Konu içeriği: el-Metîn el-Metîn el-Metîn son derece güçlü olan kuvveti azalıp gevşemeyen hiç eksilmeyen çok dayanıklı olan demektir. Zâriyât sûresi (51) 58: “Şüphesiz Allah’ın kendisi rızık
el-Metîn
el-Metînson derece güçlü olan
kuvveti azalıp gevşemeyen
hiç eksilmeyen
çok dayanıklı olan demektir.
Zâriyât sûresi (51)58: “Şüphesiz Allah’ın kendisi
rızık verendir
Metîn (sağlam olan)
kuvvet sahibi olandır.”
Bu isimCenâb-ı Hakk’ın kuvvetini ve saltanatındaki sonsuz gücü anlatır dostlar. Bu isim
evrendeki icraatlarının hiçbirisinin O’na yorgunluk ve külfet
getirmediği O Yüce Gücü anlatır. Rızık bekleyen milyarlarca yaratığa zamanında ulaşır rızıkları. İhtiyaç içindekinin ihtiyacı görülürher birinin amel
defteri ayrı ayrı tutulur ve kâinattaki o muhteşem düzenbir saatin çarkları; çarkların dişlileri gibi birbirine bağlı döner durur. Bu işlerin hiçbiri O’na
zor gelmez!
Her türlü tabiat olaylarımevsimler
aylar
yıllar
seneler
birbirini gayet büyük bir intizamla takip eder. “Ol” emrini almış olanlar dünya sahnesinde boy
gösterirvazifesini tamamlayınca da
O Yüce Kudretin emriyle ölüme yürür.
Hiçbir şey O’nun gücünekuvvetine karşı koyamaz.
O’nun saltanatına sığınmaktan başka güvenli bir yol yoktur dostlarım. Omü’minleri her türlü sıkıntıdan
belâdan kurtaracak tek dost
tek kuvvettir.
Hz. Nuhtufan başlayıp
kendisine iman eden mü’minlerle birlikte gemiye bindiğinde
oğlunun inkâr edişindeki ısrarı yumuşatmak ve bir baba sevgisi ve ruh
inceliği ile yavrusunun ebedî hayatını kurtarmak gayesiyle onun gemiye binmesini istemişoğluna adeta yalvarmıştı dostlar:
Hûd sûresi (11)42-43: “Gemi içindekilerle birlikte
dağlar gibi dalgalar arasında akıp gidiyordu. Nuh ayrı bir yere çekilmiş olan oğluna bağırdı:
“Yavrucuğumgel
bizimle beraber bin! Kâfirlerle beraber olma!” O
dedi ki; “Ben
beni sudan koruyacak bir dağa çıkacağım.” Nuh da “Bugün Allah’ın merhamet
ettiğinden başkasınıAllah’ın bu emrinden koruyacak kimse yoktur.” dedi. Derken dalga aralarına giriverdi. O da boğulanlardan oldu.”
Oel-Metîn’dir dostlar. O
son derece güçlü olandır. O
“...Ey yer suyunu yut ve ey gök sen de suyunu tut!...” (Hûd sûresi (11)
44) buyurarak
yerlere
göklere hükmeden hükümdardır. Güç ve kuvvet sadece O’nundur.
Zümer sûresi (39)67: “Allah’ı hakkıyla takdir edemediler. Hâlbuki bütün yer kıyamet günü O’nun avucunda (tasarrufunda)dır. Gökler de kudretiyle
dürülmüştür. Oonların ortak koştuklarından münezzeh ve yücedir.”
Seni tanımayaseni anlamaya
seni öğrenmeye ve sana kul olmaya koşuyoruz ya Rabbi! Bizi
seni tanıyıp
bilenlerden eyle. Bilmek
sevmek ve bildiklerimizi
uygulamak istiyoruz... “İlimaşk ve istikamet” oldu şiarımız.
Bizibilenlerden
bilip de sevenlerden
her emrini severek yerine getirenlerden eyle. Kur’ân-ı Kerîm’de pek çok yerde “Namazı kılın
zekâtı verin.”
buyuruyorsun. Bizlerinamazlarını “sevgiyle” eda edenlerden ve senin için “veren el” olanlardan eyle.
Sevgiyle kıldığımız namazlarımızı miraçbir secde anımızı da vuslat eyle.
Âmîn.