Konu içeriği: el-Habîr el-Habîr el-Habîr her şeyin iç yüzünden gizli taraflarından haberdar olan olanları ve olacakları en iyi şekilde bilen mülkünde olup biten her şeyden haberdar
el-Habîr
el-Habîrher şeyin iç yüzünden
gizli taraflarından haberdar olan
olanları ve olacakları en iyi şekilde bilen
mülkünde olup biten her şeyden haberdar olan demektir.
Hucurât sûresi (49)18: “Şüphesiz Allah
göklerin ve yerin gaybını (görülmeyen esrarını) bilir. Allah yaptıklarınızı görendir.”
Bu ismi bilmekbu ismin inceliklerine vâkıf olabilmek
insanın hayatına
muhteşem bir kulluk bilincini getirir; onun
ahirette ebedî hayatına en güzel şekilde hazırlanmasına vesile olur.
Yüce Allahzamandan ve mekândan münezzeh olarak
zaman ve mekânın kapsadığı her şeyi
kâinatta
geçmişten geleceğe kadar olmuş ve olacakların tümünü bilir; Hz. Âdem’den kıyamete kadar gelecek bütün insanların da hayatlarının başlangıcından ölümlerine dek neler yaptığından ve neler yapacaklarından haberdardır. Sadece
amellere dökülenler değil; akıllardan geçenlerden
sinelerin sakladıklarından da haberdar olandır O!
Bu ismibütün detaylarıyla anlamaya çalışan kul
ruhunun büyük bir güven ve huzurla dolduğuna şahit olur. Çünkü Yüce Allah
daima yanındadır
ne yapmak istiyorsa bilmektedir
kendisine yapılabilecek her şeyden haberdardır ve kulunu korumakta
onu muhafaza altında tutmaktadır.
Mâide sûresi (5)7: “Allah’ın
üzerinizdeki nimetini ve “İşittik
itaat ettik” dediğinizde sizden aldığı ve kendisiyle sizi bağladığı ahdini hatırlayın. Allah’tan korkun
çünkü Allah göğüslerin özünü çok iyi bilir.”
Bütün vazifemiz“elest” meclisinde verdiğimiz sözü ispat için geldiğimiz şu geçici dünyada
sözümüzü ve sevgimizi ispat etmektir dostlar! “Kulluk” bu demek! Bir ağacın altında birkaç vakit oyalanmak ve bu ağacın gölgesinden kısa bir süre istifade etmek kadar kısa olan dünya hayatını salih amellerle doldurabilmek bütün gaye.
Hucurât sûresi (49)13: “Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışmanız için sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah yanında en değerli ve en üstününüz O’ndan en çok (yanlış yapmaktan korkarak) korunanınızdır. Şüphesiz Allah bilendir
her şeyden haberdar olandır.”
Dünya hayatıinsan ilişkilerini de beraberinde getirir. Toplum hayatında
her konuda
ölçüyü Kur’ân-ı Kerîm’den ve sünnetten alarak yaşamalı
kul hakkına çok riâyet etmeli
amellerimizden Rabbimizin haberdar olduğunu unutmamalıyız dostlar!
Ahzâb sûresi (33)34: : “Oturun da evlerinizde okunan Allah’ın âyetlerini ve hikmeti (Sünnet’i) anıp düşünün. Şüphe yok ki Allah Latîf’tir (lûtuf sahibidir) ve her şeyden haberdardır.”
el-Habîr’dir O!
KulunaKur’ân-ı Kerîm ile hitabeden
yol gösteren ve onun iki cihanda da mutlu olmasını isteyen Rahmân
Rahîm
Habîr ve Alîm olandır O!
Kulunun cenneti kazanmasına sebepler hazırlayanona rızıklar veren
verdiği nimetlerle infak yollarını açarak
kulunun üzerine hoşnutluğunu ve rızasını yağdırandır O!
Veren de O! Verdiren de O!
Rızkı verip yedirengiydiren de O! İhtiyaç sahipleri yaratıp
kuluna infak ettiren de O! Yaptığın
yapacağın her şeyi bilen
yüreğine
beynine
ameline hükmeden
sonra da yaptıklarından hoşnut olup
seni seven de O
sevdiren de O!
Lokmân sûresi (31)16: “(Lokmân
öğütlerine devamla şöyle söylemişti) “Ey yavrucuğum
yaptığın (iş
iyilik ve kötülük) bir hardal tanesi kadar bile olsa ve bu bir kayanın içinde bile olsa veyahut göklerde ya da yerin derinliklerinde bile bulunsa
yine de Allah onu
karşına getirir. Doğrusu Allah
Latîf’tir (en ince işleri görüp bilmektedir) ve her şeyden haberdardır!”
Bu ne muhteşem âyet! Bu âyeti bilenhayırda yorulur mu? Bunu bilen
hiç kötülük işler mi? Kullarına yol gösterişteki enginliğe bakın dostlar! “Haberdar” oluşun sınırlarına
enginliğine
derinliğine bakın!
el-Habîr olandır O!
