Konu içeriği: el-Aliyy el-Aliyy el-Aliyy pek yüce olan beşerî tasavvurun tahayyül edeceği her şeyin ötesinde ve üstünde olan kendinden daha üstün hiçbir şey olmayan izzet ve
el-Aliyy
el-Aliyypek yüce olan
beşerî tasavvurun tahayyül edeceği her şeyin ötesinde ve üstünde olan
kendinden daha üstün hiçbir şey olmayan
izzet ve şeref bakımından hükümranlığı ile en yüce olan demektir.
Şûrâ sûresi (42)4: “Göklerde ve yerde ne varsa
hepsi O’nundur. O çok yücedir
çok büyüktür.”
DostlarımKur’ân-ı Kerîm’in seksen yedinci sûresi A’lâ sûresidir! Bu sûre
Rahmân sûresinin
Allah Teâlâ’nın bir ismi olan Rahmân
ismi ile başlayışı gibi “Aliyy” ism-i şerifi zikredilerek başlar. Bu sûrenin ilk ayetinde Yüce Allah
Hz. Peygambere (s.a.s.) hitab ederek
“Rabbinin yüce adını tesbih et.” buyurur. Bu
âlemleri titreten yakınlık ve iltifat dolu hitaba
Peygamber Efendimiz (s.a.s.) hemen; “Sübhane Rabbiyel A’lâ” diye cevap verir dostlar!
“Tesbih”övgü
noksan sıfatlardan tenzih
Yüce Allah’ın güzel sıfatlarının anlamlarını göz önüne getirmek
bunların parıltısı ile kalben huzur içinde yaşamak demektir!
“Sübhane Rabbiyel A’lâ” tesbihiâlemlerin Rabbinden
yarattığı ‘en muhteşem kul’a yapılan hitabın cevabı olarak
namazlarımıza peygamber buyruğu olarak geçirildi dostlar.
Güzeller güzeli Gül Nebi (s.a.s.) bu sûreyi çok severdi; çünkü 19 ayet-i kerimeden oluşan bu sûrekâinatı sarmalayışıyla
evrenin her köşesini
Yüce Rabbinin tesbih ve övgüsüne cevap veren bir mabed haline getiriyordu.
“Sebbihısme Rabbikel A’lâ!/Yüce Rabbinin adını tesbih et.” “Sübhane Rabbiyel A’lâ/Yüceler Yücesi Rabbimi tesbih ederim.” Bu seslenişkâinatın en muhteşem hitabıdır ve kuldan Rabbe yükselen en güçlü sedadır...
“el-Aliyy” olandır O!
Her şeyi yaratandüzene koyan
sanatını en mükemmel şekilde icra eden
her mahlûkunun
yolunu ve hedefini planlayan
niçin yarattıysa
o gayeye yönelten ve kendisine uygun olan müddetle dünyada kalış süresini belirleyendir O.
Büyükten küçüğekarmaşıktan basite
varlık âleminde yaşamış olan her şey
O’na tanıklık etmektedir!
Her şeyO’nu tesbihtedir dostlar! Sadece
“gaflet” perdesi ile örtülü olduğumuz için biz insanlar
bunun farkına varamıyoruz. Her yaratılmış mahlûk
hiç itiraz etmeden
dünya sahnesinde rolünü oynar ve “hâli” ile Rabbini tesbih eder; vadesi gelince de ayrılır gider bu dünyadan!
Atomelektronları
nötron ve protonları ile kendi içinde kusursuz bir uyumla dönmekte; güneş sistemi de yıldızları
uyduları ve güneşiyle aynı kusursuz uyum içinde vazifesini eda etmektedir!
A’lâ sûresi (87)1-3: “Yüce Rabbinin adını tesbih et. Yaratıp düzene koyan O’dur. Takdir edip hidayeti (hayrı-şerri) gösteren O’dur.”
Şûrâ sûresi (42)51: “Allah bir insanla ancak vahiy yoluyla veya perde arkasından konuşur. Yahut da bir elçi gönderir de izniyle ona dilediğini vahyeder. Şüphesiz ki O Aliyy (çok yüce)dir
hüküm (ve hikmet) sahibidir.”
Hz. Allah (cc) kullarının görevlerini eksiksiz yapmaları ve bu dünya hayatını boşa geçirmemeleri için onlara elçiler ve kitaplar gönderir; kulunakendisine verdiği “akıl” nimetini en iyi şekilde kullanmasın öğretir ve “kâinat kitabı”nı okumasını öğütler!
el-Aliyy’dir O dostlar.
Hz. Allah (cc)kulunun
kâinata atılmış o
“muhteşem imza”yı görmesini ister. Varlık âlemi
O
Yüceler Yücesini tesbih ederken
O
Rahmân ve Rahîm olan Allah
“emanetini yüklenen” insanı; yeri
göğü ve arasındaki her şeyi emrine amade kıldığı insanı; “ruhundan ruh üfleyerek” şereflendirdiği insanı
kulluk bilinci içinde yaşıyor görmek ister!
Mü’min sûresi (40)13: “Size âyetlerini gösteren
sizin için gökten rızık indiren O’dur. Allah’a yönelenden başkası ibret almaz.”
O’nu “bilmek”le mükellefiz dostlar!
O’nu “bulmak”la mükellefiz!
Bir su gibi akıp giden zamanıen iyi şekilde değerlendirmek için
önce Rabbimizi tanımalıyız!
Ecel gelmeden“Ah
daha çok vaktim olsaydı da
daha çok ibadet etseydim!” demeden önce O’nu tanımalı
O’nun için yaşamalı ve bu ömrü de
O’nun rızasını kazanmak için tüketmeliyiz!
Gidiş“o muhteşem huzura” dostlar!
Sebe’ sûresi (34)23: “Allah’ın huzurunda şefaat da fayda vermez. Ancak izin verdiği kimseninki müstesna. Nihayet kalblerinden dehşet giderildiği zaman “Rabbiniz ne buyurdu?” derler. (Şefaat sahipleri de): “Hakkı söyledi” derler. O
Aliyy (çok yüce)dir
çok büyüktür.”
“Sübhane Rabbiyel A’lâ”
RabbimSeni bilebilmeyi ve gül dalındaki beyaz
bembeyaz güller gibi Sana yakışabilmeyi nasip eyle! Âmîn.