Konu içeriği: eş-Şekûr eş-Şekûr eş-Şekûr kendi rızası için yapılan işleri daha ziyadesiyle karşılayan az bir ibadetin karşılığında büyük mükâfatlar veren kullarının ecrini kat kat artıran demektir.
eş-Şekûr
eş-Şekûrkendi rızası için yapılan işleri daha ziyadesiyle karşılayan
az bir ibadetin karşılığında büyük mükâfatlar veren
kullarının ecrini kat kat artıran
demektir.
Tegâbün sûresi (64)17: “Eğer Allah’a güzel bir borç verirseniz
Allah onu sizin için kat kat yapar ve sizi bağışlar. Allah Şekûr (çok mükâfat verendir)
Halîm’dir.”.
Bakara sûresi (2)158: “...Her kim de gönlünden koparak bir hayır işlerse
şüphesiz Allah Şâkir’dir (iyiliğin karşılığını kat kat verendir)
o Alîm’dir (her şeyi bilendir).”
Fıtratımıza kodlanmış güzelliklerden biri debize sunulan nimetlerden hoşnut olmamız ve bize o nimeti sunana teşekkür etmemizdir dostlar! Her insan
bu fıtrat güzelliği ile doğar
zaman içinde
dünya hayatında edindiği bilgiler
ya o fıtratın güzelliğine yeni güzellikler ekler
ya da fıtratındaki güzellikleri örter ve o insanı karanlıklar içine iter.
Kulunun hep güzele ulaşmasını dileyen Yüce Allahnimetleri görmemizi istemekte ve “hâlis” bir “şükür” beklemektedir o nimet karşılığında.
Kullukteşekküre “şirk” katmamanın adıdır dostlar.
Bakara sûresi (2)152: “O halde Beni anın
Ben de sizi anayım. Bana şükredin de nankörlük etmeyin.”
Enfâl sûresi (8)26: “Düşünün ve hatırlayın o zamanları ki
hani bir vakitler siz yeryüzünde güçsüzdünüz
hor görülen bir azınlıktınız. İnsanların sizi tutup kapmasından korkuyordunuz
öyle iken O
sizi barındırdı ve sizi yardımıyla destekleyip güçlendirdi ve şükretmeniz için temizlerinden rızık verdi.”
İbrâhîm sûresi (14)7: “Ve hatırlayın ki Rabbiniz size şöyle bildirmişti: Yüceliğim hakkı için şükrederseniz elbette size (nimetimi) artırırım ve eğer nankörlük ederseniz hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir.”
Yüce Yaradan’ın kullarından beklediği tek şey“şükür”dür. Yine o “muhteşem kelâm”da
kulların pek azının şükrettiği belirtilir dostlar!
A’râf sûresi (7)10: “Doğrusu Biz sizi yeryüzünde
yerleştirdik
orada size geçimlikler verdik; ne kadar da az şükrediyorsunuz!”
Mü’minûn sûresi (23)78: “Halbuki sizin için o kulağı
o gözleri ve o gönülleri yaratan O’dur. Ne de az şükrediyorsunuz!”
Neml sûresi (27)73: “Şüphesiz Rabbin
insanlara karşı lütuf sahibidir; fakat onların çoğu şükretmezler.”
Kâinat yaratılmışâlemde var olan her şeye “hayat” bahşedilmiş ve o hayatın devamı da “rızk”a bağlanmıştır!
Demek ki kâinatın en hayrete şayanen eşi benzeri olmayan hakikati “rızk”tır dostlar! Bütün canlılar
rızklarının temini için seferber edilmişlerdir.
Bakara sûresi (2). 172: “Ey iman edenler! Size kısmet ettiğimiz rızıkların hoş ve temiz olanlarından yiyin ve Allah’a şükredineğer yalnız O’na kulluk ediyorsanız.”
“Rızk”a ulaşmak için canlılara “iştah” verilmiştir! Bu fıtrî şükürdür. “Rızk”a ulaşmak için çalışmak emredilmiştir. Bu da fiilî şükürdür!
Rızkrenklendirilmiş
kokulandırılmış
çeşit çeşit tatlarla bezendirilmiş ve böylece yaratılmışlar şükre davet edilmiştir; bu da manevî şükürdür. Zira lezzetli
mis kokulu bir yiyecek
insana
rızk hazinelerinin sahibini
malikini düşündürür.
Rızkdüşünen insanların aklına
fani dünyadaki lezzetlerin
ebedî dünyada tadılacak lezzetlerin örneği olduğunu getirir...
Düşünen insanların bedenlerimaddi rızklarla rızıklanırken
gönülleri de; o
ebediyete kodlanmış gönülleri de
“ebedî lezzetler” duyarak rızıklanır
doyar
itmi’nana ulaşır dostlar!
Nahl sûresi (16)14: “Yine denizden taze et (balık) yiyesiniz ve ondan takındığınız süs eşyasını çıkarasınız diye
denizi emrinize veren Allah’tır. Gemilerin denizde suyu yararak gittiklerini görüyorsun. Lütfundan rızık aramanız ve şükretmeniz için Allah böyle yapmıştır.”
Kasas sûresi (28)73: “Rahmetinden dolayı
Allah
geceyi ve gündüzü yarattı ki geceleyin dinlenesiniz
gündüzün ise O’nun lütuf ve kereminden rızkınızı arayasınız. Umulur ki şükredersiniz.”
Şükrün ölçüsü kanaat etmekiktisatlı olmak
rızka rıza göstermek ve memnuniyet duymaktır dostlar!
