Konu içeriği: el-Alîm el-Alîm ismi şerifinin sözlük anlamı her şeyi bilen hakkıyla bilendir. Allah-ü Teâlâ’ya nisbet edildiğinde zaman ve mekân kaydı olmaksızın olmuş olanı olmakta olanı
el-Alîmismi şerifinin sözlük anlamı
her şeyi bilen
hakkıyla bilendir. Allah-ü Teâlâ’ya nisbet edildiğinde
zaman ve mekân kaydı olmaksızın
olmuş olanı
olmakta olanı ve gelecekte olacak şeyleri; küçük-büyük
gizli-âşikâr
her şeyi ve her hadiseyi bilen demektir.
Bakara sûresi (2)30-33: “Bir zamanlar Rabb’in meleklere: “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” demişti. (Melekler): “A! Orada bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birisini mi yaratacaksın? Oysa biz seni överek tesbih ediyor ve seni takdis ediyoruz” dediler. (Rabb’in): “Ben sizin bilmediklerinizi bilirim.” dedi. Ve Âdem’e isimlerin hepsini öğretti
sonra onları meleklere gösterip: “Haydi davanızda sadıksanız Bana şunları isimleriyle haber verin.” dedi. Dediler ki: “Yücesin Sen (ya Rab!). Bizim
Senin bize öğrettiğinden başka bir bilgimiz yoktur. Şüphesiz Sen bilensin
hakîmsin.”
(Allah): “Ey Âdembunlara onları isimleriyle haber ver.” dedi. Bu emir üzerine Âdem onlara isimleriyle onları haber verince
(Allah): “Ben size
Ben göklerin ve yerin gayblarını bilirim
sizin açıkladığınızı da
içinizde gizlediğinizi de bilirim” dememiş miydim? dedi.”
Bu muhteşem ifadelerle Kur’ân-ı Kerîm’de anlatılanHz. Âdem’in ve onun örneğinde “insan”ın “yaratılış senaryosu”dur dostlar! Ve Yüce Allah’ın
“Bir halife yaratan” ve yeryüzünü halifesi için donatanın o benzersiz ilminin
bizim beynimizin algılama ve kavrama sınırları dışında kalan
maddî ve manevî âlemleri kuşatan
ezelden ebede uzanan nâmütenâhî boyutlarıdır
bu muhteşem âyetler!
Bakara sûresi (2)115: “Bununla beraber
doğu da Allah’ın
batı da Allah’ındır. Artık nereye dönerseniz dönün
orası Allah’a çıkar. Şüphe yok ki
Allah’ın rahmeti geniştir
O
her şeyi bilendir.”
İnsan olarakbeynimizi ve beynin tüm kapasitesi ile neleri bilebildiğimizi düşünün dostlar! İnsan
doğduğu andan itibaren “kavramaya”
“öğrenmeye” başlar. Bu Alîm olan yüce Allah’ın bir lütfudur. “Yaşamak” için kulun
yaşadığı ortamı bilmesi gerekir.
İnsanlaryaşları ve tahsil düzeyleri ilerledikçe
yani öğrendiklerinin sınırları genişledikçe
ilmin “sonsuzluğunu” görerek
öğrenebildiklerinin
öğrenebileceklerinin yanında
bir hiç olduğunu kavrarlar.
Gül Nebi Muhammed Mustafa (s.a.s.) şöyle buyuruyor: “Bensizin Allah’tan en çok korkanınız ve en ileri takvâ sahibi olanınızım...” (Buhârî
Nikâh
1; Müslim
Nikâh
5
(1401); Nesâî
Nikâh
4.)
Fâtır sûresi (35)28: “Yine insanlardan
hayvanlardan ve davarlardan da türlü renklileri vardır. Kulları içinde Allah’tan ancak âlimler korkar. Şüphe yok ki Allah Azîz (çok güçlü ve gâlip)dir
Ğafûr (çok bağışlayıcı) olandır.”
Vücudumuzda bile henüz 21. yüzyıl ilminin çözemediği binlerce “sır” varkenetrafımızı saran atmosferi
üzerinde yaşadığımız dünyayı tefekkür ederek dünyevî mâsivâyı aştığımız zaman
ilim bineği “bilmek” fiilinin en muhteşem getirisini yaşar ve Yüceler Yücesinin; Ezel ve Ebed Sultanı bir Alîm’in kapısı önünde durur
secdelere kapanarak
“VarsınAllah’ım Varsın!
BirsinAllah’ım Birsin!
