ez-Zâhir



ez-Zâhir; varlığını birliğini belgelendiren birçok delili bulunan aşikar olan eserleri ile tanınan bilinen sıfatlarıyla zâhir
olan demektir.
ez-Zâhir isminin tecellisi ile her ağacın şekli belirlenmiş; âdeta muhteşem bir sanatkâr eliyle ağaçlar özel nakışlarla süslenmiş ve seyredene kendisini

nakşedeni anlatsın istenmiştir.
Bir gün kendinize özel bir zaman ayırın ve benim gibi her ağacın yaprağından bir örnek toplayıp yapraklardaki sanatı inceleyin dostlarım. O gün her

dakikası tefekkür ile geçen bir gün olacak ve o günün zevkine doyamayacaksınız.
Hz. Allah el-Bâtın ismi ile her ağacın içine öyle bir tezgâh öyle bir fabrika yerleştirilmiştir ki bu tezgâh gözlerden gizlenmiş ancak arayana

sunulacak bir define gibi hoyrat gözlerden saklanmıştır.
Sadece ağaçlardaki o iç yapının bâtındaki o muhteşem tezgâhın nasıl işlediğini görseniz; köklerden başlayan toprak ile kökler arasıdaki alışverişin tâ en

üst daldaki yaprağın damarlarına nasıl iletildiğini görebilseniz o tezgâhta sadece ve sadece “aşk”ın dokunduğunu anlarsınız dostlarım.
Kâinat yaratılmış her varlığın zahirine “aşk”ın yansıdığı batınında ise bizzat “aşk”ın dokunduğu muhteşem bir tezgâh. Ya insan? Ya insan kendi yapısını

tam anlamıyla kavrayabilseydi ne yapardı dersiniz?
ez-Zâhir ismi ile dış yapımızı şekillendiren; el-Musavvir ismi ile her birimize ayrı bir sûret veren yarattığı her kuluna her biri bir mucize alet hükmünde

organlar eller ayaklar veren; el-Bâtın ismi ile iç yapımızda akılları durduran bir fabrikayı haberimiz bile olmadan çalıştıran soluk alıp verirken “Hû”
dedirten kalplerimizi kudret elinde evirip çeviren damarlarda akan kan vasıtasıyla hücrelerimize can bağışlayan Hz. Allah’ı (cc) ne kadar biliyor ve O’na
nasıl bir bilinçle yakın olmaya çalışıyoruz dostlarım?
O’na lâyık bir kul olabiliyor muyuz ne dersiniz? Yüce Allah (cc) ez-Zâhir ismi ile tüm kâinata mührünü vurmuştur. Kâinat kitabı O’nun varlığına delildir.

Bu kitabı okuyabilmenin tek şartı vardır baş gözüyle okuyamazsınız onu; gönül gözü gerekir. Kâinat aşkın dokunduğu tezgâhtır. Onu ancak yüreğinizle
okuyabilirsiniz dostlar. İşte o zaman minicik bir böcek size “Ben Allah’ın kudretinin eseriyim” derken bir yaprak bir çiçek “Rabbinin güzelliğini
sanatını bende seyret” diye yalvarır size. Bu vakit atomların aşkla Mevlevîler gibi döndüğünü hissedebilirseniz yüreğiniz de o an semaya kalkar o
kâinatta siz de varsınız. Zahirde her şey O’nu tesbih ederken siz de o yaratılmışların arkasında olursunuz. İşte o an coşarsınız aşk ile; yaratılmış
olmanın O’nun kulu olmanın mutluluğu ile erirsiniz dostlarım!
Seni bilmek için Seni bulmak için yaratılmış bir kul olmak ne büyük bir şeref Rabbim!
Siz de bu aşk tezgâhında dokunmuşsunuz. Siz de aşkın kaynağına ayna olmak üzere görevlendirilmişsiniz. Dünyayı bütün dertleri ve sıkıntılarıyla severseniz

bu sonsuz sevgiyi hissedebilirseniz dostlar! Zira bu dünya “şahadet” ortamıdır. Dünya bu aşkın şahidi olmanın yegâne ortamı olarak sunulmuştur bizlere.
Böylesi bir aşka sahip olanların gözünde insanlar küçülüverir dertler ve acılar küçülüverir... ez-Zâhir isminin tecellileri ile her şeyde O’nu

görebiliyorsanız; dünya hayatı da size cennet olur dostlar…
Böylelikle her şeyi seversiniz. Sevgiyi bulan sevgi ile dolan her şeyi sever değil mi?
Hazret-i İsâ (as) havarileriyle bir yerden gidiyormuş yolda bir köpek leşi görmüşler. Köpek ölmüş kokmuş patlamış. Arkadaşları burunlarını kapatmışlar

öyle geçmişler. Hazret-i İsâ (as) demiş ki (Peygamber Efendimiz naklediyor onun halini):
“-Bakınız dişleri ne kadar bembeyaz muntazam!”
Bu sevgiyi ancak yüreğiniz sevgi dolu ise anlarsınız siz de her şeyi güzel görmeye başlarsınız.
Varlığını belgeleyen birçok delil varken cisim ve nitelik olarak görme işitme ve dokunma gibi duyulardan gizlidir O! Gözle algılanamaz nitelendirilemez O!
Âlemdeki tüm varlık ve olayların açık olanını yani zahirini bildiği gibi bunların gizli taraflarını yani bâtınını da bilendir O! O “Zahir” ismiyle görünen

bütün âlemlerin (makro kosmos); “Batın” ismiyle de görülemeyen bütün âlemlerin (mikro kosmos) yaratıcısı ve yöneticisidir.
Yarattığı bütün varlıkları halifesi kıldığı insanoğlunun emrine vererek onu açıktan nimetlendiren zahirini de batınını da huzurla nurlandırarak

nimetlere gark edendir O!
Rabbim! Zahirimizi de batınımızı da huzurunla nurlandır. Amin.