İslam barış gücü

Konusu 'ÖĞÜT !! NASiHAT !!! HAYAT DERSLERi' forumundadır ve YİĞİDO tarafından 29 Ağustos 2011 başlatılmıştır.

  1. YİĞİDO Üye

    İslam barış gücü
    29 Ağustos 2011 Pazartesi 07:27
    "Ortak Zekat fonu" ve "Haram aylar"a hürmet fikrinden bahsettik.
    Atılması gereken üçüncü adım "İslam barış gücü"nün oluşturulmasıdır. Bu, Kur'an'ın amir bir hükmüdür:
    "Mü'minlerden iki topluluk çarpışacak olursa, aralarını bulup-düzeltin. Şayet biri diğerine tecavüzde bulunacak olursa, artık tecavüzde bulunanla, Allah'ın emrine dönünceye kadar savaşın; eğer sonunda (tutumundan) dönerse, bu durumda adaletle aralarını bulun ve (her konuda) adil davranın. Şüphesiz Allah, adil olanları sever." (49/Hucurat, 9)
    Ayetin başına "in" edatının gelmiş olması Müslüman topluluklar arasında çatışmanın nadiren, beklenmeyen bir durum olması faraziyesiyle ilgilidir. Ama elbette dün ve bugün Müslümanlar arasında çatışmalar eksik olmuyor. Bu, onların Allah'ın muradına aykırı davrandıklarını gösterir. Bununla bağlantılı, çatışan taraflar "fırka" değil de "taife", yani genelin, ana gövdenin içinde "küçük bir topluluk" olarak tarif edilmiştir. Fırka, taifeden daha büyük insan topluluğu için kullanılır. Yine, maalesef Müslümanlar büyük topluluklar, devletler düzeyinde de çatıştılar, İran-Irak savaşı gibi. Bu da, olması gerekenin dışında, yani Allah'ın muradına aykırı vuku bulmuştur. Şu halde Müslümanların ilahi murada aykırı olarak bu türden çatışmalara meydan vermemek üzere kendi aralarında örgütlenmeleri dinin amir hükmüdür.
    Araya girecek üçüncü gücün atacağı ilk adım saldırgana hatasını göstermek olmalıdır. Kişi hatasını anladığında hatadan döner, Müslüman'a bu yaraşır. Ancak çatışan taraflardan biri hata ettiğini anladığı halde tutumunda diretirse haddi aşmış olur, işte o zaman fiili müdahaleye maruz kalır. Bu durumda savaş, saldırganın haksız fiilini bertaraf etmek için yapılır. Maalesef pratikte bu da işlemiyor, Müslümanların çoğu çeşitli asabiyetlerin etkisi altında kardeşlerinin hak ve hukuklarını ihlal ediyorlar.
    Barışa gelinceye kadar saldırgana karşı savaşılır. Saldırgana karşı da adaletli (kıst ile) davranılmalı, ona takdir edilecek ceza, suçunu aşmamalıdır. Adalet tesis edilmeyecek olursa, çatışma tekrar alevlenir. Ayette özellikle "kıst" lafzının seçilmiş olması, kıst'ın zulmü ve haksızlığı ortadan kaldıran, hakkın tahsilini sağlayan adil karar ve uygulamayı ifade etmesidir.
    Anlaşmazlıklarda iki taraf haksız olabilir, taraflardan biri haksız, diğeri haklı olabilir. Her iki durumda da İslam Barış Gücü duruma müdahale etmelidir.
    Ayetin anahtar terimlerinden biri olan "bağy", bize anlaşmazlığın özü itibarıyla kıskançlık (haset), hissi rekabet (aile, cemaat, mezhep, ırk, milliyetçilik, ulusal devlet arası yarış) ve bunlarla bağlantılı birinin diğerinin hak ve hukukunu ihlal etmesinden kaynaklandığını ilham etmektedir. Kelimenin kök anlamlarında "kıskançlık ve sınırın çiğnenmesi" anlamları vardır. Biri kardeşine karşı yükselmek, üstüne çıkmak, üzerinde tahakküm kurmak istediğinde bağy yapmış olur. O halde adaleti tesis edip barışı sağlayacak olan gücün, haklıyı haksızdan ayırıp saldırganın karşısında yer alması gerekir. "Allah'ın emrine dönme"nin anlamı budur.
    Söz konusu güç bugün için İİT (İslam İşbirliği Teşkilatı) bünyesinde kurulabilir. Böyle bir güç anlaşmazlıkları görüşür, haklıyı haksızdan ayırır, anlaşmazlıkları karara bağlar, kararları bağlayıcı olur ve gerektiğinde karara uymayan tarafı yola getirmek üzere güç kullanır.
    Belirtmek gerekir ki bu sadece Müslüman topluluklar arası çatışmaları önlemek üzere değil, rejimlerle halklar arasında çıkan derin ihtilaf ve toplumsal ayaklanmaların dış müdahalelere sebebiyet vermemesi için de gereklidir. Batı, Irak ve Libya'da görüldüğü üzere sözüm ona baskı rejimlerine son verme bahanesiyle Müslüman ülkeleri işgal ediyorlar, kaynaklarına el koyuyorlar, altyapı tesislerini ve hayat alanlarını tahrip edip kendilerine bağımlı hale getiriyorlar.
    Diyeceksiniz ki, bu öneriler "hayal"dir, hayır "hayal" değil, "muhayyile"dir, tarihe not olarak düşülmüştür. Bir gün bu bilinçteki Müslüman nesiller gelir, hayata geçirir.
    Not: Okurlarımın ve bütün Müslümanların Ramazan Bayramı'nı tebrik eder, hayırlara ve güzelliklere vesile olmasını dilerim.
    Zaman
     

Sayfayı Paylaş