Konu içeriği: Besmele nedir? 'Besmele her kitabın anahtarıdır' diye bir hadis var mıdır? Soru Besmele nedir? "Besmele her kitabın anahtarıdır" diye bir hadis var mıdır? Varsa sahih midir? Her şeyin bismillah dediği söyleniyor. Bu ne demektir?
Soru
Besmele nedir? "Besmele her kitabın anahtarıdır" diye bir hadis var mıdır? Varsa sahih midir? Her şeyin bismillah dediği söyleniyor. Bu ne demektir?
Cevabımız
Değerli Kardeşimiz;
İmam Suyuti “Besmele her kitabın anahtarıdır.” (Feyzu’l-KadirIII
191) mealinde bir Hadis olduğunu bildirmektedir. Ancak Suyuti’nin de ifade ettiği gibi bu rivayet zayıftır.
‘Besmele’‘Bismillâhirrahmânirrahîm ’in adıdır. ‘Besmele çekmek’ de ‘besmele’yi okumak’ demektir. Araplarda
birkaç kelimeden meydana gelen ve çok kullanılan bazı cümleleri bu şekilde kısaltma âdeti vardır. Bu söyleyiş
bir ihtiyaçtan doğmuştur. Geniş manalar taşıyan sözleri çok tekrar etme ihtiyacı
insanları
onları kısaca ifade etme yolunu aramaya sevk etmiştir. Bunun başka örnekleri de vardır. Meselâ; Elhamdü lillâh ‘hamdele’
salâvât-ı şerîfe ‘salvele’
lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh ‘havkale’
hasbünallah ‘hasbiye’ şeklinde kısaltılmıştır.
Yine dilimizde çok kullanılan ‘Eûzü besmele’ sözü; ‘Eûzü billâhi mine’ş-şeytânirracîm’ ile ‘Bismillâhirrahmânirrahîm ’i söylemek demektir.
İslam’dan önceki Arap toplumunda dakendi anlayış ve inançlarına göre bu ihtiyacı karşılayacak kelimeler vardı (bismi’l-Lât ve’l-Uzza gibi). ‘Bismike’llâhümme’ ifadesi de İslâm’dan önce Araplarca kullanılmakta idi. Bu söz
İslâm geldikten sonra da bir müddet kullanılmış
fakat Neml sûresindeki besmele âyeti "İnnehû min süleymâne ve innehû bismillâhirrahmânirrahîm" (Neml
30) nâzil olduktan sonra Peygamber Efendimiz hayatının sonuna kadar
bütün Müslümanlar da o günden sonra artık hep ‘Bismillâhirrahmânirrahîm’i kullanmışlardır. Ayrıca Hz. Peygamber (sav) besmele’nin yazıldığı ilk satıra başka hiçbir şeyin yazılmamasını da emretmiştir. (bk. DİA Besmele md. Kurtubî
I
92; Kalkaşendî
VI
211-215’den).
BesmeleSüleyman (a.s.)’dan sonra özellikle bu ümmete has kılınan bir sözdür. (Bkz. Kurtubi
Ahkâm
Beyrut
1993
I
88) Hz. Peygamber bu konuda şöyle buyurmaktadır: “Davud oğlu Süleyman (a.s.) ve benden başka hiçbir peygambere indirilmeyen bir âyet bana indirildi. Bu âyet “Bismillâhi'r-rahmanirrahim”dir. ( İbn Kesîr
Tefsir
İstanbul
1984
I
33.)
“Besmele ile başlanmayan her önemli iş sonuçsuz kalır” (Feyzu’l-KadirV
13.) hadisi de
besmelenin önemini
Müslüman’ın işlerine nasıl başlaması gerektiğini güzel bir şekilde izah etmektedir.
İslâm kültürübir kimsenin her işe Allah adı ile başlamasını gerekli kılar. Eğer bu bilinçli bir şekilde ve samimiyetle yapılırsa şu üç güzel sonucu doğuracaktır:
Birincisibu kişiyi kötülükten uzak tutacaktır. Çünkü Allah ismi
onu kötü bir niyet veya bir davranıştan alıkoyarak bu konuda düşünmesini sağlayacaktır.
İkincisikişi meşrû bir işe başlarken Allah’ın adını anarsa
onun her hareketi tabiatıyla Allah'ın rızasına uygun olacaktır.
Üçüncüsüo kişi
Allah’ın yardım ve nimetleriyle karşılaşacak ve Şeytanın aldatmalarından korunacaktır. Çünkü kim Allah’a yönelirse
Allah da ona yönelir. (Mevdudî
Tefhim
trc. Komisyon
İstanbul
1996
I
40.)