Kanaat etmeyip hırs göstermekisraf etmek
helâl ya da haram aramayıp
rast gele yemek de şükürsüzlüğün ölçüsüdür!
“Hırs” şükürsüzlüğe olduğu gibizillete de vasıtadır.
Karınca hırslandıbir avuç buğday ona koca bir kış yetecekken
yaz boyu çalışıp
ambarlar dolusu buğday biriktirdi de
ayaklar altında kalıp ezilenlerden oldu!
Arı ise rızkına kanaat etti; amelini kendi için değilinsanların hayrı için yaptı ve böylelikle başlar üzerinde uçtu
Allah’tan vahiy alarak
bal yaptı.
Nahl sûresi (16)68
69: “Senin Rabbin bal arısına şöyle vahyetti: ‘Dağlardan
ağaçlardan ve (insanların) kuracakları kovanlardan kendine evler edin. Sonra meyvaların hepsinden ye de
Rabbinin (sana) kolay kıldığı yollara gir.’ Onların karınlarından renkleri çeşitli içecek (bal) çıkar ki
onda insanlar için şifâ vardır. Şüphesiz ki bunda düşünen bir millet için
büyük bir ibret vardır.”
Şükrün çeşitleri vardır dostlar! En geniş anlamıyla şükür“namaz” ile tamamlanır ve mü’minin “miracı” olur!
Şükürsaf bir imanın göstergesidir. Çünkü ancak inanan
inancıyla yaşayan insan
kendisine verilen nimetlere şükreder!
Hâlis mü’minrızkına şükreder
o rızkın
kendisini yaratan
her şeyin sahibi olan Allah’ın rahmet hazinelerinden geldiğini ve O’nun hediyesi olduğunu bilmekle
hakiki imanın
hâlis bir tevhid inancı olduğunu gösterir.
Yaratılmışlar arasında rızkın çeşitliliğine en çok muhtaç olan insandır!
Cenâb-ı Hakkinsanı
isimlerine ayna olacak
rahmet hazinelerini tanıyacak ve tartacak bir kabiliyete sahip olarak yaratmıştır. Onun için de insanlara sonsuz ihtiyaçlar verip
maddî ve manevî rızklara muhtaç etmiştir... Tâ ki insan
ihtiyaç duyduğu rızkı bulsun
ona ulaşsın
onunla doysun ve kendisine hedef olarak gösterilen “ahsen-i takvim”e ulaşsın!
İşteinsanın
kulluğunu bilmesinin ve “ahsen-i takvim”e ulaşmanın vasıtası “şükür”dür! Sonuçta şükür
insanı
meleklerden de üste çıkarır.
“İman”en büyük şükür vesilesidir dostlar! Zira hayat
iman ile anlam kazanır. Mü’min
dünya hayatının
kâinat sergisinde teşhir edilen “o muhteşem kudreti” görmeli; o mucizeleri anlayarak yaşamalıdır. İnsan
o mucizeleri anladığı ve yaşadığı oranda derece kazanacaktır!
Secde sûresi (32)9: “Sonra onu düzenli bir şekle sokup
içine kendi ruhundan üfürdü. Ve sizin için kulaklar
gözler ve gönüller var etti. Siz pek az şükrediyorsunuz!”
Her azanın şükrükendi cinsiyledir dostlarım!
Gözün şükrü helâle bakıpgüzellikleri görmekle; ağzın-dilin şükrü hayrı konuşup
güzel söz söylemekle; elin şükrü hep vermekle
muhtaçların elinden tutmakla; ayakların şükrü hayra
helâle koşmakla ifa edilir.
Varlığın şükrü varlığı Allah yolunda harcamakla yerine getirilir.
Hayatuzun bir yol dostlar! O yol boyunca pek çok nimet serilir önümüze. Hayat yolunun her menzilinde
karşılaştığımız nimetler hakkında sorguya çekileceğiz:
“Bu nimeti ne ile kazandın? Bu nimeti nasıl hak ettin? Bu nimetin şükrünü eda edebildin mi?” diye sorulacak her birimize.
SenEy Yüce Rabbim! Seni bilebilmekten
Seni tam anlamıyla övebilmekten acizim! Ben
aciz bir mahlûkum
Sen ise
kudret ve gücün yegâne sahibisin! Rabbim
lütfuna
engin rahmetine ve özellikle az bir amele büyük mükâfatlar veren Şekûr ismine sığınarak Sana dua ediyorum!
Ey Rabbim! SanaHabibin
Hz. Muhammed (sav) gibi dua ediyorum: “Ya Rab! Seni zikretme
Sana şükretme ve ibadetini en güzel şekilde yapabilme konusunda bana yardım et.” (Ebû Dâvûd
Salât
361
Hadis no: 1522; Nesâî
Sehv
60; Tirmizî
Zühd
30.)
Fâtır sûresi (35)29-30: “Allah’ın kitabını okuyan
namazı kılan ve kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli ve açık olarak verenler
kesinlikle batma ihtimali olmayan bir ticaret umarlar. Çünkü Allah mükâfatlarını kendilerine tamamen ödedikten başka
lütfundan onlara fazlasını da verecektir. Çünkü O çok bağışlayıcı ve şükrün karşılığını vericidir.”
Ey Rabbim! Beniiman nimetine
hidayet nimetine
can bahşedilmiş olma nimetine
sıhhat ve varlık nimetine tam anlamıyla şükredenlerden eyle!
Ey Rabbim! Banaöyle bir hayat yaşamayı nasip eyle ki
hayatım
şükrümün fiilî ispatı olsun. Âmîn.