Konu içeriği: Mâlik'el-Mülk Mâlik'el-Mülk Mâlike’l-Mülk bütün mülkün kâinatın yegâne sahibi bütün varlık âleminin tek hâkimi demektir. Mülk sûresi (67) 1: “Mutlak hükümranlık elinde bulunan Allah yüceler
Mâlik'el-Mülk
Mâlike’l-Mülkbütün mülkün
kâinatın yegâne sahibi
bütün varlık âleminin tek hâkimi demektir.
Mülk sûresi (67)1: “Mutlak hükümranlık elinde bulunan Allah
yüceler yücesidir ve O’nun her şeye gücü yeter.”
Mülk sûresi (67)15: “O size yeri boyun eğer kıldı. Haydi onun omuzlarında (dağlarında
tepelerinde) yürüyün ve Allah’ın rızkından yiyin. Dönüş ancak O’nadır.”
Bugünhem Kur’ân-ı Kerîm’den âyetlerini
hem de kâinat kitabının âyetlerini okudum Allah’ım! Beynim ve yüreğim âlemleri gezerken
gördüğüm her şey
bana seni anlattı Rabbim!
Âl-i İmrân sûresi (3)109: “Göklerde ve yerde olanların hepsi Allah’ındır. Bütün işler Allah’a döndürülür.”
Göklere baktım Rabbimmasmavi gökler
sonsuzluk hissi ile ruhumu sarmalarken
bana “mülk O’nun” dediler.
Mâide sûresi (5)17: “...Göklerin
yerin ve ikisi arasındakilerin mülkiyeti sadece Allah’a aittir. O
dilediğini yaratır. Allah
her şeye kâdirdir.”
İsrâ sûresi (17)44: “Yedi gök
yer ve bunların içinde bulunanlar
O’nu (Allah’ı) tesbih eder...”
Yerlere baktım Rabbimmis gibi kokan toprak bağrını açtı
nice gizli hazineyle dolu sinesinde
binbir çeşit tohum çatlamayı beklerken
haşrı bekleyen bedenler
“mülk O’nundur” dediler!
En’âm sûresi (6)13: “Gecede
gündüzde barınan her şey O’nundur. O
işitendir
bilendir.”
Fâtır sûresi (35)13: “O (Allah)
geceyi gündüze sokuyor
gündüzü de geceye sokuyor. Güneşi ve ayı emrine âmâde kılmıştır. Her biri mukadder bir gayeye akıp gidiyor. İşte (bu gördüklerinizi yapan) Allah sizin Rabbinizdir. Mülk (hükümranlık) O’nundur. O’ndan başka taptıklarınız ise
bir çekirdek zarına bile malik değillerdir.”
Gecesevgiliden ayrılan Mecnûn misali
gündüzden sıyrılırken ve gündüz
güneşin ışıklı saçlarıyla zamana gülümserken
zaman
“mülk O’nundur
biz de emir eriyiz”
diye mesaj verdi...
A’râf sûresi (7)57: “Rahmetinin önünde müjdeci olarak rüzgarları gönderen O’dur...”
En’âm sûresi (6)95-99: “Şüphesiz ki taneleri ve çekirdekleri yaran Allah’tır. O
ölüden diriyi çıkarır
diriden de ölüyü çıkaran O’dur. İşte Allah budur. O halde nasıl olup da (imandan) çevriliyorsunuz? Karanlığı yarıp tanyerini ağartan O’dur. Geceyi
dinlenmek için; Güneş’i
Ay’ı (vakitlerinizi) hesaplamak için yaratmıştır. İşte bu
her şeye galip gelen ve her şeyi bilen Allah’ın takdiridir. Kara ve denizin karanlıklarında yolunuzu bulasınız diye yıldızları sizin için yaratan O’dur. Şüphesiz biz
bilen bir toplum için âyetleri geniş bir şekilde açıkladık. Sizi bir tek candan yaratan O’dur. Sonra sizin için bir karar yeri
bir de emanet yeri vardır. Biz âyetlerimizi
anlayan bir toplum için apaçık beyan ettik. Gökten suyu indiren O’dur. Onunla her çeşit bitkiyi çıkardık
o bitkiden bir yeşillik çıkardık
ondan da birbiri üzerine binmiş taneler; hurmanın tomurcuğundan sarkan salkımlar
üzüm bağları
zeytin ve nar (bahçeleri) çıkarıyoruz. (Bunların) kimi birbirine benzer
kimi benzemez. Bunlar meyvelendikleri zaman meyvelerinin olgunlaşmasına bakın! Bunlarda inanan (ve inanacak) bir toplum için ibretler vardır.”
Bu âyetlerini okurkenyağmuru düşündüm Allah’ım. Şimşek
göklerden bir kamçı gibi inerken yeryüzüne
korku ile doldururken yüreğimi
rahmeti ve ümidi anlatan yağmuru düşündüm uzun uzun. Yağmur
şimşek ve gök gürültüsü hep bir ağızdan
“Mülk O’nundur” dediler Allah’ım.