Oldeyince olduran
Sen her şeyi bilensin!” derizancak dostlar!
Talâk sûresi (65)12: “Allah O’dur ki yedi göğü ve yerden de onlar kadarını yarattı. Emir bunlar arasında iner ki Allah’ın her şeye kâdir olduğunu ve Allah’ın bilgisinin
her şeyi kuşattığını bilesiniz.”
Sebe’ sûresi (34)2: “Yere ne giriyor ve ondan ne çıkıyor
gökten ne iniyor ve ona ne çıkıyorsa (Allah) hepsini bilir. O çok merhamet edicidir. Çok bağışlayıcıdır.”
En’âm sûresi (6)13: “Gecede
gündüzde barınan her şey O’nundur. O
her şeyi işitendir
her şeyi bilendir.”
O’nun bilmesine “karanlık geceler” örtü değildir dostlar! Oaydınlıkta da gören ve bilendir
karanlıklarda da olup biteni gören ve bilendir!
En’âm sûresi (6)96: “Karanlığı yarıp tanyerini ağartan O’dur. Geceyi
dinlenmek için; güneşi
ay’ı (vakitlerinizi) hesaplamak için yaratmıştır. İşte bu
her şeye gâlip gelen ve her şeyi bilen Allah’ın takdiridir.”
Yâ-Sîn sûresi (36)38: “Güneş de kendisine ait yörüngede akıp gidiyor. İşte bu çok güçlü ve her şeyi bilen Allah’ın takdîridir.”
SenAlîm olansın
her şeyi hakkıyla bilensin Rabbim!
Kâinatıngörünür ve her biri muhteşem bir nîzamın eseri olan varlığı
senin sonsuz ilminin
kudretinin elinde iken
Sen
bu “acîz” kulunun gönlündekileri de bilensin; aklından geçirdiklerini
beyninin en ücra köşelerinde tüm insanlardan sakladıklarını da...
Fâtır sûresi’nde (35)(38): “Şüphe yok ki Allah
göklerin ve yerin gaybını bilir. Elbette O
sinelerin içinde olanları da bilir.” buyuran Rabbim
Sen
sinelerin özünü bilensin!
Kulun mutluluğu için sadece bu âyet yeter Rabbim!
Âlemlerin RabbiEnbiyâ sûresi’nde (21)
4. âyetinde şöyle buyuruyor: “Peygamber: “Benim Rabbim gökte ve yerde (söylenen) her sözü bilir. O
her şeyi işitendir
her şeyi bilendir” dedi.” Yetmez mi?
Secde sûresi (32)6: “İşte görüleni de görülmeyeni de bilen
her şeye gücü yeten
çok merhametli olan O’dur.”
En’âm sûresi (6)3: “O
göklerde de
yerde de (tek ma’bûd) Allah’tır. Sizin gizlinizi
açığınızı ve ne kazanacağınızı da bilir.”
En’âm sûresi (6)59
60: “Gaybın anahtarları O’nun katındadır
onları O’ndan başkası bilmez
karada ve denizde olanları O bilir ve bir yaprak düşmez ki
onu O bilmesin; ne toprağın karanlıklarında bir tane
ne de kuru ve yaş hiçbir şey yoktur ki
o her şeyi açıklayan Kitap’ta bulunmasın. Sizi geceleyin ölü (gibi) yapan
gündüzün ne yaptıklarınızı bilen
sonra sizi (Kendisi tarafından) takdir edilmiş olan bir ecel tamamlanması için geri döndüren (uyandıran) O’dur. Sonunda da dönüşünüz ancak O’nadır. Sonra bütün yaptıklarınızı size O haber verecektir.”
Kulunun geçmişini de geleceğini de bilendir O! Vekulunu
bilişiyle sarmalayandır O!
Oadeta
“Bana güven kulum
geçmişinden hüzünlenme. Af ve bağışlamam ile kucaklıyorum seni
gelecekten de endişe etme
koruyuculuğum ile sarmalıyorum seni! Sen
bana inan
bana sarıl” der kuluna!
“Doğacak ve ölecek”ler onun ilmindedir!
“Ömür süresi” hiç kimsenin bilgisinde değilsadece O’nun ilminde ve elinde olup
“ol” emrinden “öl” emrine kadar kulunu yürütendir O! Bu süreyi
kimse
ne bir dakika öne
ne bir dakika sonraya alamaz dostlar!
Ra’d sûresi (13)8: “Her dişinin neye gebe olduğunu Allah bilir. Ve rahimler ne eksiltir
ne arttırır
onu da bilir. O’nun katında her şeyin bir ölçüsü vardır.”
