Konu içeriği: el-Muızz el-Muızz el-Muızz üstün kılan izzet ve şeref veren; el-Müzill zillete düşüren hor ve hakir kılan rezil ve perişan eden demektir. Âl-i İmrân sûresi
el-Muızz
el-Muızzüstün kılan
izzet ve şeref veren;
el-Müzillzillete düşüren
hor ve hakir kılan
rezil ve perişan eden demektir.
Âl-i İmrân sûresi (3) 26: “De ki: “Ey mülkün sahibi Allah’ım! Sen mülkü dilediğine verirsindilediğinden de onu çeker alırsın
dilediğini aziz edersin
dilediğini zelil edersin. Hayır
Senin elindedir. Muhakkak ki
Sen her şeye kâdirsin.”
Allahkendisine iman edip
salih amel işleyenleri yükseltir dostlar. Dilediği kuluna “iman” nurunu nasip eder ve onu izzetlendirir. “İman” nimeti
o kulu haysiyet ve vakar sahibi yapar. İman bir kalbe yerleştiği zaman
insan yalana
adaletsizliğe ve zulme asla tenezzül etmez!
İmaninsan hayatından gafilliğin silinip
el-Azîz olan Allah’ın emir ve isteklerinin hakimiyetinin başlaması demektir. Ve iman
Allah’tan başka hiçbir güç önünde eğilmeyen
dünya hayatını ötelere basamak yapan
onun için de başı daima dik
gözleri yücelerde
bir insan tipi çıkarır ortaya.
Yalan ve entrikaların kirletemediğidünya meşakkatlerinin yer yer kararttığı gönül dünyasını da her an gözyaşları ve tövbe ile yıkamaya hazır
kalbi Yaradanıyla ilişkide
sadece O’nun sevgisini kaybetme korkusu ile titreyen asil bir insandır iman eden kişi!
İman eden kişi Âl-i İmrân sûresi (3)’nin 139’uncu ayetinin ışığında yaşamını sürdürür: “Gevşemeyinüzülmeyin
eğer hakikaten inanıyorsanız
muhakkak üstün olan sizsinizdir.”
Allah‘Muızz’dir
kendisine inanan kulu hep aziz kılar!
Kıyamete yürüyen dünya“izzet” sahibi olanların
Allah yolunda mücadele edip
İslâm’ın çağlar üstü mesajını
bir sonraki nesle taşıyanların ibret ve izzet dolu yaşamlarını anlatır bizlere!
“İzzet” ile “kibir” birbirine karıştırılmamalıdır!
“İzzet”bir insanın
kendi değerini tanıması
fâni nimetler ve dünyevî çıkarlar uğruna değerlerini kaybetmemesi
koruması ve kıymetli tutması demektir.
“Kibir” iseinsanın kendini bilememesi ve onu
hakiki mevkiinden
bulunduğu konum ve dereceden üstün zannetmesi
kendini
diğer insanlardan farklı sanarak
büyüklenmesi demektir.
Gül Nebi Muhammed Mustafa (s.a.s.): “Müslüman kardeşine karşı tevazu gösteren kimseyi Allah yüceltir. Ve ona karşı üstünlük taslayan kimseyi ise alçaltır.” buyuruyor. (Seçme HadislerS. 83)
Bakara sûresi (2)34: “Ve o zaman meleklere: “Âdem’e secde edin!” dedik
hemen secde ettiler. Yalnız İblis dayattı
kibrine yediremedi
inkârcılardan oldu.”
A’râf sûresi (7)12: “(Allah) buyurdu: “Sana emrettiğim zaman
seni secde etmekten alıkoyan nedir?” (İblis): “Ben
dedi
ondan hayırlıyım; beni ateşten yarattın
onu çamurdan yarattın.”
Muhteşem kelâmdan yağan mesajlara bakınız dostlar.
Lokmân sûresi (31)18: “Hem insanlara karşı avurdunu şişirme (kibirlenme) ve yeryüzünde çalımla yürüme. Çünkü Allah övünen ve kuruntu edenlerin hiçbirini sevmez.”
İsrâ sûresi (17)37: “Yeryüzünde kibir ve azametle yürüme! Çünkü sen asla yeri yaramazsın ve boyca da dağlara erişemezsin.”
AllahMuızz’dir dostlarım! İnananları dünyada da ahirette de “aziz” eder.
Dünya hayatında inanan kişinin hedefisadece ve sadece Allah’ın rızasını kazanmak ve bu dünya hayatını
ebedî hayat için sermaye kılmak iken
inanmayan
inkâr edenlerin hedefi ise
insanların takdiri
acizlerin alkışlamaları ve onların övgüsüdür dostlarım!
Allah (cc)inkâr edenler için de dünya ve ahiret azabını
insanların önünde rezil olmakla verir!