Ra’d sûresi (13)13: “Gök gürültüsü O’na hamd ile
melekler de O’nun korkusundan dolayı O’nu tesbih ederler. O yıldırımlar gönderir
onunla dilediğini çarpar. Onlar (kâfirler)
Allah hakkında mücadele edip duruyorlar. Oysa Allah’ın çarpması pek çetindir.”
Ve yarattıklarına baktım Rabbim.
Dünya adlı sarayda dört tür işçi çalışıyor. Onların vazifelerini ve karşılığında aldıkları ücretleri düşündüm: Birinci tür işçilerinadeta kölelerin hükmünde... Bunların ne maaşı ne de bir ücret talebi var Senden. Her birinin sabit bir makâmı ve rütbesi var. Mükâfatları da hizmetlerinde gizli... Nurdan yaratıldıkları için de gıdaları sadece “nûr”; yani
Senin zikrin
ismini tesbih ve Sana hamd etmek için varlar. Bunlar senin meleklerin Rabbim. Mülkündeki işçilerin en latîfleri onlar...
İkinci tür işçilerin bilgisizler. OnlarıMâlik-el Mülk olan Rabbim
Sen
ilmin ve iradenle çalıştırıyorsun. Sen onları hangi iş için yaratmışsan
o ilme yönelik çalışıyorlar. Nefse sahip oldukları için de amellerinden nefislerine bir hisse vererek
onları maaşa bağlamışsın. Bu işçilerine
dünya lügatinde hayvanlar deniliyor. Bunlardan bazılarına özel ücret de vererek
insanlara güzellikleri anlatmada vazifelendiriyorsun onları. Bülbülü güle âşık ediyor
kelebeği süslüyor
tavus kuşunun tüylerini tablolaştırıyorsun.
Üçüncü tür işçilerinbitkiler ve ağaçlar
Yüce Rabbim! Bunların cüz’î iradesi olmadığı için maaşları da yok. Ama bu sınıfın amelleri tamamen Senin için olup
onlar halleri ile dua ederek
“Ya Rabbi! Bize kuvvet ver de
yeryüzünün her tarafında senin Esmâ-i Hüsnâ’nın nakışlarını teşhir edelim ve kendi lisanımızla Senin
o yüce saltanatını ilan edelim.” diyorlar.
SenYüceler Yücesi Rabbim
onların bu dualarını kabul etmiş
bitkilerin ve çiçeklerin tohumlarına adeta kanat takmış
rüzgârlarla oradan oraya uçar eylemişsin. Onların yerlerinden ayrılma kabiliyeti olmadığı halde
yağmurla rızklarını önlerine gönderiyorsun
Allah’ım.
Dördüncü tür işçilerin ise insanlarYüce Rabbim! Ve bunlar
Senin mülkündeki vazifelerinin ne olduğunu bilmekle mükellefler! Ve insan
kullukta meleklere; iştahlı nefsi ile de hayvanlara benziyor Rabbim. Onun için de insanların ücretini iki türlü ve iki kat veriyorsun. Biri “ruhî lezzetler” diğeri
“nefsî lezzetler” olmak üzere iki çeşit ücret alıyor insan.
Dünya sarayındaki işçiliğimi en iyi şekilde yapabilmek içinSeni bilmek ve Seni tanımak için isimlerini öğrenmekle başladım işe Rabbim. Bana yardım et
Seni bileyim. Hayatıma Senden başka hiçbir güç müdahale edemesin!
Senin “sevginle” dolayım. Yüreğime başka hiçbir sevgi sızmaya yol bulamasın!
En’âm sûresi (6)62: “Sonra da gerçek Mevlâlarına döndürülürler. Dikkatli olun
hüküm ancak O’nundur ve O
hesap görenlerin en süratlisidir.”
Mü’min sûresi (40)’nde (16): “O gün onlar (kabirlerinden) meydana fırlarlar. Kendilerinden (meydana gelen) hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz. (Allah buyurur“Bugün mülk kimindir?” (Yine Kendisi cevap verir
“Tek olan
(her şeye hâkim ve) kahhâr olan Allah’ındır.” buyuruyorsun
Allah’ım.
Benim tek ilâhımRabbim dayanağım! Ben
Sana inanıyor ve beş vakit namazımda
“Mâliki yevmiddîn” diyerek
yalvarıyor ve Âl-i İmrân sûresi (3)’nin 26’ıncı âyeti ile dua ediyorum:
“De ki: “Ey mülkün sahibi Allah’ım! Sen mülkü dilediğine verirsindilediğinden de onu çeker alırsın
dilediğini aziz edersin
dilediğini zelil edersin. Bütün hayır
Senin elindedir. Muhakkak ki
Sen her şeye kâdirsin.”
Ya Rabbi! Beni memur ettiğin mülküyolunda harcamayı
Seni hoşnut edip rızanı kazanmayı nasip et! Âmîn.