el-Müheymin mahlûkatını gözetip koruyan korkulardan emin kılan her şeye şahit olan muhafaza eden demektir.
Haşr sûresi (59) 23: “O Allah ki O’ndan başka ilâh yoktur. Melik (mülkünde istediği gibi tasarruf eden)tir Kuddûs (her noksanlıktan münezzeh olan)dür Selâm (her kusurdan ve âfetten sâlim olan)dır Müheymin (her zaman gözetip koruyan)dir Aziz (kudreti daima üstün gelen)dir Cebbâr (dilediğini yaptıran)dır Mütekebbir (büyüklük ve yücelik kendisine mahsûs olan)dir. Allah müşriklerin şirk koştuklarından münezzehdir.”
Bu isim sadece Allahü Teâlâ için kullanılan isimlerden biridir dostlar. el-Müheymin ism-i şerifi eş-Şehîd er-Rakîb ve el-Hafîz isimleriyle eş anlamlı olup kulların devamlı olarak ilâhi gözetim altında bulunduklarını ifade eder.
Mü’min kullara sevgi güven ve huzur aşılayan isimlerden biridir el-Müheymin.
Kâinattaki muhteşem düzeni seyreden mü’min dağları seyrederken onları yeryüzünün çivileri gibi yerleştiren Rabbini düşünür; Enbiyâ sûresi (21)’nin otuz birinci ayetini (“Yeryüzünde insanlar sarsılmasın diye sabit dağlar yarattık rahat gidebilsinler diye dağların aralarında geniş yollar var ettik.”) okur ve bu âyetin gölgesinde; “Benim beni korkulardan emin kılan “el-Müheymin” olan Rabbim var!” der dostlarım.
Ayı güneşi yıldızları seyreder mü’min! Onların içinde bulunduğu hassas dengeyi ve fizik kanunlarını düşünür. 1 derecelik eğim farkı ya da birkaç kilometrelik bir yakınlaşma olsa aralarında neler olabileceğini düşünür ve kâinatı bu inanılmaz düzenle ayakta tutan Rabbine sığınır.
“Benim kudreti sonsuz beni muhafaza eden “el-Müheymin” olan Rabbim var!” der dostlarım.
Yeryüzünü bir çiçek bahçesi gibi döşeyen her baharda yeniden canlandıran kışın bembeyaz bir kürk giydirip süsleyen Rabbinin o binbir renk cümbüşü içinde yarattığı mevsimlerini takip eder mü’min.
Mü’min diriliği tazeliği ile baharın “çocukluğa”; verimi güzelliklerinin doruğundaki çiçekleri ile yazın “gençliğe”; sararan dökülen yaprakları ile hazan mevsiminin “olgunluğa”; ve gökten inen nâzenin kar taneleri ile kış mevsiminin “yaşlılığa ve ecele” delâlet edişini seyreder ve bu âlemi bir saatin dişlileri gibi birbirine bağlayan binbir olayı birbirine bağlı olarak idare eden gözeten ve hiçbir olayda düzensizliğe izin vermeyen Yaradan “Benim Rabbimdir!” der. O “el-Müheymin”dir der dostlar!
Fizikteki kanunları yerçekimi kanunu sürtünme kanunu çekim kanunları v.s. ile bu muhteşem âlemi kontrolünde tutan O Yüce Yaratıcının kendisi için kurallar koyduğunu bilir mü’min!
Hadîd sûresi (57) 4: “O’dur ki gökleri ve yeri altı günde yarattı. Sonra arş üzerine istivâ etti (hükümran oldu). Yere gireni ondan çıkanı gökten ineni ona çıkanı bilir. Nerede olsanız O sizinle beraberdir. Allah yaptıklarınızı görmektedir.” Bu âyetin gölgesinde huzurla durur inanan kişi!
O aslı bir “ateş top” olan “dünya” adlı gezegende muhteşem bir düzen yaratan gökleri ve yeri kontrolü altında tutan her an kendisiyle birlikte olan kendisini koruyan ve gözeten “Rabbim!” dediği an “Buradayım kulum” diyen ve kendisini seven “el-Müheymin” olan Yüce Yaradanın kuludur.
Onun için mü’min huzurludur yarının endişelerini taşımaz zamanını değerlendirir. Rabbi için yaşar zamanı gelince de vuslata hazırlanan “sevgililer” gibi sevinçle gider ötelere…
Allah’ı isimleriyle tanımakla işte bu “huzur”a doğru yolculuk yapacağız dostlar!
O’nu bulan her şeyi bulmuştur.
O’ndan uzak olan ise her şeyden mahrumdur!