Nahl sûresi (16)70: “Allah
sizi yarattı
sonra da sizi öldürecektir. İçinizden kimi de
biraz bilgiden sonra eşyayı önceki bildiği gibi bilmesin diye ömrün en kötü çağına kadar yaşatılır. Şüphesiz ki Allah çok bilgili ve büyük kudret sahibidir.”
İnsançok kompleks bir yapıda yaratılmıştır dostlar. İç âlemi ile her “âdem”; bir “âlem”dir!
İnsançevresindeki herkesten
en yakınından bile her şeyi gizleyebilir; insanlardan
aklından geçenleri
gönlündeki hazineleri saklayabilir
karşısındakine hiç hissettirmeden
aklındakinden çok farklı şeyler söyleyebilir.
İnsanoğluher şeyi
herkesten gizleyebilir ama onu yaratan
o muhteşem
beden fabrikasını inşa eden
o beyin ve kalbin gerçek sahibinden hiçbir şey gizleyemez.
Zira O“sinelerin özünü bilendir”!
İnsanlara yapılacak “iyilik” de “kötülük” de O’ndan gizli kalmaz! Zira O“her şeyi bilen”dir dostlar!
Mü’min sûresi (40)19: “Allah
gözlerin hain bakışını da bilir
gönüllerin gizlediğini de.”
Hûd sûresi (11)5: “Dikkat edin! Görmüyor musunuz
onlar düşmanlıklarını gizlemek için göğüslerini çeviriyorlar. İyi bilin ki
onlar örtülerine bürünürlerken
neyi gizleyip
neyi açığa vurduklarını Allah biliyor. Çünkü O
göğüslerin özünü bilendir.”
Kulunu yaratanona dünyayı alış-veriş pazarı eyleyen Allah
yaşamak için gerekli “rızkı” da yaratmış ve daha kulu dünyaya gelmeden
rızkını da “takdir” etmiştir dostlar.
Şûrâ sûresi (42)11
12: “O göklerin ve yerin yaratıcısıdır. O sizin için kendi nefsinizden eşler ve hayvanlardan da çiftler yaratmıştır. O
sizi bu düzen içerisinde üretip çoğaltıyor. O’nun benzeri olan hiçbir şey yoktur. O
her şeyi işiten ve görendir. Göklerin ve yerin kilitleri O’na aittir. O dilediğine rızkı genişletir ve daraltır. Şüphesiz ki O
her şeyi hakkıyla bilendir.”
Verdiği rızktanihtiyaç içindeki kullarına da verilmesini isteyen
“verişleri” bire on
bire yüz
bire bin ile mükâfatlandırırken
kulunun ezelden
“neyi”
“nereye”
“ne kadar” harcayacağını da bilendir O!
Bakara sûresi (2)268: “Şeytan sizi fakirlikle korkutup çirkin şeyi (cimriliği) telkin eder. Allah da lütfundan ve bağışlamasından birtakım vaatlerde bulunuyor. Allah lûtfu geniş olandır
her şeyi bilendir.”
Biz insanlar için “zaman”en büyük “sır örtüsü”dür dostlar! Ancak
yaşadığımız ve bitirip arkaya dönüp bakarak kavrayabildiğimiz bir zaman dilimini görebiliriz. Ve ancak
yaşadıkça
o zaman diliminde olanları bilebiliriz!
Ama kâinatı yoktan var eden Sultan“zaman”a da hükmeder! Ezelden ebede kadar olacaklar
ancak O’nun ilmindedir.
Lokmân sûresi (31)34: “Şüphesiz ki
kıyamet saatinin bilgisi Allah yanındadır. Yağmuru O yağdırır
rahimlerde ne varsa (erkek veya dişi oluşunu
saîd veya şakî olacağını
renk ve özelliklerini) O bilir. Hiçbir kimse yarın ne kazanacağını bilmez. Hiçbir kimse hangi yerde öleceğini de bilemez. Şüphesiz ki Allah her şeyi hakkıyla bilir
her şeyden haberdardır.”
Ve dostlarYüce Allah (cc)
Sebe sûresinin (34)
39’uncu âyetinde şöyle buyurur: “De ki: Rabbim kullarından dilediğine rızkı genişletir.”
Tâ-Hâ sûresi (20)114: “Hak olan
gerçek hükümdar olan Allah yücedir. (Ey Muhammed!) Kur’ân sana vahyedilirken
vahiy bitmeden önce (unutma korkusu ile) Kur’ân’ı okumada acele etme; ‘Rabbim! ilmimi artır’ de.”