Besmelede en önemli hususAllah’ın ismini okumak ve onu
girişilecek işten önce zikretmektir. Bu öne alma
yardımın yalnızca Allah’tan isteneceğini ve manayı yalnızca Ona ait kılmak içindir. Besmelede de fiilin (yapılacak işi ifade eden fiilin) cümlenin sonuna bırakılarak Allah’ın isminin öne alınması
her şeyi yalnız Allah’ın ismine tahsis etmek içindir. Besmele
“Ne kendim ve ne de başkası yani
akla gelebilen hiçbir isim ile değil
ancak yüce Allah’ın ismi ile şu işime başlarım
başlıyorum” demektir.(Elmalılı
I
39-40)
Bir Müslüman besmele ile “şu işe başlıyorum” derken; “ben bu işi kendim için değilAllah adına
Onun emri ile ve ancak Onun için yapıyorum” demiş olur. Mümin yemesine
içmesine
okumasına
konuşmasına
oturmasına
kalkmasına
yatmasına
uyumasına
hep besmele ile başlar. Besmele
mümine lütfedilen ilâhî bir anahtardır. Mümin
dünyevî ve uhrevî bütün işlerinin kapısını bu anahtarla açar. Ebedi saadet ve mutluluğu kazandıracak maddî ve manevî tüm işlerin şifreleri
bu anahtarla çözülür. İman
ilim
irfan
ahlâk
fazilet ve kısacası insanı kemale erdiren bütün değerlerin kapıları onunla açılır.
Müslüman mabedineevine
işyerine
dükkanına
fabrikasına
okuluna
kışlasına girerken
dükkanını açarken
sözüne
konuşmasına
dersine başlarken
bağında bahçesinde
bürosunda ve iş yerinde çalışırken besmeleyi terennüm etmeli ve onu bir hayat tarzı haline getirmelidir.
Besmele’deAllah yüceltilmekte
Ona tazim ve saygı ifade edilmektedir. Diğer taraftan Allah Teâlânın rahmetinden kovduğu ve müminlerin düşmanı olan Şeytanı kahretme
küçültme ve aşağılama vardır. Ebû Müleyh (r.a.) bir adamın şöyle söylediğini anlatır: “Resûlüllah (s.a.s.)’ın terkisine binmiştim. Resûlüllah (s.a.s.)’ın hayvanının ayağı tökezledi. Bunun üzerine ben
“şeytan helak olsun
mahvolsun” dedim. Resûlüllah hemen bana: “Şeytan helak olsun deme. Çünkü sen böyle söylediğin zaman o büyüklenir. Hatta kendisini bir ev gibi görür ve şöyle der: “Kuvvetimle bunu yaptım (başardım)” Fakat sen
“Bismillah” de. Zira sen böyle söylediğinde o küçülür. Hatta bir sinek gibi olur. (Ebû Davûd
Edeb
85; Ahmed b. Hanbel
V
59- 71
365)
Herşey bismillâh der mi?
Evether şey ‘bismillâh’ der. Allah’ı tesbih etmeyen
kendi diliyle O’nu zikretmeyen
O’nun adıyla hareket etmeyen
yani ‘bismillah’ demeyen hiçbir varlık yoktur. Âyet-i Kerime’de şöyle buyurulur: “Yedi gök
yer ve bunların içinde bulunanlar
Allah'ı tesbih ederler. O'nu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir varlık yoktur. Fakat siz
onların tesbihlerini iyi anlamazsınız. Şüphesiz O
halimdir çok bağışlayandır.” (İsrâ
17/44)
Ayette geçen ‘şey’ kelimesi üzerinde çok durulmuştur. ‘Şey’ kelimesinin içine nelerin girdiğibu kelimenin neleri ifade ettiği hakkında çok şey söylenmiştir. Neticede genel olarak şu kanaata varılmıştır: ‘Allah’ın haricindeki her şey bu kelimenin içine girer.’ Hatta ‘Allah da şey kelimesine dahildir’
diyenler de olmuştur.
Bu sebeple âyetteAllah’ı tesbih eden şeylerin
atomdan galaksilere kadar her varlığı içine aldığı söylenmiştir. Ama bu tesbih
o varlıkların kendilerine özel dilleriyle
lisân-ı halleriyle
yaratılışlarıyla
duruşlarıyla
yaptıkları işlerle dile getirilmiş olduğundan herkes onu anlayamaz. Ama ibret gözüyle
marifet gözüyle bakanlar o tesbihlerin seslerini bile işitebilirler. Böyle bakınca meselâ
kedinin mırmırları ‘Yâ Rahîm
Yâ Rahîm
Yâ Rahîm’ şeklinde dönüşür.
