Konu içeriği: el-Muksit el-Muksit el-Muksit adaletle hükmeden bütün işlerini uygun ve denk olarak yerli yerinde yapan mazlumların hakkını zalimlerden alan her işinde dengeyi kuran demektir. Â’râf
el-Muksit
el-Muksitadaletle hükmeden
bütün işlerini uygun ve denk olarak yerli yerinde yapan
mazlumların hakkını zalimlerden alan
her işinde dengeyi kuran demektir.
Â’râf sûresi (7)29: “De ki: “Rabbim bana adaleti emretti. Her mescidde yüzünüzü O’na doğrultun ve dini yalnız kendisine has kılarak O’na yalvarın. İlkin sizi yarattığı gibi yine O’na döneceksiniz.”
Dünya“seyretmeyi bilene” bir seyirhane! “İbret almayı bilene” de bir ibrethanedir dostlar. Yaşanan olaylara ibretle bakan her insan
muazzam bir kudretin
adaletle hükmünü yürüttüğünü görür. Sanki yaşanan olaylar
iki-üç nesil sonrasında “hak yerini buldu” dedirtecek şekilde sonlanmaktadır dostlar. Önümüzde en büyük gayb perdesi zaman olduğundan ve yaşamımız içinde vuku bulan pek çok olayın neticesini alamadığımızdan
adaletin seyrini gözlemleyemiyoruz. Ancak
yaşlılarımızdan dinlediğimiz ya da yaşanmış olaylarda
muhteşem bir adalet mekanizmasının yürürlükte olduğunu hisseder ve mânen rahatlarız değil mi?
Evetmutlak bir mahkemeye doğru yürüyoruz ama daha bu dünyada iken bile
hiçbir suç
neredeyse cezasız kalmamakta
insanlara zulmeden zâlimler
cezalarını bir şekilde
mutlaka çekmektedir.
Yüce Allah Âdil’direl-Muksit’tir.
O’nun kudret eli zalimin yakasına er geç yapışır. Allah-ü Teâlâ Hazretleriİslâm toplumunda adaletin korunmasını ve yeryüzünde islâh ediciler olarak
vazife görülmesini ister
kullarından.
Asr-ı Saadet’te Sevgili Peygamberimiz Muhammed Mustafa’ya (s.a.s.) meselelerinin halli için gelenlerO’nun en adil kararı vereceklerinden emindi. Çünkü bu insanlar
İslâm’ın
haksızlığa uğrayan insanların haklarını alabildikleri tek nizam olduğunu fark etmişlerdi. Çünkü bu dinin Yüce Peygamberi
“Mazlumun (bed-kötü) duasından sakınınız. Çünkü onunla Allah arasında perde yoktur” (Buhârî
Zekât
64; Müslim
Îmân
29; Ebû Dâvûd
Zekât
4.) buyurmakla
bununla hem zalimin zulmüne engel oluyor
hem mazlumu sabra teşvik ediyor
hem de Mahkeme-i Kübrâ’da tüm haksızlıkların karşılığının alınacağı inancını yerleştiriyordu.
İyâz İbn-i Himâr (ra) “Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken dinledim” dedi:
“Cennetlikler üç gruptur. Bunlar: Âdil ve başarılı devlet başkanı; yakınlarına ve Müslümanlara karşı merhametli ve yuf¬ka yürekli olan kişi; ailesi kalabalık olduğu halde iffetlinamuslu (haram bir şey isteme¬yen) adamdır.” (Müslim
Cennet
63.)
Allah (cc) Hazretleri hangi din ve ırka mensup olursa olsuninsanlara zulmü yasaklamıştır dostlar.
Hûd sûresi (11)85: “Ey kavmim! Ölçerken ve tartarken adaleti yerine getirin. Halkın mallarını eksik vermeyin ve yeryüzünde fesatçılık yaparak fenalık etmeyin.”
Rahmân sûresi (55)8
9: “Sakın tartıda taşkınlık etmeyin. Tartıyı adaletle yapın
terazide eksiklik yapmayın.”
Mümtehıne sûresi (60)8: “...Çünkü Allah adaletli olanları sever.”
Oel-Muksit’tir dostlarım.
Cenâb-ı Hakkadaletle hükmeder
adalet terazisini hep dengede tutar. O’nun indinde kimseye haksızlık yapılmaz
zulüm de edilmez. Kullarından da adil ve dengeli davranışlar ister Yüce Allah.
En’âm sûresi (6)152: “Yetimin malına yaklaşmayın; yalnız erginlik çağına erişinceye kadar (malına) en güzel biçimde (yaklaşabilir ve uygun şekilde harcayabilirsiniz). Ölçü ve tartıyı tam adaletle yapın. Biz kimseye gücünün yettiğinden fazlasını teklif etmeyiz. Söylediğiniz zaman da
yakınınız da olsa âdil olun ve Allah’a verdiğiniz sözü tutun. Öğüt alıp düşünesiniz diye Allah bunları size emretmiştir.”
Gerçek Müslümanyakın çevresinden başlayarak
anne-babasıyla
eşiyle
çocuklarıyla
komşu ve akrabalarıyla ve dostlarıyla olan ilişkilerinde adaletin
merhametin
saygının ve sevginin tüm erdemli davranışların yaşayan örneğini oluşturur.
Ömrüsadece insanlara karşı değil
yaşamı paylaştığı tüm canlılara karşı saygı duyarak geçer
gerçek Müslüman’ın.
Rabbini bilentanıyan
O’nun el-Muksit isminin tecellileriyle yaşayan insanların oluşturduğu toplumda huzur olur
kardeşlik olur
muavenet olur. Böyle bir toplumda adalet ayakta tutulur
insanlar birbirlerine sevgi ve saygıyla davranır
kimsenin hakkına-hukukuna tecavüz edilmez.
Adaletin ayakta tutulduğu bir toplumda kimse kimseye zulmetmez. Böyle bir toplumda verilen sözler yerine getirilir. Adil bir cemaatte herkes birbirinden emin olduğu için cemaat mensuplarının ruh dünyaları sağlam; vicdanları da rahat olur...
Rabbimbizlere her durumda âdil olmayı nasip etsin. Âmîn.