Birinci rek'atta Kâf ve A'lâ sûrelerinden birinin, ikincide ise Kamer ve Gâ-şiye sûrelerinden birinin okunması sünnettir. (Şirbînî, Mugni'l-Muhtâc, 1/587-589.)

    Bayram namazı vaktinde kılınmadığı takdirde daha sonra kaza edilebilir. Hacı adayları dışındaki kişilerin bayram namazını cemaatle kılmaları sünnet*tir. İmamla birlikte kılmayanlar, bu namazı diledikleri vakitte aslî şekliyle kıla*bilirler. Bayramın birinci günü zevalden önce kılınırsa eda, zevalden sonra kı-lınırsa kaza olarak kılınmış olur.



    Hanefî mezhebine göre ise bayram namazı tek başına kılınamayacağı gi*bi daha sonra kazası da olmaz.



    Bayramın ve bayram namazının sünnet ve mendupları

    1. Bayram namazından sonra hutbe okunması.

    2. Hutbe esnasında hatip tekbir alırken cemaatin de tekbir alması.

    3. Bayram gecelerini, Allah'ı zikrederek, namaz kılarak, Kur'an okuyarak ve benzeri güzel ameller işleyerek ihya etmek. Bu hususta sevgili Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: "Sevabını sırf Allah'tan bekleyerek ramazan ve kur*ban bayramı gecelerini ihya eden kişinin kalbi, kalplerin öldüğü günde öl-mez." (İbn Mâce, Sıyâm, 68.)



    Yatsı ve sabah namazlarını cemaatle kılmakla da bu geceler ihya edilmiş olur.

    4. Bayramlar için bilinen şekliyle gusletmek, koku sürünmek ve temiz el*biseler giyinmek. Varsa elbiselerin yenilerini giyinmek.

    5. Ramazan bayramında bayram namazına gitmeden önce bir şeyler ye*mek; kurban bayramında ise yeme işini bayram namazından sonraya bırak*mak.

    6. Kurban kesenin kurban etinden biraz yemesi.

    7. İmamdan başkasının bayramın birinci günü sabah namazından sonra ve henüz gün doğmadan önce de olsa, bayram namazı kılınacak yere gitmek*te acele etmesi.

    8. Bayram günlerinde tırnakları keserek, bedendeki tüy, kıl ve kirleri gide*rerek temizlemek, üst-başı düzeltmek ve bedene çekidüzen vermek.

    9. Namaza yürüyerek gitmek, giderken de seslice tekbir almak



    Hanefî mezhehhe göre bu tekbirlerin sessizce alınması sünnettir. (Zühaylî, el-Fıkhü'l-İslâmî, 2/1406.)



    Bu tekbirleri namaza başlayıncaya kadar devam ettirmek. İmamın ise tekbir almayı mihraba geçinceye kadar sürdürmesi.

    10. Namaza gelenin, namazdan sonra evine başka yoldan dönmesi.

    11. Bayram günlerinde kişinin, mümin kardeşlerini güler yüz, sevinç ve ferahla karşılaması.

    12. Bütçesine göre sadaka dağıtması.

    13. Yükümlüsü ise fitresini sabah namazıyla bayram namazı arasında vermeye çalışması.

    14. Ramazan bayramı hutbesinde, hatibin fitre hakkında bilgi vermesi.

    15. Kurban bayramı hutbesinde ise teşrik tekbirleri ve kurban ibadeti hak*kında bilgi vermesi.



    Bayram hutbelerinin rükünleri

    Bayram hutbelerinin rükünleri dört tane olup şöyle sıralanabilir:

    1. Her iki hutbede Peygamber Efendimiz'e salât okumak. Bu rüknü yeri*ne getirirken salât kelimesini telaffuz etmek zorunludur. Salâtta bulunurken Peygamber Efendimizin "Muhammed" ismini zikretmek şart değildir. Bunun yerine onun isimlerinden herhangi birini söylemek de yeterli olur. Yalnız isim yerine zamir koymak yeterli olmaz.



    Hanefî mezhebine göre bayram hutbeleri ile cuma hutbesi arasında rü*kün bakımından bir fark yoktur. Yalnızca az veya çok miktarda mutlak olarak zikretmek, hutbenin tek rüknüdür. Hutbenin tahakkuku için sadece bir defa "elhamdülillah" veya "sübhânellah" ya da "lâ ilahe illallah" demek yeterli olur. Yalnız bunlarla yetinmek tenzîhen mekruhtur. İkinci hutbenin okunması da şart olmayıp sünnettir.



