Konu içeriği: el-Vedûd el-Vedûd el-Vedûd dilediği kulunu çok seven aşkı ile yanan kullarını seven salih kullarını sevip onları rahmet ve rızasına ulaştıran ve sevilmeye en çok
el-Vedûd
el-Vedûddilediği kulunu çok seven
aşkı ile yanan kullarını seven
salih kullarını sevip onları rahmet ve rızasına ulaştıran ve sevilmeye en çok lâyık olan demektir.
Hûd sûresi (11)90: “Rabbinizden mağfiret dileyin
sonra O’na tevbe ile yönelin. Şüphesiz ki
benim Rabbim Rahîm (çok merhametli)dir
Vedûd’dur (mü’minleri çok sevendir).”
Bürûc sûresi(85)12-16: “Kuşkusuz Rabbinin yakalaması serttir. Çünkü yoktan O yaratır ve tekrar O diriltir. Bununla beraber Ğafûr’dur (çok bağışlayandır)
Vedûd’dur (çok sevendir). Arş’ın sahibidir
yücedir. Dilediğini yapandır.”
“Aşk”ı düşündüm dostlar!
Dünya hayatında yaşananinsana verdiği zevk kadar
acıyı
elemi ve de ayrılığı da beraberinde yaşatan
ama bazen “ilâhi aşk”a basamak olabilen duygu selini düşündüm...
Çok kısır kaldı kâinat boyutunda bu aşk tarifi.
Sadecesevmenin çok küçük bir boyutunu gördüm onda.
Geceler boyubir festival alanına dönüşen gökyüzündeki yıldızlar ve ay
gündüzü
ışıltılı bakışlarıyla nurlandıran güneş
yeryüzünün rengârenk elbiseleri
insanı bayıltan parfümleri ve nazenin yapraklarıyla süsleyen çiçeklerin salınışı
rüzgârla dervişleşip “hû” diyen ağaçlar
kıyıları
bembeyaz köpüklerle döven dalgalar çok daha büyük boyutlu bir aşkın varlığını anlatıyorlardı
bana
hâl lisanlarıyla! Ve bu noktada “ilâhi aşk”ı düşündüm dostlar.
Aşk; Allah Zülcelâl Hazretleri’nin “Yâ Muhammed! Sen olmasan Cennet’i yaratmazdımsen olmasan Cehennem’i yaratmazdım
sen olmasan dünyayı yaratmazdım!” (Usûl-i Hadîs ve Mevzûât-ı Aliyyü’l-Kârî Tercemesi
Ahmed Serdaroğlu
shf. 99.) buyurduğu
“Habibim” dediği; iki cihana sultan kıldığı
nev-i beşerin en üstünü Hz. Muhammed’e (s.a.s.)
Rabbi tarafından bahşedilen ve yaradılışın özüne işlenen cevherin adıdır!
Aşk; Rabb ile kul arasındaki bağın en zirve noktasıdır! Mirac gecesiSidret-ül Münteha’da
kutlu yol arkadaşından ayrılan Cebrail (as)’nin
“Bir adım daha atarsam
yanarım.” dediği nur makamının adıdır aşk!
Aşk; aklın acz içinde kıvranıpgönüllerin kanatlanarak
ötelere uçuşundaki sınırın adıdır.
Aşk; Hz. Âdem’in (as) cennetten çıkarıldıktan sonratevbesinin kabul edilmesine sebep olan
semalarda Hz. Allah’ın adının yanında yazılan isimdeki sırdır!
Sevgisevdiğinin her emrine boyun eğmenin adıdır!
Sevgikulluğun en mükemmel örnekliğini şahsında sergileyen
Hz. Muhammed’in (sav)
Rabbinin her emrini hayata geçirerek
“ayaklı Kur’an olma” vasfını kazanmasının adıdır!
Sevmek; vermenin nâmütenahi boyutu... Sevmekberaberinde taşıdığı “sevilmek” duygusu ile zirveleşen ve “sevdiğime yakışayım” isteği ile insanı hep ilerleten “yürek enerjisinin” adıdır! Ve “aşk” dostlar; dünyayı
O’nu bilmek
O’nu bulmak ve O’nun için yaşamak için gelinen mekân olarak görenlerin
o engin kudret denizinde attıkları kulaçların adıdır!
