Günahlarımızdan tövbe nasıl olmalı?

Konusu 'İSLAMİ ÖNEMLİ KONULAR' forumundadır ve sultan_mehmet tarafından 10 Nisan 2011 başlatılmıştır.

  1. sultan_mehmet

    sultan_mehmet © ◄ كُن فَيَكُونُ ► Yönetici Forum Administrator

    Sponsorlu Bağlantılar
    Günah ne kadar büyük olursa olsun tövbe kapısı her an açıktır.

    [​IMG]

    Günah çukuruna düşen bir kişi, "Ben bittim. Allah beni artık affetmez. Tövbe etsem ne olacak!" deyip ümitsizliğe kapılmamalı. Bakınız Peygamberimiz bize nasıl bir tövbe yolu gösteriyor?

    Peygamberimiz günaha giren bir şahsa ne tavsiye etti? Yazıklar olsun sana, nasıl böyle bir günah işlersin?

    Günahtan sakınmak için öncelikle ona sevk edecek sebep ve ortamlardan uzaklaşılmalıdır. Arkadaş çevresi değiştirilmeli, kötü duyguları tahrik edecek, yanlışları kolaylaştıracak şeylerden uzak durulmalıdır. Bu tövbeyi devam ettirmenin şartlarından hatta nerdeyse olmazsa olmazlarından biridir. Efendimizin buyurduğu gibi:

    "...Allah'ın da bir koruluğu vardır. Allah'ın koruluğu haram kıldığı şeylerdir. Korunun etrafında dolaşan kimsenin koruluğa girmesi muhtemeldir. Şüpheli işleri yapan kişilerin yaptıklarından cesaret alarak haram işlemesi muhtemeldir." (Ebû Dâvud, Buyu', 3)
    Ebû Yesar künyesi ile tanınan Ka'b b. Amr anlatıyor:

    "Pazarlarda hurma satardım. Yine bir gün satış yaparken eşi cihada giden bir hanım yanıma geldi:
    - Bana bir dirhemlik hurma ver, dedi. Hanımdan çok etkilendim. Duygularıma hâkim olamadım.
    - Evde burada bulunan hurmalardan daha güzelleri var. İstersen onlardan vereyim dedim. Hanım kendisine kurmak istediğim tuzaktan habersiz:

    - Olur, diyerek benimle birlikte eve kadar geldi. Kapıda beklemeyip içeri girdi. Hanımla baş başa kalınca sıkıştırdım, meylederek dokundum, öptüm.

    YAZIKLAR OLSUN SANA!

    Bir anda boş bulunup büyük bir günah işlemiştim. Daha büyük bir günah işlemek üzereydim. Son anda kendimi toplayıp işi daha ileri götürmekten kaçındım. Yaptığım günahtan dolayı çok üzüldüm. Gözyaşı döküp ağladım.

    Üzüntüm bir türlü geçmiyor, kahroluyordum. Allah korkusu kalbimi alev alev yakıyordu. Daha fazla dayanamadım. Hz. Ebû Bekir'e giderek durumu ona anlattım. Hz. Ebû Bekir:

    - Yazıklar olsun! Eşi cihada giden birine bu yapılır mı? Tövbe et! Yaptığından kimseye söz etme, diye tavsiyede bulundu. Ancak ben yaptığım günahın yükünü daha fazla çekmedim. Vicdan azabından kurtulamayınca doğruca Allah Resûlü'nün (s.a.s.) yanına gittim:
    - Yâ Resûlallah! Medine'nin üst tarafında oturan bir hanıma dokundum. Bana dilediğini yap! İstediğin gibi cezalandır, dedim. Orada bulunan Hz. Ömer:
    - Allah'ın örttüğü gibi sen de nefsini örtseydin ya, diye çıkıştı. Sustum, cevap vermedim. Allah Resûlü (s.a.s.):

    - Allah yolunda cihad için çıkan birinin ailesine mi bunu yaptın, dedi. Sonra:
    - Gece kalk! Güzel bir abdest alıp namaz kıl, sonra affedilmen için Allah'a yalvar, diye tavsiye buyurdu. Başkaca bir şey söylemedi.

    ÇOK PİŞMAN OLDUM!

    Pişmanlık ve utançtan perişandım. O an, daha önce değil de yeni Müslüman olmuş olmayı istedim. Dünyam karardı, kendimin cehennemliklerden olduğunu düşünmeye başladım. Üzüntüden bitmiştim. Sessizce Efendimizin yanından ayrıldım. Gözyaşları içinde iki büklüm eve gittim. İçimi pişmanlık ve Allah'ın rızasından uzak kalma korkusu kaplamıştı. Uykularım kaçtı, gece gündüz ağlayıp tövbe ettim.

    Aradan bir zaman geçtikten sonra hakkımda ayet indi.
    "Gündüzün iki tarafında, gecenin ilk saatlerinde namaz kıl. Şüphesiz ki, iyilikler kötülükleri giderir. Bu öğüt alanlar için bir hatırlatmadır." (Hud, 11/114) Allah Resûlü (s.a.s.) beni çağırarak ayette belirtildiği gibi tavsiyede bulundu.

    Orada bulunan Muaz b. Cebel:
    - Yâ Resûlallah! Bu ona özel bir durum mu yoksa bütün insanlar için mi, diye sordu.
    - Hepiniz için, buyurdu. (Müslim, Tevbe, 42)
    Bu tavsiye, bizim için büyük bir müjde. Ne mutlu tavsiyenin gereğini yerine getirip günah kirlerinden kurtulan talihlilere!

    Bugün
    Sponsorlu Bağlantılar

Sayfayı Paylaş