Konu içeriği: er-Rahmân er-Rahmân er-Rahmân dünyada iyi de olsa kötü de olsa mü’min de olsa kâfir de olsa hiçbir ayırım yapmadan nimetini bütün kullarına veren hepsine
er-Rahmân
er-Rahmândünyada
iyi de olsa
kötü de olsa
mü’min de olsa
kâfir de olsa
hiçbir ayırım yapmadan
nimetini bütün kullarına veren
hepsine karşı sonsuz merhametini gösteren zatın ismidir.
er-Rahîmbağışlayan
esirgeyen
ahirette merhametini
nimetlerini sadece mü’min kullarına hasreden zatın ismidir.
Yüce Allah’ın bu iki ismini tam anlamıyla kavrayabilmek içinönce
özellikle “ilâhi rahmet”in boyutlarını bilmek lazımdır dostlar!
“Rahmet” bağışlamaacıma
şefkat ve ihsan anlamları taşır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)
Allah Teâlâ’nın rahmetini şöyle anlatır bize:
“Şüphesiz Allah’ın yüz rahmeti vardır. İşte onlardan bir rahmet vardır ki mahlûkât kendi aralarında birbirlerine onunla acırlar. Doksan dokuzu kıyâmet günü içindir.” (MüslimTevbe
20; Tirmizî
Deavât
107; İbn Mâce
Zühd
35.)
“Rahmet”i düşünüp tefekkür ederkenbeynimizin sınırlarını sadece bu yüzde bir oranındaki rahmet için zorlamaktayız dostlar. Kavrayabildiklerimizi toplayıp onun yüz katını düşünerek de
o dehşetli kıyamet gününde
kullarını sarmalayacak olan o engin rahmet deryasına ulaşabiliriz ancak!
Kâinata tefekkürle bakan her gözyaratılmış her şeye nakış nakış “merhamet” işlendiğini görür dostlarım!
Kasas sûresi (28)73: “Rahmetinden dolayı
Allah
geceyi ve gündüzü yarattı ki (geceleyin) dinlenesiniz (gündüzün) ise O’nun lûtuf (ve kereminden rızkınızı) arayasınız. Umulur ki şükredersiniz.”
Şu sonsuz kâinatı şenlendirenışıklandıran işte bu “Rahmet”tir!
Gündüzünü “güneşle” aydınlatıpgüneşin her varlığa ışığını ve ısısını sunuşundaki sırlarla
kullarına “Rahmân” ismini tefekkür ettiren; gecesini ay ve yıldızlarla donatıp semayı ışıklı bir festival alanına çeviren ve gecenin
o çok özel “vuslat” saatleriyle kuluna “Rahîm” ismini tefekkür ettiren yine O “Rahmet”tir!
Şu sonsuz kâinatıbirbirine çarpmadan
her biri apayrı ihtiyaçlar içinde olan
binbir çeşit hayvan ve bitki türünün hiç birini unutmayıp
muhteşem bir nizamla koruyan
sevk ve idare eden
türeten ve yayan yine O
İlâhî rahmetiyledir dostlar!
Bir daldaminicik bir kuş
gagasındaki solucanı
o rahmetle koyar yavrusunun ağzına!
Bir küçücük tavukcivcivlerini o rahmetle alır kanatlarının altına!
“Yırtıcı” bir hayvan da olsaaslan
yavrusunu özenle yalayarak temizlerken
o rahmetin eserini sergiler
gören gözlere!
Ağaçlaro rahmetle meyveye durur dostlar! Başaklar
o rahmetin tecellisi ile ürün verir
çiçekler renk ve koku cümbüşüyle raks eder dünya sahnesinde
o rahmet sebebiyle!
Bulutlargöklerden “rahmet”i yeryüzüne indirirler ve her bir yağmur tanesini
bir melek yüklenerek
“İlâhî Rahmet”in boyutlarını sergilerler düşünebilen kafalara!
Furkân sûresi (25)48
49: “Rüzgarları rahmetinin önünde müjdeci olarak gönderen O’dur. Biz gökten tertemiz bir su indirdik. Ki Biz (o suyla) ölü toprağa can verelim
yarattığımız nice hayvanlara ve insanlara su sağlayalım
diye.”
Bir koca ağacıtüm varlığıyla “meyve vermeye” yönelten O. Rahîm-i Mutlak
bütün kâinatı da
kâinatın meyvesi olan “insan”a yöneltmiş ve adeta emrine âmâde kılmıştır o engin rahmetiyle.
Kur’ân-ı Kerîm’in “rahmet” sûresi olan Rahmân sûresi’nin ilk âyetlerinde şöyle buyrulur:
“Rahmân (olan Allah)Kur’ân’ı öğretti
insanı yarattı ve ona beyanı (açıklamayı) öğretti.”
İnsanın yaradılışı da bu rahmet sebebiyledir dostlar! Allah (cc) rahmeti gereği de kulunu başıboş bırakmamışona
yolunu gösteren Kur’ân-ı Kerîm’i göndermiştir.
Bakara sûresi (2)143: “...Hiç şüphesiz Allah
bütün insanlara çok şefkatlidir
çok merhametlidir.”