Bu zikriatomlardan başlayarak her varlık tek başına
kendi kendine yaptığı gibi çeşitli şekillerde oluşturdukları birlikler
gruplar
cemaatler halinde de yaparlar. Bu zikri
bu tesbihi
bu besmeleyi; varlık alemine veya hayata ilk adımını attıklarında ve hayatlarının her bir döneminde
mesela her bir güne veya her bir işe başlarken söylerler. Yani bir nevi şöyle derler: "Ben Allah'ın namıyla
hesabıyla
ismiyle
izniyle
kuvvetiyle hareket ediyorum." Bu
aynen bizim "Bismillâhirrahmânirrahîm" dememiz gibidir. Sonra işi bittiği zaman
yani dünyadan giderken veya bir işi bitirdiğinde veya gün biterken de her bir varlık veya varlık grupları lisân-ı halleriyle
yani kendilerine mahsus dilleriyle "Elhamdü lillâhi Rabbi'l-Âlemîn" derler. Yani
‘Hamdolsun âlemlerin Rabbi olan Yüce Mevlâmıza ki bu işi de O’nun izniyle alnımızın akıyla ve başarıyla tamamladık’ diyerek bir nevi kaside okur. O kaside
son derece ‘sanatlı bir mahlukun nakşında kudretin küçük bir kalem ucu hükmünde kendisini gösterir. Belki herbiri
mânevî
Rabbânî
muazzam
hadsiz başlı bir fonoğrafın birer plâğı hükmünde olan masnuların üstünde dönen ve tahmidât-ı Rabbâniye kasideleriyle o masnuatı konuşturan ve tesbihat-ı İlâhiye neşidelerini okutturan birer iğne başı suretinde kendini gösteriyorlar.’ (bk. Nursi
Sözler
30. Söz. sonu)
Her hayırlı işe besmele ile başlanmalıdır
Her hayırlı işe besmele ile başlanması hakkında Sevgili Peygamberimizin emir ve tavsiyeleri vardır. Yine O (sav)yukarıda meali verilen Hadis’de
besmele ile başlanmayan bir işin sonunun hayırlı olmayacağını
ifade etmişlerdir.
Şeyh Muhammed Abduh bu konuda şöyle der:
"Bütün milletlerde ve bu cümleden olarak Arap milletinde de bilindiği gibi birisi bir reis veya büyük bir zat hesabına ve kendi şahsından bahsetmeden yalnız onun için bir iş yapmak istediği zaman "falanın adına" der. Ve o zatın ismini söyler ki "O ve onun emri olmasaydı ben bu işi yapmazdım ve yapamazdım." demek olur. Bunun en açık örneğini devlet mahkemelerinde görürüz. Hakimler gerek sözlü hükümlerinin ve gerek ilâmlarının başında "falan hükümdar adına veya falan reis adına" sözünü söylerler.
İşte bunun gibi bir müslüman da besmele çekerken "Ben bu işi kendim için değilAllah adına
O’nun emri ile
O’nun izni ile ve ancak O’nun için yapıyorum." demiş olur.
Besmele tercüme edilemez
Besmeleelbette mana ifade eden bir sözdür. Fakat besmele mânânın da ötesinde temsîlî tarafı ağır basan bir semboldür. Bizim bütün manevi dünyamızı temsil eder. Onun manasının ne olduğundan çok neyi temsil ettiği önemlidir. Besmele bir bayrak gibi neyi temsil ettiği birinci plandadır.
Ayrıca besmeletercümesi de neredeyse mümkün olmayan bir sözdür. Besmele’deki kelimelerin ayrı ayrı her biri ve cümle içindeki dizilişleri başlı başına bir mucizedir. Bu cümle
tercüme değil
ancak tefsir edilebilir. Tercüme edeyim derken iman
ilim
mantık gibi birçok yönden tehlikelere
hiç olmazsa hataya düşmek ihtimali çok yüksektir. Hele ifade gücü
edebî sanat yönü
söyleyişteki âhenk bakımından besmele’nin özelliklerinin tercümede korunması asla mümkün değildir. Harflerin çıkış yerleri (mahâric-i hurûf) bakımından ifade ettiği tatlı mûsikî
ritim ve âhenk hiçbir şekilde ifade edilemez. Dudaktan çıkan Be harfi ile başlayıp
sırayla HE harfinin çıktığı göbeğe kadar inip tekrar MİM harfiyle yine dudakta sona ermekle insanın içindeki bütün harf mahreçlerini dolaşmasındaki güzelliği nasıl telâfî edeceksiniz? Besmele’nin telaffuzu içimizde böyle bir seyahat yaptığı gibi manası da ruhumuzun derinliklerine kadar inmektedir.
