Konu içeriği: el-Hakîm el-Hakîm el-Hakîm bütün işleri yerli yerince ve eksiksiz olan hüküm ve hikmet sahibi eşyanın işlerin ve her şeyin hakikatini bilen demektir. Hıcr sûresi
el-Hakîm
el-Hakîmbütün işleri yerli yerince ve eksiksiz olan
hüküm ve hikmet sahibi
eşyanın
işlerin ve her şeyin hakikatini bilen demektir.
Hıcr sûresi (15)25: “Şüphesiz Rabbin O’dur ki
onları (kıyamet gününde hesaba çekmek için) toplayacaktır. Şüphesiz O
Hakîm (hüküm ve hikmet sahibi)dir
her şeyi bilendir.”
O“hikmet sahibi”dir dostlar.
Her emrinin mutlak bir hikmeti vardır. Biz aciz kullaranlayamayız
algılayamayız ama “olan” her şeyin
“yaradılan” her şeyin
O’nun yasakladığı her şeyin
“şunları yapmayın”
“şunlardan uzak durun” dediği her şeyin
bizim bilemediğimiz birçok hikmeti vardır.
Tıp dünyasıilerlediği her basamakta
Allah Tealâ Hazretleri’nin kullarına helâl kıldığı hususların faydalarını
ya da haram kıldıklarının zararlarını açıklamakta; ilim
21’inci yüzyılda her branşta
“Allahü ekber” demektedir
dostlarım!
O’nun nebisielçisi ve habibinin hadislerinin her biri ayrı bir hikmet kaynağıdır.
Biz insanlarişlerin önünü ve arkasını bilemeyiz. Zamanı
ancak içinde bulunduğumuz “an” ile yaşar
bir dakika sonrasında bile ne olabileceğini düşünemeyiz dostlarım.
Onun için de neyin doğruneyin yanlış; neyin zararlı
neyin faydalı olduğunu Rabbimiz
Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa (s.a.s.) vasıtasıyla bizlere bildirmiş; “akıl” verdiği kuluna
aklın çok aciz kaldığı noktalarda kendisine sığınıp kitabı Kur’ânına ve Peygamber Efendimize uymasını emretmiştir. “Akıl” sadece vasıtadır dostlar.
Akılyüreğin burağıdır.
Akılyüreği sevgiliye ulaştıracak bir burak sadece! Akıl
aşk ülkesinin kapısında
yüreği kanatlandıracak bir vasıta sadece...
Yûnus sûresi (10)109: “Sana vahyolunana uy! Ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret. Çünkü O
hâkimlerin en hayırlısıdır.”
el-Hakîm’dir O!
En üstünen yüce olan ve hikmet sahibi olandır O!
Hakîm isminin tecellilerini bahşettiği kuluna “hikmet” verendir O. Yaniişlerin başını-sonunu görme kabiliyetini verir
dilediği kuluna.
Hikmetin başı; Allah’ı bilmekO’nun birliğine iman edip emir ve yasaklarına uymaktır
dostlarım.
Hikmet sahibi kulyüksek düşünür. Hikmet sahibi kulun idrak ve kavrama kabiliyeti ve bunların neticesi olan hayra ulaşma akıbeti
diğer insanlardan çok daha üstündür.
Kehf sûresinde Hz. Musa’ya (as) yol arkadaşlığı yapan ve kendisine hikmet verilmiş bir kul anlatılır dostlar.
Kehf sûresi (18)65: “Nihayet kullarımızdan bir kul buldular ki
biz ona katımızdan bir rahmet (peygamberlik) vermiş ve tarafımızdan (ledünnî) bir ilim öğretmiştik.”
Müfessirlerin büyük çoğunluğunun Hızır Aleyhisselâm olduğunu beyan ettiklerikendisine özel bir ilim verilen bu kulun yaptıkları ve Hz. Musa’nın (as) şaşkınlıkla izlediği her vakıanın arkasındaki hikmet anlatılır bu âyetlerle dostlarım.
