Konu içeriği: el-Kerîm el-Kerîm el-Kerîm keremi yardımı ve ikramı sonsuz olan hiçbir karşılık beklemeden veren ihsan eden cömertlikte eli açıklıkta tek olan her türlü iyiliğin faziletin
el-Kerîm
el-Kerîmkeremi
yardımı ve ikramı sonsuz olan
hiçbir karşılık beklemeden veren
ihsan eden
cömertlikte
eli açıklıkta tek olan
her türlü iyiliğin
faziletin sahibi olan demektir.
Neml sûresi (27)40: “...Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur; nankörlük edene gelince
o bilsin ki Rabbim müstağnîdir (hiç bir şeye ihtiyacı yoktur)
Kerîm’dir (çok kerem sahibidir).”
el-Kerîm’dir Odostlar!
Yardımıikramı
cömertliği sonsuz olandır O!
Kullarını yaratıponlara sonsuz nimetlerle ikramda bulunandır O! Mâlik’el-Mülk’tür O!
Mülkünde ağırlayanruhundan ruh üfleyen
can veren
mülkünden mülk vererek
insanların dünya hayatlarını
ahiretlerine en büyük vasıta kılandır O!
Ve dostlaröyle bir hükümdardır ki O
rahmetiyle kuluna
bu dünyayı nasıl geçirmesi gerektiğini de gösterendir O!
Kur’ân-ı Kerîm’deki muhteşem hayat şifrelerine kulak verin dostlar. Yüreğinizle dinleyinel-Kerîm olan “Dost”u.
O zaman tanıyacaksınız Rabbinizi.
O zaman gerçekten ibadet edeceksiniz O“tek olan” Allah’a. O zaman aşkla koşacaksınız seccadelere!
O zaman“Çok mu geç kaldık Allah’ım
Seni tanımada” diye yanacaksınız.
Hayır dostlar! Henüz yaşıyorsak hiçbir şey için “geç” değil. Henüz “şahadet” âlemindeyizecel gelmedi henüz. Vakit var daha
bilmediklerimizi öğrenebilir
bunları hayatımıza geçirebilir
O’nun rızasına ulaşabiliriz.
Sahabe boyutunda örnekler var bizim için! Kelime-i şahadet getirdikten bir süre sonrabir vakit namaz kılamadan
harp meydanında şehit olup
Gül Nebi’nin (s.a.s.) şahadetiyle cennete göçenler var.
Biz dehayat savaşının
nefis savaşının savaşçılarıyız. Öğrenmeye çalışıyoruz
çok zor ulaştık bu günlere. Ama öğreniyoruz
bu yolda “öğrenciyiz” ya! Dinleyin bakın:
Tevbe sûresi (9)111: “Allah
mü’minlerden
canlarını ve mallarını
kendilerine cennet vermek üzere satın almıştır: Allah yolunda çarpışacaklar da öldürecekler ve öldürülecekler.”
Kur’ân-ı Azîmüşşan’ı hep yüzünden okudukgeçtik dostlarım. Manasını anlayınca
sevdalanıyorsunuz “kitabınıza”. Yüreğiniz yanıyor
okudukça.
İşteTevbe sûresi’nin bu müjdesi
yüreği
yangınlara sürükleyen âyetlerden biridir. Keremi
cömertliği
verişin namütenahiliğini hissedersiniz bu âyette.
Sizi yaratan O! Ruhundan ruh üfleyerek var eden O! Bedeninizi en güzel şekilde yaratan O!
İsrâ sûresi (17)70: “Andolsun ki biz
insanoğlunu şan ve şeref sahibi kıldık. Karada ve denizde taşıtlara yükledik ve temiz yiyeceklerden onları rızıklandırdık. Onları yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldık.”
Mülkünden mülk verensizi varlık sahibi de yapan O! Ve yarattığı
“halifem” dediği kuluna sevgiyle bakıyor ve ona bu dünyayı nasıl yaşaması gerektiği hakkında şifre veriyor Hakk Teâlâ Hazretleri:
“Haydigüzel kulum
can emanetini
beden emanetini
mal emanetini
hepsini ben verdim sana. Onların hepsi emanet sana! Şimdi
o emanetlerin hepsini Bana sat... Sat ki
senin için muhafaza edeyim
dünya hayatının bitiminde
ebedî hayatında
sana daha çok lâzım olacak olan
o
ebedî hayatında sana iade edeyim... Hem sen
bu ticaretle hep kârlı çıkacaksın
çünkü sana emanet olarak verdiğim her şeyi
bu dünyada da zaten kullanacaksın... Emanetlerini bana satmazsan
zaten kimsenin elinde kalmıyor ki bunlar
adı üstünde
“emanet” hepsi. Ölüm gelince hiç kimse “canımı vermem
malımı vermem
bunlar benim” diyemiyor
sessiz sedasız malını arkada bırakıp
canını meleklerime teslim edip
Bana dönüyor. O halde gel
Bana sat emanetlerini ve bu kârlı alış verişle geçir ömrünü
güzel kulum” diyor O
“Kerîm” olan “Dost”.
Bu alışverişteki sözleşmenin adı “mîsak” ya da “iman”dır dostlar.
