Konu içeriği: el-Ğaffâr el-Ğaffâr daima affedici olup mağfireti bağışlaması sonsuz olan yeniden işlenen günahları örten setreden ve affeden demektir! Bu ism-i şerif örtmek gizlemek kirlerden korumak
el-Ğaffârdaima affedici olup
mağfireti
bağışlaması sonsuz olan
yeniden işlenen günahları örten
setreden ve affeden demektir!
Bu ism-i şeriförtmek
gizlemek
kirlerden korumak için bir şeyin üstünü örtmek” anlamına gelen “ğafr” kökünden türemiştir.
Nisâ sûresi (4)110: “Kim bir kötülük işler
yahut nefsine zulmeder
sonra da Allah’tan bağışlanmasını dilerse
Allah’ı bağışlayıcı ve esirgeyici bulur.”
Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa (s.a.s.)yeryüzüne Allah’ın engin rahmetini anlatmak için gönderilen o “rahmet elçisi” şöyle buyurdular: “Canımı
kudretiyle elinde tutan Allah’a yemin ederim ki
siz hiç günah işlemeseydiniz
Allah sizi yok eder
yerinize günah işledikten sonra af dileyecek bir millet getirir ve onları affederdi.” (Müslim
Tevbe
11.)
Allah (cc)insanı
bir melek olsun diye yaratmadı dostlar! Bizlere verilen nefis ile hata işlemek
günah işlemek
kusurlu
noksan olmak gibi özellikler işlendi fıtratımıza! Kulunu çok iyi bilen Cenâb-ı Hakk da bizden “melek” olmamızı istemiyor zaten. Sadece
acziyetimizi bilmemizi
kibre kapılmadan
kusur işledikten sonra
af dilememizi bekliyor. İnsanı
insan yapan da işin bu tarafı zaten.
Nefis mücadelesi ile geçecek bir ömür verilmiş elimize. Şeytan da bizi aldatmaya hazır her an! Yaradılışımızdahırs
nefsî arzular
kıskançlık vs. hepsi var!
Marifetbunlarla savaşıp
bunları yenerek
meleklerden de üste çıkmak! Asla
“melekleşmek” değil!
Marifetçırpına çırpına
cehennemî ateşlerde yüreğini yaka yaka
acz içinde ağlaya ağlaya “Seni kaybetmek üzere miyim Rabbim?” diye inleye inleye “savaşmak” dostlar!
İnsanlığın tâcıTebük seferinden dönerken
boşuna mı “Küçük cihattan büyük cihada döndük.” (Kenzu’l-Ummal
IV
430
Hadis No: 11260.) demişti?
O“Ğaffar” olandır dostlar!
Yarattığı kulunun bütün acziyetini bilenşeytanın tuzaklarını gören ve kulunu bu savaşta hiç
ama hiç yalnız bırakmayandır.
el-Ğaffâr ve er-Rahîm isimleriyle tecelli ederekkullarına yüce kelâmıyla seslenen
binlerce ümit kapısını ardına kadar açandır O!
Tüm peygamberlereen büyük ihsanının mağfiret olduğunu anlattıran
onlar vasıtasıyla kullarını “af dilemeye” çağıran “Yüce Dost”tur O!
Kur’ân-ı Kerîm’de her sûreyi besmele-i şerifeyle başlatarakkullarına
kâinatta her noktaya
her zerreye kadar tüm evreni Rahmeti ile kuşattığını hissettiren
“Her güzel işe besmele ile başla” emri ile de
her işin rahmetle olduğunu anlatan
tek “af” ve “mağfiret kapısı”dır O
dostlar!
Bir hadîs-i kudsîde
“Ey Âdemoğlu! Sen yeryüzünü dolduracak kadar günahla huzuruma gelsenfakat Bana hiçbir şeyi ortak tutmamış olsan Ben de seni yeryüzü dolusu mağfiretle karşılarım.” (Tirmizî
Deavât
106.) buyuran
“el-Ğaffâr’dır O!
Zümer sûresi (39)5: “O
gökleri ve yeri hak ile yarattı
geceyi gündüzün üstüne sarıyor
gündüzü de gecenin üstüne sarıyor. Güneşi ve ay’ı emrine âmâde kılmış
her biri belli bir süreye kadar akıp gitmektedir. İyi bil ki O
Azîz (çok güçlü olan)dir Ğaffâr (çok bağışlayıcı olan)dır.”
“Kâinat kitabını” okuyun dostlarım! Her olayın bir “âyet” olduğunu göreceksiniz.
