Konu içeriği: el-Kâdir el-Kâdir el-Kaadir her şeye gücü yeten ölçen tanzim eden plânlayan hükmeden takdir eden tam bir kudret sahibi olan ve istediğini dilediği şekilde yapmaya
el-Kâdir
el-Kaadirher şeye gücü yeten
ölçen
tanzim eden
plânlayan
hükmeden
takdir eden
tam bir kudret sahibi olan ve istediğini
dilediği şekilde yapmaya gücü yeten demektir.
el-Kaadir ve el-Muktedir isimlerini birlikte incelemek gerekir. el-Muktedir ismi Kur’ân-ı Kerîm’de 3 yerde geçer dostlar.
Kamer sûresi (54)41
42: “Şüphesiz Firavun ailesine de uyarıcı peygamberler geldi. Lakin onlar bütün âyetlerimizi yalanladılar. Biz de onları çok kuvvetli
ve kudretli bir yakalayışla yakaladık...”
Kamer sûresi (54)54
55: “Takva sahipleri cennetlerde ve nehir kenarlarındadır. Güçlü padişahın (Allah’ın) huzurunda doğruluk koltuklarındadırlar.”
Kehf sûresi (18)45: “(Ey Muhammed!) Sen onlara dünya hayatının misalini ver. Dünya hayatı
gökten indirdiğimiz bir su gibidir ki
bu su sayesinde
yeryüzünün bitkileri (her renk ve çiçekten) birbirine karışmışnihayet bir çöp kırıntısı olmuştur. Rüzgârlar onu savurur gider. Allah her şeye muktedirdir.”
Yüce Allahinsanoğlunun hem etrafını çevreleyen dünyayı dikkatle incelemesini
hem de kendi yaradılışı üzerinde uzun uzun düşünerek
kudretini görmesini ve
bilmesini istemektedir dostlar. Çünkü bu bilinçinsanı Rabbine ulaştıracak ve başka kapılar çalma yanlışından koruyacaktır.
Gâşiye sûresi (88)’nde (18-20): “Göğe bakmıyorlar mınasıl yükseltilmiş? Bakmıyorlar mı dağlara
nasıl dikilmiş? Yere bakmıyorlar mı
nasıl yayılmış?”
buyrularakinsan aklı düşünmeye sevk edilmiştir.
İnsanoğlunaKıyâme sûresi (75)’nde (36-40): “İnsan başıboş bırakılacağını mı sanır? O
dökülen erlik suyundan bir damla (sperm) değil miydi? Sonra bir alaka
(embriyon) oldu da Rabbi onu biçime koydusonra şekil verdi. Ondan da iki cinsi; erkek ve dişiyi var etti. Peki
bunu yapanın ölüleri diriltmeye gücü yetmez
mi?” diye sorularakbu muhteşem kâinatı elinde tutan kudreti görerek
sadece O’na ibadet etmesi istenmektedir.
Etrafına dikkatle bakan ve Rabbini tanımak isteyen her inanmış gönülsebepler dünyasında kanunlarla
kurallarla ve sebep-sonuç ilişkileriyle bağlanmıştır.
Etrafına dikkatle bakan ve Rabbini tanımak isteyen her inanmış gönülher yerde
adeta mühür vurulmuşçasına
işleri kontrolünde tutan Kudret elini hisseder
dostlar!
Âkil olan insanhiçbir gücü ve ağırlığı olmayan minicik bir tohumun
yüzlerce kiloluk bir ağaca dönüşmesini görür. Âkil olan insan
bir damla sudan
eli
ayağı olanmilyarlarca hücreden teşekkül eden bebeği halk edeni düşünür. Âkil olan insan
insanın tüm yaradılış programını DNA ve RNA sarmallarına
şifreleyen o emsalsiz güce“Sen Kadîr’sin Allah’ım. Sen
her şeye muktedirsin Allah’ım” diyerek
teslim olur. Hakk’a teslim olan kurtuluşa erer.
Mâide sûresi (5)17: “Göklerin
yerin ve ikisi arasındakilerin mülkiyeti sadece Allah’a aittir. O
dilediğini yaratır. Allah
her şeye kâdirdir...”
Nûr sûresi (24)45: “Allah
her canlıyı sudan yarattı. İşte bunlardan kimi karnı üstünde sürünür
kimi iki yağı üstünde yürür
kimi dört ayağı üstünde
yürür... Allah dilediğini yaratır; Muhakkak ki Allah her şeye kâdirdir.”
Furkân sûresi (25)54: “O (hakir) sudan
bir insan yaratıp ona bir neseb bahşeden ve sıhriyet bağı ile akraba yapan O’dur. Rabbinin her şeye gücü yeter.”
Yâ-Sîn sûresi (36)81: “Gökleri ve yeri yaratan
onlar gibisini yaratmaya kâdir değil midir? Elbette kâdirdir. Çünkü o her şeyi yaratandır
her şeyi
bilendir.”
Bilmeksevgiyi getirir dostlar!
Rabbinin sonsuz kudret sahibi olduğunu bilmekO’nu tanımak
O’nun kusursuz
eksiksiz sanatına şahit olmak
zayıf
aciz insanın imanını kuvvetlendirir ve o
güçsüzzayıf insan
bu iman gücü ile kâinata meydan okuyabilir hale gelir.
70