Hem her bir Müslüman çocuğu bu sözün ne ifade ettiğini az-çok bilmekteanlamakta ve hissetmektedir. Bu bakımdan eksik bir taraf kalmamaktadır.
Besmelenin dilimize göre mümkün farz edilebilecek tercemesi şu şekillerden biri olması gerekir:
1- Çok merhamet edici bir Rahmân olan Allah'ın ismi ile(lâm mânâsına olan tamlama)
2- RahmânRahim olan Allah'ın ismi ile (lâm mânâsına olan tamlama)
3- Rahmân-ı Rahîm olan Allah ismi ile (yahut adı ile açıklama tamlaması )
4- Rahmân Rahim olan Allah adına.
Fakat ilk bakışta bu dört şeklin her birindeki "olan" sıfat bağlacıyanlış bir anlamaya yol açıyor. Çünkü "olmak" fiili dilimizde hem var olma
hem de durumun değişmesi mânâlarında ortak olarak kullanıldığından dolayı; önceden değil imiş de sonradan Rahmân-ı Rahim olmuş
sonradan meydana gelmiş gibi bir mânâyı ifade edebilir. Olan yerine bulunan kelimesini de bağlaç olarak kullanmak iyi olmuyor. Bundan dolayı bu bağlacın düşürülmesi ile;
5- "RahmânRahim
Allah'ın ismi ile
veya;
6- RahmânRahim Allah ismi ile" demek daha doğru olacaktır. Bunda da Allah zat isminin en önemli olan öne alınmasına riayet edilmemiş ve neticede araya giren fiil ile rahmetin arası açılmış olur. Bundan dolayı Allah ismini sıfatları ile beraber bir isim gibi anlatarak;
7- Allah-i rahmân-i rahim ismi ileveya;
8- Allah-i rahmân-i rahîm'in ismi iledenilirse doğrudan Allah ismi başlangıç yapılmış olacak ve bununla beraber rahmet bağlantısı yine temin edilemeyecektir. Bunu "Allah
rahmân
rahim ismi ile" şeklinde söylemek dilimize göre hepsinden akıcı olacak ise de; bunda da bir teslis şüphesi akla gelebilir. Gerçi ismi ile denilip
isimleri ile denilmemesi bu şüpheyi ortadan kaldırmak için yeterlidir. Ve aynı zamanda isimlerin ve sıfatların birden çok olması zatın birliğine engel değil ise de böyle teker teker saymak şeklinde üç ismin birer zat ismi gibi düşünülmesi hemen akla geleceğinden bunları sıfat "i"si ile birbirine bağlayarak bir kelime gibi okumak daha güvenli olacaktır. Fakat bunda da terkiplerin birbiri ardında gelmeleri kuşkusundan kurtulamayacağız.
O halde ne tek tek kelimelerini ve ne de terkiplerini tam olarak terceme etme mümkün olmayan ve hele belağat yönlerinibeyan ahengini nakletmek hiçbir şekilde mümkün olmayan
dudaktan başlayıp bütün karnı dolaştıktan sonra yine dudakta sona eren harflerinin tatlı düzeni bile başlı başına mükemmel ve eşsiz olan ve bununla beraber her müslümanın çok iyi bildiği ve az çok anladığı bir vecize anlamı bulunan besmeleyi bir "ile" veya "adıyla" ifade tarzı hatırı için terceme etmeye kalkışmayıp
her zaman aslına göre söylemek ve bu gibi açıklamalar ve tefsirlerle de mânâsını düşünmeye çalışmak kaçınılmaz bir iştir.
Netice itibariyle besmeleyi tercüme etmeye kalkışmayıpher zaman aslına göre söylemek ve açıklamalar ve tefsirlerle mânâsını düşünmeye çalışmak en güzelidir. (Daha fazla bilgi için bkz.Elmalılı M. Hamdi Yazır
Hak Dini Kur’an Dili
Fâtiha Sûresi)
Besmele hakkında bilgi almak için tıklayınız.
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet Editör
ALLAHU teala razı olsun :33439:
tüm açıklamalar besemeleyi anlatmay ayetmez bile bence
birde üstadımız meseleye değiniyor malumatınız vardır belki
diyorki bismillah her hayrın başıdır
yani yapılan her hayrın başında eğer bismillah çekmessek hayır kazanamayacağımızıda anlamalıyız
devam ediyor
biz dahi başda ona başlarız
yani
canlıların yanında cansız varlıklar dahi besmele çektiğini anlıyoruz burdada
devamındada diyorki bil ey nefsim diyor her şeye ilk önce nefsinden başlıyor yani
şu mübarek kelime islam nişanı olduğu gibi bütünmevcudatın virdi zebanıdır
paylaşım için tüm kardeşlerden rabbim razı olsun
|