Konu içeriği: SİLSİLE-İ SAADAT Hace Alâüddin-i Attar (k.s.) Alâüddin-i Attar hazretleri Buhara'da yetişen en büyük evliyadandır. Silsile-i aliyyenin on altıncısıdır. Asıl ismi Muhammed bin Muhammed Buhari’dir. Zengin babası vefat edince oğullarına
Alâüddin-i Attar hazretleriBuhara'da yetişen en büyük evliyadandır. Silsile-i aliyyenin on altıncısıdır. Asıl ismi Muhammed bin Muhammed Buhari’dir.
Zengin babası vefat edinceoğullarına miras olarak çok fazla mal kaldı. Fakat Alâüddin hiç miras kabul etmeyip
Şah-ı Nakşibend Muhammed Behaeddin-i Buhari’ye talebe olmayı tercih etti. Gidip halini arz etti ve talebeliğe kabul buyurulmasını istirham eyledi. Behaeddin Buhari hazretleri ona nazar edip
(Evladım bizim yolumuzda mihnet ve sıkıntı çoktur. Dünyayı ve nefsini terk edebilecek misin?) buyurunca
hiç düşünmeden
(Yapmaya hazırım efendim) dedi. (Öyleyse bugün bir küfe elma al
kardeşlerinin mahallesinde sat!) buyurdu.
Elma sattı
Alâüddinsoylu ve tanınmış bir aileye mensup olmasına rağmen
kibirlenmeden
kardeşlerinin mahallesinde
bağıra bağıra elma sattı. Ertesi gün hocasının huzuruna gelerek
(Emirlerinizi yerine getirmeye çalıştım efendim) dedi. Hocası
(Bugün de kardeşlerinin dükkanı önünde satacaksın) buyurdu. "Peki efendim!" diyerek
ağabeylerinin dükkanı önünde bağıra çağıra elma satmaya başladı. Ağabeyleri
(Bizi elâleme rezil etme
para lazım ise
istediğin kadar verelim
mirasından da fazlasını al
fakat bu işi bırak) dediler. Onları hiç dinlemeyip elma satmaya devam etti. Ağabeyleri
(Madem satacaksın
bizim dükkanın önünde satma!) dediler. O yine dinlemedi. Hakaretler ederek
onu dövdüler. Fakat o
hiçbir şeye aldırış etmedi. Hocasının emrine uymaya devam etti. Ertesi gün hocası
(Artık bu iş tamam) diyerek elma satışı işini bıraktırdı ve onu talebeliğe kabul buyurdu.
Alâüddin-i Attar hazretleri anlatır:
(Hocam beni kabul edinceonu çok sevdim ve sohbetlerinden ayrılamayacak hâle geldim. Bir gün bana
(Sen mi beni sevdin
ben mi seni sevdim?" buyurdu. (Bu aciz hizmetçiye iltifat ederseniz
o da sizi sever) dedim. (Az bekle!) buyurdu. Bir müddet sonra
kalbimde ona karşı sevgiden eser kalmadı. O zaman
(Sevginin kimden olduğunu anladın mı) buyurdu.
Eğer maşuktan sevgi olmaz ise aşığa
Aşığın muhabbeti kavuşturmaz maşuğa.
Talebeliğe kabul edilincecanla başla hizmet etti. Talebelerin arasında parmakla gösterilenlerden oldu. Hocası onun derecesinin çok yüksek olduğunu bildiği için
bir gün hanımına
(Kızımız büluğa erince haber ver) buyurdu. Kız büluğa girince
hocası
talebesi Alâüddinin odasına gitti. Eski bir hasır üzerinde kitap okurken gördü. Başının altına koyduğu bir tuğlasından başka bir şeyi yoktu. Hocası
(Eğer kabul edersen
büluğa gelmiş bir kızım var. Seninle evlendireyim) buyurdu. Alâüddin
(Büyük lütuf buyurdunuz. Fakat görüyorsunuz
hiçbir şeyim yok) dedi. Hocası
(Kızım sana takdir edilmiştir. Rızkınızı da
ü teâlânın göndereceği bildirilmektedir) buyurdu. Bir müddet sonra evlendiler.
Nehre atladı
Behaeddin-i Buhari hazretleritalebeleri ile kıra çıkmıştı. Yolda bir nehirden geçiyorlardı. Nehir yeni yağan yağmurlarla taşıp kabarmış
ağaçları kökünden söküp götürüyordu. Hocaları (Alâüddin atla!) buyurdu. O da
hemen nehrin içine atladı. Sularda kayboldu. Talebeler şaşkınlık içinde idi. Ancak hocalarına bir şey soramadılar. Hocaları
kır gezisinden akşam üzeri geri dönerken
köprünün yanına gelince
(Bir eksiğimiz var mı?) diye sordu. Talebeler de
(Evet) dediler. Hocaları elini uzatarak; (Alâüddin gel!) buyurdu. Alâüddin nehirden çıktı. Elbiseleri bile ıslanmamıştı. Hocaları
(Bakın
nehir
kökleri sağlam olmayan bütün ağaçları söküp götürüyor. Fakat Alâüddin'in kökü sağlam olduğundan onu götüremedi) buyurdu.
Alâüddin-i Attar hazretleri buyururdu ki:
(Maksada ancak hocanınrızası ile erebilir. Talebeye
bütün işlerini hocasına bırakmak düşer. Hocasının yanında bir tercihi olmamalı. adamları ile sohbet aklı artırır
onları görmek için iki günü geçirmemelidir.)
Vefat edincerüyada gördüler. (ü teâlanın bize verdiği nimetler çoktur. En küçüğü şu ki: Kabrimin 40 fersah (240 km) uzaklığına defnedilmiş olan müslümanların
şefaatim ile affolunacağı bildirildi) buyurdu