Konu içeriği: el-Muhyî el-Muhyî el-Muhyî can bağışlayan sağlık veren dirilten kalpleri dalâletten kurtarıp iman ve zikirle dirilten hayat veren demektir. A’râf sûresi (7) 158: “De ki;
el-Muhyî
el-Muhyîcan bağışlayan
sağlık veren
dirilten
kalpleri dalâletten kurtarıp
iman ve zikirle dirilten
hayat veren demektir.
A’râf sûresi (7)158: “De ki; ey insanlar! Ben sizin hepinize Allah’ın gönderdiği resûlüyüm. O Allah ki
göklerin ve yerin bütün mülkü/egemenliği O’nundur.
O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Öldüren dedirilten de O’dur. O halde Allah’a
Allah’a ve O’nun sözlerine iman etmekte olan etmekte olan o ümmî nebî olan
rasûlüne iman edin ve ona uyun ki doğru yolu bulmuş olasınız.”
OYüceler Yücesine ruhlar âleminde “Evet
Sen bizim Rabbimizsin” diyerek
verdiğimiz sözü tutup tutamayacağımızı denemek için
Allah
yeryüzünü yarattı ve
binbir nimetle döşeyipteçhizatlandırdı. Ve yeryüzüne
mahiyeti kendince bilinen
bize ise “gayb” olan bir kitapta
Levh-i Mahfuz’da yazılı bir zamana kadar
da ömür verdi. Hz. Âdem’den bu yanaasırlardır insanoğlu
Allah’ın kendisi için takdir ettiği “ömür” süresince
bu dünya yüzünde ağırlanıp
imtihana
çekiliyor dostlar. İbretle bakarsanızdünyanın devasa bir kazan gibi dolup dolup boşaldığını görürsünüz.
Bir âlemden gelipkâinat denizinde yüzen dünya adlı gemide bir süre konaklayıp sonra
yine bir başka âleme göçüşün adıdır hayat!
Anne ve babadan gelen sperm ve ovum adlı iki hücrenin“ol” emriyle birleşmesinden sonra başlayan
muhteşem yaradılış senaryosunun ilk perdesi
“rahim” adlı
konakta yaşanır dostlar.
“er-Rahîm” olan Allah’ıno merhamet sağanağı isminin
“anne” adlı sevgili vücuttaki tecelligâhıdır rahimler.
Bir bebeğin doğuşuna tanık olabilmiş şanslılardan isenizo doğuma ancak yardımcı olunduğunu
kimsenin; hiç kimsenin gücünün
doğum anını
ne bir dakika öne
ne de bir dakika sonraya almaya gücünün yetmeyeceğini hissedersiniz.
Alınacak ilk nefesin; anne karnındaki üç katmanlı karanlıklar içindendünya yüzüne çıkıştaki ilk soluğun bile zamanı belirlidir dostlar. Zira o
ilk nefesle
birlikteyeni doğan insancığın
hayat takvimi işlemeye başlar.
Mürselât sûresi (77)20-24: “Biz sizi âdi bir sudan yaratmadık mı? Onu sağlam bir yerde oturttuk. Belli bir süreye kadar. Demek ki biçimlendirmişiz. Ne
güzel biçimlendireniz Biz. O gün yalanlayanların vay haline!“
İlk çığlıklahayat senaryosunun ikinci perdesi açılır dostlar; sahne dünyadır
bir misafirhane misali ağırlar üzerinde insanoğlunu. Nice imtihanlar
acılar
ağartır saçlarıbüker omuzları. Yeri gelir sevinç ve varlık imtihan aracı olur. Son nefes ile de bu perde kapanır...
Üçüncü perdetoprağın “ana kucağı” gibi
insana şefkatle açılmış
serin bağrında açılacaktır. Dünya hayatını
Rabbine kavuşmak ve O’nun rızasına kavuşmak
için yarışmakla geçirenlereYüce Allah
hayatları boyunca Muhyî isminin tecellilerini sunar.
Hz. AllahRûm sûresi (30)’nde (50): “Şimdi bak Allah’ın rahmetinin eserlerine! Yeryüzünü ölümünden sonra nasıl diriltiyor? Şüphe yok ki O
mutlaka ölüleri
diriltir. O her şeye kâdirdir.” buyurarakölü gönülleri diriltecek tek kudretin Kendisi olduğunu anlatır kullarına.
Medeniyetimizde kulaklarını hakikate tıkamış olanlara “sağır”; kalp gözü körelmiş olanlarahakikati fark edemeyenlere de “kör” denilir dostlarım.
Rûm sûresi (30)’nde (52): “Çünkü sen ölülere işittiremezsin. O davetiarkalarını dönmüş giderlerken sağırlara da duyuramazsın.” buyrularak
O merhametli
Resûle teselli verilir.
Allah’ın gönüllere yağdırdığı “rahmet yağmurları” vardır dostlar. Rahmet yağmurları çorakkuru bir toprağın dirilişi gibi canlandırır gönülleri. Yüce
Yaradankullarını günâh kirlerinden gözyaşları ile arındırır.
O Muhyî olanın bir rahmet nazarıylaküfür karanlıklarından
hidayet nuruna kavuşulur
bilir misiniz?
Seney el-Muhyî olanım!
Seney Sahibim
Yaradanım!
Can verdinsoluk verdin
ömür verdin yaşattın!
Yardım et şu kulunaömrünün son anında!
Son anımda “Yaşamım senin içinnamazım senin için” diyenlerden olayım.
İzin ver fakirineSana yüreğimi sunayım!