Allah (cc)Peygamber Efendimize (s.a.v.) ilim dışında herhangi bir şeyin artırılması için dua etmesini emretmemiştir. Zira ilim bitmez tükenmez bir hazinedir; “hak” ile “bâtıl”ı birbirinden ayırmanın tek yoludur. İnsanın ilmi arttıkça
tevazuu da artar!
Hz. Ali (k.v.)yakın dostlarından Kûfeli Kümeyl bin Ziyâd’a şöyle demiştir: “Kümeyl
ilim maldan hayırlıdır. Çünkü ilim seni
sen ise malı korursun. İlim hâkim
mal mahkûmdur. Mal harcanmakla eksilir
ilim sarfiyatla artar.” (Kandehlevî
Muhammed Yusuf
Hayâtü’s-Sahâbe
III
159.)
Zümer sûresi (39)9: “Yoksa o
gece saatlerinde kalkan
secdeye kapanıp
kıyama durarak daima vazifesini yapan
ahireti hesaba katan ve Rabbinin rahmetini uman kimse gibi olur mu? De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” Ancak temiz akıl sahibi olanlar anlar.”
Doğru bilgi ve iliminsanı “şirk”ten arındırır dostlarım ve Allah’a gerçek manada kul olmaya yöneltir.
Fâtır sûresi (35)28: “Yine insanlardan
hayvanlardan ve davarlardan da türlü renklileri vardır. Kulları içinde Allah’tan ancak âlimler korkar. Şüphe yok ki Allah Azîz (çok güçlü ve gâlip)dir
Ğafûr (çok bağışlayıcı) olandır.”
İlim sahibi insanlarCenâb-ı Hakk’ı nasıl bilip tanımak gerekiyorsa öylece bilirler. Böyle olanlar
gönüllerinde ve kalplerinde Allah sevgisini ve saygısını sürekli hissederler.
Bir mü’mininAllah (cc) hakkındaki bilgisi
ilmi ne kadar ileri ise
o insan
Peygamberimizin uyarılarından o kadar yararlanır
kendini maddi ve manevi kirlerden o kadar temizler ve kötülüklerden de o derece korunur. Bundan dolayı
bu ilme sahip
en “üstün insan” oluşundan dolayıdır ki
Peygamber Efendimiz (sav): “Şu topluluklara ne oluyor ki benim yaptığım şeyi yapmaktan çekiniyorlar. Allah’a yemin ederim ki
ben onların Allah’ı en çok bileniyim ve en çok Allah’tan korkanıyım.” buyurur. (Buhârî
Edeb
72.)
Ey Alîm olan Rabbim!
Lütfunla ilmimizi artırSeni bilenlerden olalım!
Seni bilerek yaşayıpdünya hayatını bu bilinçle maddi
manevi kazançlara çevirenlerden olalım yâ Rab!
İlim deryana dalıp serinledikçehissettiklerimizi ışık ışık çevresine yayarak
Peygamber Efendimizin (s.a.s.) “Yalnız şu iki kimseye gıpta edilmelidir: Biri
Allah’ın kendisine verdiği malı hak yolunda harcayıp tüketen kimse
diğeri
Allah’ın kendisine verdiği ilimle yerli yerince hükmeden ve onu başkalarına öğreten kimse.” (Buhârî
İlim
16
Müslim
Müsâfirîn 268.) buyurduğu
ilmiyle amel eden kullarından eyle bizi Ya Rabbi!
“SadeceAllah’ın kendisine verdiği malı
O’nun yolunda harcayan “zengin” ile
Allah’ın kendisine lütfettiği ilimle
yerli yerince hükmeden ve onu da başkalarına öğreten âlime gıpta edilir!” hadisindeki “ilmiyle âmil” kullarından eyle bizi Ya Rabbi! Ve
Yüce Rabbim!
Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s.):
“Şüphesiz ki Allahmelekleri
gök ve yer ehli
hatta yuvasındaki karıncalar bile
hatta balıklar bile
insanlara hayrı öğretenlere dua ederler.” (Tirmizî
İlim
19. Hadis no: 2686.) buyuruyor!
Senbizi
ilminle süslenip
ilminle hayra koşanlardan ve bu zenginlikle tüm kâinattan dua alanlardan eyle Allah’ım!
Öyle bir hayat sürdür kiSana kavuşmak bize “vuslat”; geride bıraktıklarımıza “hasret” olsun... Âmîn.