Geceyigündüzün üstüne örten
gündüzü gecenin üstüne sarmalayan Allah (cc) “Settâr”dır dostlar!
Kullarının günahlarını da örterkapatır
gizler ve affeder
kendine inananı rezil etmez
düşmanlarını ona güldürmez.
Gecelere de “Settâr” ismini işlemiştir O Yüce Yaradan!
Gecelerbağrında
yanık yüreklilerin gözyaşlarıyla yakarışlarını gizler.
Geceler“af ve mağfiret” dilencilerinin göklere uzanan ellerini gizler.
Gecelerbağrında sevdalı yüreklerin seccadelerdeki “vuslatı”nı gizler.
Geceleröyle bir saate şahit olarak
bağrında
Yüceler Yücesi’nin
arza rahmetiyle indiği ve “Af dileyen yok mu affedeyim
isteyen yok mu vereyim” Buhârî
Teheccüd
14; Müslim
Müsâfirîn
168-170.) buyurduğu “mağfiret zamanı” nı gizler.
“el-Ğaffâr”dır O! “el-Settâr”dır O!
Toprağa da Settâr isminin tecellilerini işlemişonu “örtmek”le vazifelendirmiştir.
İnsan toprağı ayakları altında çiğnertoprak ise tevazu ile kucak açar onun bedenine
ana kucağı gibi sarmalar
ebedî yolculuğuna hazırlar.
Çöp gömersiniz toprağa“Settâr” ismimin tecellisiyle
çöplerin olduğu noktadan sümbüller
güller başını uzatır dostlar!
“Settâr”dır O!
Sizdağlar kadar günahlarla da yüklenseniz
O’nu “bir” bilir
şirksiz ibadet ederseniz -ama acziyetinizle de günahlar işleseniz de- O
sizi
toprağa “çöp” gibi girseniz bile
kıyamete bir “gül” gibi uyandırır dostlarım.
Hem Rahmân’dırhem Rahîm...
Hem Ğaffâr’dırhem Halîm...
Hem Tevvâb’dırhem Afüvv...
Hem Sabûr’durhem de Nûr...
Hadîd sûresi (57)28: “Ey inananlar! Allah’tan korkun
O’nun Resûlü’ne inanın ki size rahmetinden iki pay versin
sizin için ışığında yürüyeceğiniz bir nur yaratsın ve sizi bağışlasın. Allah çok bağışlayan
çok merhamet edendir.”
Zümer sûresi (39)53: “De ki: “Ey haddi aşarak nefislerine karşı israf etmiş olan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümid kesmeyin. Çünkü Allah
bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O
çok bağışlayıcıdır
çok merhamet edicidir.”
Ey Rabbim! Ey tek kapımEy Yaradanım! Ey beni benden iyi bilenim! “Ğaffâr” ismine sığınıyorum. Tâ-Hâ sûresi (20)’nde
82: “Muhakkak ki Ben
tevbe eden
iman eden
Salih amel işleyen
böylece doğru yolda devam eden kimseyi bağışlarım.” buyuran Rabbim! Hâlık’ım
Nûr’um... Ğaffâr ismine sığınıyorum.
Nahl sûresi (16)’nde (119): “Sonra şüphe yok ki Rabbinbir cahillikle günah işleyip ardından tevbe eden ve durumunu düzelten kimseleri bağışlar. Şüphesiz ki Rabbin
bu tevbeden sonra Ğafûr’dur
Rahîm’dir (çok bağışlayıcıdır
çok merhametlidir).” buyuran Rabbim! Yüreğimin
beynimin
gönlümün sahibi! “Malik-e’l-mülk” olanım! Ğaffâr ismine sığınıyorum. Dilimde “istiğfâr”
Ğaffâr ismine sığınıyorum!
İki Cihan Serverigönüllerimizin Sultanı Muhammed Mustafa (s.a.s.) şöyle buyurdu:
“Bir kimseistiğfarı dilinden düşürmezse
Allah Teâlâ ona her darlıktan bir çıkış
her üzüntüden bir kurtuluş yolu gösterir ve ona beklemediği yerden rızk verir.” (Ebû Dâvûd
Salât
361.Hadis no: 1518; İbn Mâce
Edeb
57. Hadis no: 3819.)
Dilimde seyyidü’l-istiğfar duası ile Ğaffâr ismine sığınıyorum.
Rahmân ve Rahîm isminleĞaffâr ve Ğafûr isminle
Tevvâb ve Afüvv isminle bağışla; mağfiret eyle yâ Rabb. Âmîn.