Ve “aşk”... Ve “âşık”...
AşkCenâb-ı Hakk’ın aziz kıldığı
birçok ilâhi nimetlere erme şerefine nail ettiği ve Vedûd isminin tecelligâhı olan yüreğin adıdır!
AşkNûr sûresi (24)’nin 35’inci ayetinin sırrıdır!
“...Allah dilediği kimseyi (de dileyeni de) nuruna hidayet eder (eriştirir) ...”
AşkÂl-i İmrân sûresi (3)
74’üncü ayetinin tecelli edişidir:
“Rahmetini dilediğine tahsis eder. Allahbüyük lûtuf (ve kerem) sahibidir.”
Feyz bulutlarından rahmetin oluk oluk akışının adıdır aşk! Aşkkalpte yakîn reyhanlarının boy atışı ile kalp evinin cennet bahçesine dönüşünün adıdır!
“Beni ne yerim içine aldı ne göğümlakin mü’min bir kulumun kalbi Beni içine alır!” (Aclûnî
Keşfu’l-Hafâ
II
195; İmam Rabbânî
Mektûbât-ı Rabbânî
287. mektup.) buyuran Yüce Allah’ın
kulunun yüreğine arz ve semâvât kadar genişlikler kazandıran muştusundaki yüceliktir aşk.
Aşkmuhabbetullahın enginliğinde
kudretin sonsuzluğunu kavramaya çalışan gönlün
hiçliği bilişteki zirve sonsuzluktur!
AşkAllah’ı gereği gibi takdir edebilmektir! Lakin O’nu takdir edebilmekten çok aciziz dostlar. Bu mana denizi öyle engindir ki
onda azimet gemileri yüzer... Gemilerin içinde Hakk yolcuları barınır... Onlar için dalgaların hiç önemi yoktur. Denizin tehlikeleri onları hiç korkutmaz.
Muhabbet denizinde yol alanları“dalgalar” yollarından alıkoymaz. Dua yüklüdür onların dudakları. Yol azıkları tövbe ve gözyaşıdır o erlerin.
Onlar bilirler ki Allahonları sevmekte ve korumaktadır. Onlar da Allah’ı severler...
Mâide sûresi (5)54: “...Allah onları sever
onlar da Allah’ı severler...”
Hakk yolunun yolcularının huzur ve sevgi dolu yürekleri hep duadadır. Dua; âşık gönüllerin terennümünün adıdır!
Tufan esnasında Nûh aleyhisselâm Cenâb-ı Hakk’a iltica ederekgönülden dua etmişti: “Ve de ki: “Rabbim! Beni mübarek bir menzile indir. Sen
konuklatanların en hayırlısısın.” (Mü’minûn sûresi (23)
29.)
Menzil“hakka’l-yakîn” durağının adıdır
deniz kabarsa ne gâm? Yolcuları içine alsa ne gâm? Onlara Rahmân’ın cezbelerinden bir cezbe gelmiş; ellerinden tutmuş
“doğruluk makamı” denilen yere çekmiştir.
Kamer sûresi (54)55: “Takva sahipleri cennetlerde
nur içindedirler. Güçlü padişahın (Allah’ın) huzurunda doğruluk koltuklarındadırlar.”
Pek çok makama uğranır muhabbet denizinde dostlar. Ve her bir menzilgözyaşı ile aşılır.
Menzillerde konaklaya konaklaya “vuslat”a varılır. Ve bu noktadaancak gözyaşları silinir; âşıklar neşe içinde
hayran bir halde
ilâhî nimetler sofrasında ağırlanarak
ihsanlarının karşılıklarını alır.
Yûnus sûresi (10)26: “İyi iş
güzel amel yapanlara daha güzeli ve daha fazlasıyla karşılık vardır.”
Hakka vasıl olmak isteyen herkesbu engin ve dalgalı denizi aşmak zorundadır. Bu yolda gerekli tek şey aşktır dostlar.
Aşkbu yolculuktaki Hakk erinin ateşinin adıdır; her dem içini yakan
kavuran bir ateştir... Varsın yansın... Yanandan ateş esirgenir mi?