Kullarının her yaptığını bilendir O Yüce Yaradan!
Yarışmalıyız dostlar! İyiliklerde yarışmalıyız! Salih amelleri bilip uygulamada yarışmalıyız. İki Cihan Serveri Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s.): “(Kâmil) mü’mincennete varıncaya dek hayrı (ilmi) dinlemeye doymaz” buyuruyor. (Tirmizî
İlim
19.)
Hayırlarda yarışmalıyız! Her şeyden haberdar olan Rabbimiz görüyorinsanlardan hiçbir şey beklemeden
sadece O’nun “rızası” için hayırda yarışmalıyız…
Bakara sûresi (2)271: “Sadakaları açıkça verirseniz o
ne iyi olur; yok eğer onları gizler de fakirlere öyle verirseniz bu sizin için daha hayırlıdır ve günahlarınızın birçoğunun bağışlanmasına sebep olur. Bilin ki
Allah
her ne yaparsanız hepsinden haberdardır.”
Haşr sûresi (59)18: “Ey inananlar
Allah’tan korkun ve kişi
yarın için ne (yapıp) gönderdiğine baksın. Allah’tan korkun; çünkü Allah
yaptıklarınızdan haberdardır.”
Ey Yüceler Yücesiey kalbimin
bedenimin ve aklımın tek yöneticisi olan Rabbim!
Lokmân sûresinin (31)34’üncü âyetinde: “Şüphesiz ki
kıyamet saatinin bilgisi Allah yanındadır. Yağmuru O yağdırır
rahimlerde ne varsa (erkek veya dişi oluşunu
renk ve özelliklerini) O bilir. Hiçbir kimse yarın ne kazanacağını bilmez. Hiçbir kimse hangi yerde öleceğini de bilemez. Şüphesiz ki Allah her şeyi hakkıyla bilir
her şeyden haberdardır.” buyuran Rabbim. Seni düşünüp acizliğimi itiraf ediyorum.
Mücâdele sûresinin (58)7’inci âyetinde: “Göklerde ve yerde olanları
Allah’ın bildiğini görmüyor musunuz? Üç kişinin gizli konuştuğu yerde dördüncüsü mutlaka O’dur. Beş kişinin gizli konuştuğu yerde altıncısı mutlaka O’dur. Bunlardan az veya çok olsunlar ve nerede bulunurlarsa bulunsunlar mutlak O
onlarla beraberdir. Sonra kıyamet günü onlara yaptıklarını haber verecektir. Doğrusu Allah
her şeyi bilendir.” buyurarak
bütün varlığımı
idrak edebildiğim tüm yön kavramları ile sarmalıyor
her yerde kendi varlığını hissettiriyorsun.
Seni düşünüpaczimi itiraf ediyorum Rabbim! Seni düşünüp
“büyüklüğünü” idrake çalışıyorum! Seni düşünüp Senin gibi Yüce bir Yaradan’a “kul olma” şerefine nail olmanın getirdiği yükümlülüğü düşünüp eriyorum Allah’ım! Âcizim...
Benbilmekten âcizim. Sen
beni rızanı kazandıracak amellere yönelt!
“Kabirlerde bulunanlar diriltilip dışarı atıldığı ve kalplerde gizlenenler ortaya konulduğu güno zaman insanlar
hallerinin ne olacağını düşünmezler mi? Şüphesiz Rableri olan Allah o gün onlardan tamamıyla haberdardır.” (Âdiyât sûresi (100)
9-11.) buyurduğun gün geldiğinde
amel defterleri açılıp içindekiler bir bir sorulduğunda
beni
“Sen
ölümsüz ve daima diri olan Allah’a güvenip dayan. O’nu hamd ile tesbih et. Kullarının günahlarından haberdar olarak O yeter.” (Furkân sûresi (25)
58.) âyetiyle yaşayan
onun gölgesine sığınarak
Senden bağışlanma dileyen ve affından hiç ümit kesmeyen kullarından eyle Rabbim!
Kapında Sana yalvarıyorum.
Benkulum
âcizim
eksik ve de kusurlarla doluyum! Senden başka “kapım” mı var ki gideyim? Ben
her an sendeleyebilir
tökezleyebilirim! Senden başka “el tutanım” mı var ki ellerimi uzatayım? Ben
sevgine
sarmalamana muhtacım! Senden başka “dostum!” mu var ki beni sevsin umayım? Ey
el-Habîr olan Allah’ım Ey
sinelerin özünü bilen Rabbim!
Bizleri“Habîr” isminle “varlığından” haberdar eyle! Seni bilmekteki gayretlerimizi indinde makbul eyle! Amellerimizi rızana yönelik eyle!
Bizneyin nasıl sonuçlanacağını bilemeyiz. Sen
sonsuz kudretin ve ilminle yüreğimizdekileri bilişinle
rızan ile başladığımız her işi hayırla bitirmeyi nasip eyle! Ve son nefeste sana
en güzel kelimenle ve de isimlerini ana ana kavuşmayı nasip eyle! Âmîn.