Kârınız ise şunlar olacak;
Fânîyani ölümlü olan
ölümsüzlük
yani ebediyet kazanır. Allah yolunda sarf edilen ömrün her dakikası geçip giderken
“tohum misali”
zeval bulup
zahiren kaybolup ölürken
ahiret âleminde açan bin çiçek olur.
Bu fânî ömrün fiyatı olarak “cennet” baha biçilmiştirbu alışverişte.
Zira Oel-Kerîm’dir!
O Rab’tıruludur... Şanınca verir O.
Fânî bir ömre cenneti bahâ biçerçünkü öylesine Rahmân ve Rahîm’dir ki O
dostlarım
kullarını öylesine sever ki O
Cenneti vermek için “baha” değil; “bahane” arar O!
el-Kerîm’dir O!
Hazinesinden vermek içinkulunu bekleyendir O!
Madden ve manen vermek için bekleyendir O!
Gül Nebî (s.a.s.) ne güzel buyurmuş: “Rabbimiz Tebâreke ve Teâlâher gece
gecenin son üçte biri kaldığında dünya semâsına rahmetiyle iner de: Bana kim dua eder ki onun duasına icâbet edeyim! Benden kim isteyecek ki ona dileğini vereyim! Benden kim mağfiret diler ki onu mağfiret edeyim!.” (Buhârî
Teheccüd
14; Müslim
Müsâfirîn
168.)
Hakk Teâlâbizlerle alış-veriş yapmak istemektedir. Bu alışverişteki kâr
her âza ve duyu organının kıymetinin
birden 1000’e yükselmesidir.
Emanetçi olduğumuzu idrak ederekdaha yolun başında
“Tamam Sultan’ım
Sen benim tek Sahibim
Efendimsin. Bana verdiğin her şeyi
aslında Senin olan lütuflarını
bu dünyada Senin malın olduğunu bilerek ve Senin hesabına kullanacağım.” dersek
bütün azalarımızın kıymetini
birden bine çıkarmış oluruz.
ZiraO Sultan’ın nezdindeki değerlendirmenin bize fısıldanan en küçük oranı bu! Hakk Teala’nın “Lütfumla karşılayacağım” dediklerinin oranını bilmiyoruz bile...
Mesela akıl nimeti! Bu nimetiCenâb-ı Hakk yolunda tasarruf etmeyip
nefsin hesabına kullanırsan
sana korkunç acılar çektirir
hatalarda
günahlarda istimal edersin onu. Hâlbuki “sahibine” satarsan onu
şu kâinattaki sonsuz rahmet hazinelerini açan tılsımlı bir anahtara dönüşür ve senin ruh dünyanın huzurla dolmasına sebep olan bir nimet olur “akıl”.
Bu alışverişin en kârlı tarafı da hayatının “ibadete” dönüşmesidir. Uykun bile ibadet olur; helâl rızk arayışın bile ibadet olur dostum...
Emanetlerini verdiğin Sultanbüyük bir kerem sahibidir. O’nun nezdinde
“gülümsemek” sadaka olur
bir güzel söz söylersin
sadaka olur
selâm verirsin sadaka olur!
Üç defa “İhlâs” sûresini okursunbir hatim sevabı alırsın; Kâbe’de bir rekât namaz kılarsın
yüz bin rekât namaz sevabına nail olursun.
Ravza’da bir rekât namaz kılarsınnamazın bine katlanır! Kadir gecesini ihya edersin
yaşabileceğin bin aydan hayırlı olur o gecen!
Bir karz-ı hasende bulunursun; Rabbine “borç” verirsinkarşılığı
O’nun “fazlından” ödenir.
Daha da bizim bilmediğimiz nice ikramlarıözel kulları için saklar O Sultan
dostlar.
el-Kerîm’dir O!
Secde sûresi (32)15-17: “Bizim âyetlerimize öyle kimseler iman eder ki
onlarla kendilerine öğüt verildiği zaman secdelere kapanırlar ve Rablerini hamd ile tesbih ederler de büyüklük taslamazlar. Onların yanları yataklardan uzaklaşır
korku ve ümid içinde Rablerine dua ederler ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan hayıra sarf ederler. Şimdi hiç kimse kendileri için
yaptıklarına karşılık gözler aydınlığı olacak şeylerden neler gizlenmiş olduğunu bilemez.”
Ey “kerem sahibi”“cömert” ve “sonsuz rahmet sahibi efendim”
bizleri “el-Kerîm” isminin tecellileriyle “veren eller”den eyle! Mal emanetini senin yolunda harcayanlardan; “Kim bir iyilik getirirse ona ondan daha üstün karşılık vardır...” (Kasas sûresi (28)
84.) âyetinin gölgesinde yaşayanlardan eyle!
Gül Nebi Muhammed Mustafa (s.a.s.):
“Her sabah gökten iki melek iner. Birisi: “Allahım! İnfak edene karşılığını ver”; diğeri: “Allah’ım! Cimrilik edene de telef ver (malını yok et)diye dua ederler.” (Buhârî
Zekât
27; Müslim
Zekât
57.)
Allah’ımbizi Habibinin yolunda yürüyenlerden eyle.
Allah’ımSen bizi her kuluna gülümseyebilenlerden
hep “güzel söz” söyleyebilenlerden
insanları
“Sen yarattın” diye sevenlerden
malını
Senin yolunda seve seve infak eden cömertlerden eyle. Âmîn.