Kuranı Kerim Tarihi

Konusu 'KUR'AN-I KERİM'İN MEALİ' forumundadır ve sultan_mehmet tarafından 18 Ocak 2013 başlatılmıştır.

  1. sultan_mehmet

    sultan_mehmet © ◄ كُن فَيَكُونُ ► Yönetici Forum Administrator

    Sponsorlu Bağlantılar
    Kuranı Kerim Tarihi hakkında bilgiler.

    Mekke’nin ticari, sosyal ve siyasi bakımdan önemli bir yer olmasının en önemli nedeni ise yeryüzünde Allah’a ibadet için yapılan ilk bina olan Kâbe’nin burada bulunmasıydı. Kur’an’da geçtiği üzere Allah (c.c.)’ın emriyle Hz. İbrahim ve oğlu Hz. İsmail tarafından Mekke’de yapılan Kâbe, insanların zamanla “Tevhit İnancı”nı unutmasıyla gerçek kimliğini yitirmiş ve putlarla doldurulmuştu. Böylece Mekke âdeta putperestliğin merkezi hâline gelmişti. Kâbe ve çevresinin kutsal kabul edilmesi nedeniyle Arap Yarımadası’ndaki kabileler, taptıkları putları getirip buraya koyar, senenin belli günlerinde bu putları ziyarete gelirlerdi. Kâbe’yi ziyarete gelenler, Mekke’de kurulan panayırlarda alışveriş yaparlardı. Bundan dolayı Mekke halkı, ticaret yoluyla zenginleşmiş ve ayrıcalıklı bir konuma gelmişti.

    Araplar arasında şiir ve güzel söz söyleme sanatı (belagat) oldukça ileri durumdaydı. Kurulan panayırlarda şiir yarışmaları düzenlenir, birinci gelen şiirler Kâbe’nin duvarına asılırdı. Sözlü edebiyat geleneği gelişmiş olmasına karşın, okuma yazma bilenlerin sayısı azdı.

    İslam öncesinde Araplar, birçok yönüyle ahlakı, adaleti ve özgürlüğü dışlayan bir yaşayış içerisindeydi. Bu yüzden Kur’an’ın indiği bu döneme “Cahiliye Dönemi” denilmektedir. Bu dönemde insanlar, âdeta hürler ve köleler olmak üzere iki sınıfa ayrılmıştı. Köleler, yoksullar ve güçsüzler eziliyor, insan hakkına ve onuruna değer verilmiyordu. Kadına ise toplum içinde söz hakkı tanınmayarak mirastan mahrum ediliyordu. Bunun yanında kız çocuk doğuran kadın hor görülüyordu. Hatta kız çocuğu olan babalar, bunu utanılacak bir durum olarak kabul etmekte ve bazıları kız çocuklarınıdiri diri toprağa gömmekteydi. Cahiliye Döneminin genel özellikleri Kur’an-ı Kerim’de şöyle dile getirilmiştir: “Onlardan biri, kız ile müjdelendiği zaman içi öfke ile dolarak yüzü simsiyah kesilir! Kendisine verilen kötü müjde (!) yüzünden halktan gizlenir. Şimdi onu, aşağılanmış olarak yanında tutacak mı, yoksa toprağa mı gömecek? Bak, ne kötü hüküm veriyorlar!”3 Bunun yanında içki, kumar, hırsızlık, tefecilik gibi kötü alışkanlıklar da giderek yaygınlaşmış ve toplumda adalet duygusu yok olmuştu. Ancak bütün bu olumsuzlukların yanında, Araplar arasında cömertlik, misafirperverlik, cesaret, sözünde durma, kendilerine sığınanları koruma gibi erdemler de yaygındı.

    [​IMG]


    Kur’an-ı Kerim, sözü edilen olumsuz niteliklere sahip insanları vahyin eğitiminden geçirmeyi; sorumluluk sahibi, bilgili, doğru, dürüst ve adaletli bireyler yetiştirmeyi hedeflemiştir. Bu bakımdan Kur’an-ı Kerim’in ilk dönemdeki çağrısı, toplumda sosyal ve iktisadi adaletin sağlanması yönünde olmuştur. İlk inen ayetlerde yardımlaşma, sorumluluk duygusu, doğruluk ve adalet gibi ahlaki ilkeler yer almıştır.4 Ama bu ayetlerdeki asıl vurgu, tevhit ve ahiret inancına yöneliktir ve putperestliğin reddi üzerinedir.

    Bu sebeple vahyin gönderiliş amacı: İnsanların inançlarını düzeltmek, ahlakını güzelleştirmek, dünya hayatlarını düzene koymak ve bu sayede onlara ebedî saadetlerini kazandırmaktır.

    4 Mehmet Paçacı, Kur’an’a Giriş, s. 35, 36.
    Sponsorlu Bağlantılar

Sayfayı Paylaş