    2. Her iki hutbede, -takva kelimesi kullanılmasa bile- Allah'tan sakınmayı tavsiye etmek. Bu da "Etîullaha" gibi bir cümleyi okumakla yerine getirilmiş olur.

    3. İki hutbeden birinde bir âyet okumak. Bu âyetin birinci hutbede okun*ması yeğdir. Okunan âyet kısa ise tamamını okumak gerekir. Uzun ise bir kıs*mını okumak yeterli olur. Okunan âyetin, Allah'ın vaadini, tehdidini, hükümle*rinden birini, bir kıssayı, bir meseli veya bir haberi içermesi gerekir.

    4. İkinci hutbede hatibin, mümin erkeklerle kadınlara dua etmesi ve du*anın, mağfiret talebi gibi âhiretle ilgili olması şarttır. Okunan duanın, hatibin ni*yetinde hazır bulunanların yanı sıra diğerlerini de kapsaması gerekir. Duada başkaları lafzen kastedilirse hutbe geçersiz olur.Bayram hutbelerinin anılan tekbirlerle başlatılması sünnettir. Cuma hut*besinde ise durum böyle olmayıp hutbenin hamd maddesiyle, yani "elhamdü-lillâhi" ya da "ehmedühû" gibi benzeri bir cümle ile başlatılması gerekir.



    Bayram hutbelerinin şartları

    Bayram ve cuma hutbelerinin sahih olması için hatibin, hutbe rükünlerini sesli okuması şarttır. (Şirbînî, Mugni'l-Muhtâc, 1/589.)



    Sesinin yükseklik sınırı ise, onu cemaatten en azın*dan kırk kişinin işitmesidir. Bu kırk kişi cuma namazının kılınabilmesi için mut*laka gereklidir. Bu sayıdaki cemaatin hutbeyi bilfiil işitmesi şart değildir. Sadece hatibi işitebilecek bir mesafede bulunmalıdırlar. Öyle ki kulak verdikleri tak*dirde onu işitebilmelidirler. Ama hutbeyi dinlemeyip kulaklarını başka tarafa vermeleri halinde bu, hutbenin sıhhatine zarar vermez. Ancak bunlar sağır ol*dukları veya uyudukları yahut hatipten uzakta bulundukları takdirde işiteme-yecek durumda olurlarsa, hutbe sahih olmaz. Zira bu durumda hutbeyi hük*men de olsa işitebilecek durumda değildirler.Bayram hutbelerinin namazdan sonra okunması şarttır. Namazdan önce okunursa geçerli olmaz ve bu durumda namazdan sonra yeniden okunması gerekir,



    Teşrîk tekbirleri

    Arefe günü sabah namazından başlayıp kurban bayramının dördüncü günü ikindi namazına kadar yirmi üç vakit namazın farzları kılındıktan sonra teşrîk tekbiri almak sünnettir.


    Hanefî mezhebine göre anılan günlerde yirmi üç vakit namazının farzın*dan sonra teşrîk tekbiri almak vaciptir.


    Eskiden bu günlerde kesilen kurbanların etleri kıyılıp kurutulurmuş. Buna Arapça'da "teşrîk" dendiği için, bu günlerde alınması sünnet olan tekbirlere de bu sebeple teşrîk tekbiri ve bu günlere de teşrîk günleri denmiştir. Bu günler*de vakit namazlarının yanı sıra kaza namazları, adak namazları, farzlara bağ*lı sünnet namazlar, mutlak veya mukayyed nafile namazlar kılındığında bu namazlardan sonra da teşrîk tekbiri alınması sünnettir.Her iki bayramda da evlerde, yollarda, mescidlerde, çarşı-pazarlarda yüksek sesle tekbir almak Sünnettir. Nâtiİn Abdullah b. Ömer'den rivayet etti*ğine göre Resûlullah (s.a.v) ramazan ve kurban bayramlarında amcası Ab-bas'ın oğulları FazI ile Abdullah'ı, amcası Ebû Tâlib'in oğulları Ali ile Ca'fer'i, torunları Hasan ile Hüseyin'i, Üsâme b. Zeyd, Zeyd b. Harise ve Ümmü Ey-men'in oğlu Eymen'i yanına alarak yüksek sesle tekbir ve tehlîl getirerek na*mazgaha gitmiştir.( Zühaylî, el-Fıkhü'l-İslâmî, 2/1410.)
     

Sayfayı Paylaş