En’âm sûresi (6)155: “İşte bu (Kur’ân) da mübarek bir Kitap’tır. Onu biz indirdik. Ona uyun ve Allah’tan korkun ki
size rahmet edilsin.”.
Yûnus sûresi (10)57: “Ey insanlar! Size Rabbinizden bir öğüt
gönüller derdine bir şifa
mü’minlere bir hidayet ve rahmet geldi.”
Bakara sûresi (2)163: “Her halde hepinizin ilâhı
bir tek ilâhtır. Ondan başka bir ilâh yoktur. O Rahmân ve Rahîm’dir.”
En’âm sûresi (6)12: “De ki: “Göklerde ve yerde olanlar kimindir?” “Allah’ındır” de. O
rahmet etmeyi kendi nefsine yazmıştır. Sizi
varlığında asla şüphe olmayan kıyamet gününde toplayacaktır. Ama kendilerini zarara sokanlar inanmazlar.”
A’râf sûresi (7)156: “Ve bize hem bu dünyada bir iyilik yaz
hem de ahirette. Biz gerçekten (de tevbe edip Senin hidayetine) yöneldik.” Allah buyurdu ki
“azabım var
onu dilediğime isabet ettiririm
rahmetim de vardır
o ise her şeyi kaplamış (ve kuşatmış)tır. Onu da özellikle korunanlara
zekâtını verenlere ve âyetlerimize inananlara yazacağım.”
Madem ki “rahmet” bu kadar cazipbu kadar güzeldir
o halde insana
neden yaratıldığını bilmek ve kendisini yaratan O ‘Yüce Kudret’i tanımak düşer!
İnsanoğluna “akıl” bahşeden Allahondan
kendisini bilmesini ve O’na “ortak” koşmadan kulluk etmesini istemektedir. Kudsî bir hadiste “ Ey Âdemoğlu! Sen yeryüzünü dolduracak kadar günahla karşıma gelsen
fakat Bana hiçbir şeyi ortak (şirk) koşmamış olsan
şüphesiz Ben de seni yeryüzü dolusu mağfiretle karşılarım!” (Tirmizî
Deavât
106.) buyrulmaktadır.
O halde insankâinatı sarmalayan bu sonsuz rahmete yapışmalı
O
celâl ve ikrâm sahibi Sultan’a muhatap olmanın yollarını aramalı
acziyetini idrak ederek
Rabbine sığınmalı
dünyanın elem ve sıkıntılarından kurtulmalıdır.
Zira kâinatı insanın emrine verenO Yüce Yaradan
bunca nimetlerine karşılık
kulundan sadece “halis bir şükür”
saf ve ciddi bir hürmet beklemektedir.
İnsanın maneviyatına da “rahmet” mührü vurulmuştur dostlar. Yüce Allahkalplere nakışladığı merhamet duygusu ile kullarını da birbirlerinin yardımına koşturur.
İki Cihan Serveri Muhammed Mustafa (s.a.s.) buyurdular ki: “İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez.” (MüslimFedâil
66; Tirmizî
Birr
16. Hadis no: 1923.)
Elçisi ve Habibi Hz. Muhammed’e (s.a.s.) uyulmasını emredenYüce Allah
kulunun ötelerle olan bağını
merhamet ve sevgiyle kurmasını ister.
Zira engin rahmet sahibi Yüce Yaradankullarına
“yolunu” göstersin diye gönderdiği “sevgili kulu”na
yerleri ve gökleri
yüzü suyu hürmetine yarattığı “Habibi”ne
tüm isimlerinin tecellilerini lütfederek
O’nu
Kur’ân-ı Kerîm’inde (Tevbe sûresi (9)
128): “Andolsun size içinizden öyle bir peygamber geldi ki
sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir. O
size çok düşkündür. Mü’minlere çok şefkatli ve merhametlidir.” buyurarak över ve ona itaati emreder.
Nûr sûresi (24)56: “Hem namazı kılın
zekâtı verin ve peygambere itaat edin ki rahmete eresiniz.”
Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s.) sevgininrahmetin
ihsan ve güzelliğin elçisidir dostlar!
Enbiyâ sûresi (21)107: “(Ey Muhammed!) Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.”
.Yûnus sûresi (10)57: “Ey insanlar! Size Rabbinizden bir öğüt
gönüller derdine bir şifa
mü’minlere bir hidayet ve rahmet geldi.”
Bakara sûresi (2)163: “Her halde hepinizin ilâhı
bir tek ilâhtır. Ondan başka bir ilâh yoktur. O Rahmân ve Rahîm’dir.”
En’âm sûresi (6)12: “De ki: “Göklerde ve yerde olanlar kimindir?” “Allah’ındır” de. O
rahmet etmeyi kendi nefsine yazmıştır. Sizi
varlığında asla şüphe olmayan kıyamet gününde toplayacaktır. Ama kendilerini zarara sokanlar inanmazlar.”
A’râf sûresi (7)156: “Ve bize hem bu dünyada bir iyilik yaz
hem de ahirette. Biz gerçekten (de tevbe edip Senin hidayetine) yöneldik
emeğinize sağlık kardeşim
etkileyici bir anlatım şekli ALLAHU teala razı olsun