Kudret denizinde yananaaşk şerbeti sunulur!
Allah aşkı ile yananın özünekurbiyet bardağı ile öyle bir şerbet akıtılır ki
içen
bir daha ona doyamaz. Nasıl doysun ki!
İnsân sûresi (76)21: “Rableri onlara temiz bir içecek içirmiştir.”
Rabbinin temiz içeceklerine nail olanO’na vasıl olan
O’nu bulan neden mahrum olur ki? “Vuslat” son durağın adıdır! Seyr-i ilallah bitmiş; seyr-i fillah başlamıştır artık… Zira dünya seyr-i ilallah
cennetise seyr-i fillahdır dostlar!...
Bu deniz; aşk denizibir başka denizdir dostlar. Orada “yok” olmaktan korkulmaz
“var” olmaktan korkulur. Esas mesele; hiçliği bilip “yok” olmaktır.
“Yok” ol ki“var” olabilesin. Ve selim
temiz
pak
imanlı bir kalple sevdiğine vâsıl olabilesin.
YaO
sevdi mi
neler olur biliyor musunuz?
Hz. Ebû Hüreyre’nin rivayetinde şöyle gelmiştir: “Resûlüllah (aleyhissalatü vesselâm) buyurdular ki: “Allah Teâlâ Hazretleri diyor ki: “Kulumhakkımda nasıl bir zan yürütürse Ben öyleyimdir. O
Beni zikredince Ben onunla beraberim. O Beni içinden geçirirse
Ben de onu içimden geçiririm. O
Beni bir cemaat içerisinde anarsa
Ben de onu
onunkinden daha hayırlı bir cemaatte anarım. O
Bana bir karış yaklaşırsa Ben ona bir arşın yaklaşırım. O Bana bir arşın yaklaşırsa
Ben ona bir kulaç yaklaşırım. O Bana yürüyerek gelirse Ben ona koşarak giderim.” (Müslim
Zikr
2
(2675); Buhârî
Tevhîd
51; Tirmizî
Deavât 142
(3598).
Hz. Allah (cc) kulunu böyle severel-Vedûd’dür O! el-Vedûd
bir kulundan râzı olup
onu sevdiğinde
Cebrâil aleyhisselâmı çağırır ve ona şöyle buyurur:
“Ben falan kulumu seviyorum sen de onu sev.” Cebrâil aleyhisselâm onu sever. Sonra semâda seslenip der ki: “Allah Teâlâ falan kulu seviyorsiz de onu sevin.” Semâdakiler de onu sever. Sonra onun sevgisi yerdekilerin gönüllerinde yerleşir.” (Müslim
Birr
157.)
Nerede sevgiyi koklayabiliyorsanızorada durun dostlar. Mutlaka
sizi muhabbetullaha ulaştıracak bir menzilin önüne varmışsınızdır.
Ölümün nicelerine korku olduğu yerdeölümün Hakk erlerine vuslat oluşunun adıdır aşk!
Cennetler“O geliyor!” diye süslenirken
“Refik-i Alâ’ya gidiyorum.” deyişteki gülümsemenin adı olur aşk!
Aşkel-Vedûd isminin tecellileri ile yaşayanlara
“Cennet cennet dedikleri/ Birkaç köşkle birkaç huri/ İsteyene ver onları/Bana Seni gerek Seni” dedirtir.
Rabbimizbu da bizim dilekçemiz sana:
Sevgini diliyoruz Senden. Sevginle yaşayanlardansevgiyi karşılıksız sunanlardan
sevginle yoğrulanlardan eyle bizi.
Sev bizisevdir bizi
sevindir bizi…
Sevginle yaşatsevginle öldür
sevginle dirilt bizi. Sevginle haşret bizi.
Ya Vedud! (c.c)
Sen sevdiğin ve sevdirdiğin için bakar yüzler yüzlere
Sen sevdiğin ve sevdirdiğin için güneş doğar günlere
Sen sevdiğin ve sevdirdiğin için baharın gelir her yere
Sen sevdiğin ve sevdirdiğin için kelamın değer dilere...