Lokmân sûresi (31)1-4: “Elif
Lâm
Mîm. Bunlar
o hikmetli kitabın âyetleridir. O
güzellik ve iyilik yapanlar için bir hidayet ve rahmettir. Onlar
namazı kılarlar
zekâtı verirler
âhirete de kesin olarak inanırlar.”
Lokmân sûresinin (31) 12’inci ayetinde kendisine “hikmet” verilmiş olan Lokmân peygamberden bahsedilir: “Andolsun ki bizLokmân’a “Allah’a şükret!” diye hikmet verdik. Kim şükrederse kendi iyiliğine eder. Kim de nankörlük ederse
şüphesiz ki Allah
hiçbir şeye muhtaç değildir
daima övülmeye layıktır.”
Hikmetnazarî ilimleri elde ettikten sonra
Allah’ın lûtfuyla kazanılan ruhî olgunluk; söz ve davranışlarda isabet melekesidir. Lokmân Aleyhisselâm da hikmet sahibi biriydi dostlar.
Rivayet edildiği üzerebir gün Davûd Aleyhisselâm
Hz. Lokmân’dan bir koyun kesip
en iyi yerinden iki parça et getirmesini talep ettiğinde
hayvanın “dilini ve yüreğini” getirmişti. Bundan birkaç gün sonra Davûd (as) hayvanın en kötü yerinden iki parça et istediğinde
Hz. Lokmân yine dil ve yürek getirmişti ona. Davud (as) bu işin sebebini sorunca
Lokmân (as) şöyle cevap vermişti:
“-Dil ve yürek iyi olursa bundan daha güzel bir şey olamaz. Ama dil ile yürek kötü olursabunlardan daha kötü bir şey olamaz!...”
Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa (s.a.s.) şöyle buyururlar:
“Allah (cc) Hazretleri hakkında hayır dilediği kimseyedin hususunda büyük bir anlayış verir.” (Buhârî
İlim
10
İ’tisâm
10; Müslim
İmâre
175
Zekât
98; Tirmizî
İlim
4; İbn Mâce
Mukaddime
17.)
el-Hakîm’dir O!
Kullarına hikmetlerle dolu kitabını gönderen ve o kitabın âyetleriyle hükmedilmesini isteyendir O!
Âl-i İmrân sûresi (3)58: “İşte bu sana okuduğumuz
âyetlerden ve hikmetli Kur’ân’dandır.”
Yâ-Sîn sûresi (36)1-3: “Yâ-sîn
Hikmet dolu Kur’an yemin olsun ki
sen şüphesiz
Peygamberlerdensin ve doğru bir yol üzerindesin.”
Peygamberlerin davet ve tebliğ metodunuyine bizzat kendisi belirleyendir O Yüceler Yücesi.
el-Hakîm’dir O!
Nahl sûresi (16)125: “(Ey Resûlüm!) Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır!...”
Hazreti Allah (cc)hikmetle bezediği
tüm isimlerinin muhteşem aynası eylediği Habibine şöyle seslenir:
“Eğer içinizden bir grup benimle gönderilene inanırbir grup da inanmazsa
Allah aramızda hükmedinceye kadar sabredin. O
hüküm verenlerin en hayırlısıdır.” (A’râf sûresi (7)
87.)
Hz. Allah (cc)Sevgili Peygamberimize ve onun şahsında da tüm inananlara şöyle buyurur:
Hıcr sûresi (15)25: “Şüphesiz Rabbin O’dur ki
onları (kıyamet gününde hesaba çekmek için) toplayacaktır. Şüphesiz O
Hakîm (hüküm ve hikmet sahibi)dir
her şeyi bilendir.”
“Allahhakimlerin hakimi değil mi?” (Tîn sûresi (95)
8.)
Ey Rabbimiz! Sanayüreğimizle; yüreğimizin
aklımızın ve dilimizin birleştiği bir lisanla seslenerek
huzurunda boynumuzu büküyoruz:
“Ya Rab! Seni noksan sıfatlardan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiklerinden başka bir bilgimiz yoktur. Şüphesiz SenÂlim ve Hakîm olansın! Bizi hikmetinle taçlandır; ilminle süsle
sevginle kanatlandır...” Âmîn.